umityildirim.com

Gelişimsel nörobiyolojiye eşsiz bir adada yolculuk


 

Okinawa Bilim ve Teknoloji Enstitusu (OIST)

Şubat ayında e-posta kutuma düşen mesaj ile önceden bildiğim fakat yoğun araştırma temposundan dolayı değerlendiremediğim Okinawa bilim ve teknoloji enstitüsünün (OIST) düzenlediği gelişimsel nörobiyoloji kursuna bu yıl başvurma kararı aldım. İşlerin yoğunluğundan dolayı pazar günü (başvurunun son günü) danışmanımdan referans mektubunu alma telaşına girsem de sorunsuz bir şekilde gerekli belgeleri zamanında OIST’in internet sistemine yükledim ve başvurumun değerlendirme sürecini beklemeye başladım. OIST’ın Japonya içerisinde çok özel bir konumu var; görece yeni kurulmuş bir enstitü olsa da finansal kaynakları son derece iyi düzeyde. Dolayısıyla kursa seçildiğiniz takdirde tam finansal destek almanız söz konusu. Başvuruyu yaptıktan 1.5 ay sonra organizasyon ekibinden gelen e-posta ile kursa katılma hakkını kazandığımı öğrendim. Bizden araştırmalarımız ile ilgili 8 dakikalık bir konuşma ve poster sunumu hazırlamamızı istediler. Program 2 haftalık periyoda yayılmış ve alanında son derece önemli öncü bilim insanları konuşma vermek üzere davet edilmiş. Bu bakımdan bilgili dolu günler bizi bekliyordu.

Okinawa adasına, Tokyo’dan yaklaşık üç saat süren bir uçak yolculuğu ile başkent Naha’da bulunan havaalanı aracılığı ile ulaşabiliyorsunuz. Bizi OIST tarafından görevlendirilmiş son derece profesyonel bir ekip karşıladı ve OIST’in bulunduğu Onna şehrine araç ile ulaşımımızı sağladılar. Kurs katılımcıları OIST’in ana kampüsünden 3 km uzakta bulunan Okyanus manzaralı rezidansında ağırlanıyordu. İlk gece Harvard’dan gelen oda arkadaşım Ryan ile tanışıp biraz çalışmalarımız hakkında konuştuktan sonra programın ilk günü için hazırlıklar yapmaya başladık zira ikimizin de konuşması ilk gün aynı oturumdaydı.

1. gün:

İlk gün çok önemli bir ismi 1995 yılı Nobel tıp ödülü sahibi Dr. Chiristiane Nüsslein-Volhard’ı ağırlıyorduk. Kendisinin ilerleyen yaşına rağmen halen

Dr. Christiane Nüsslein-Volhard

2 saatlik konuşma vermesi, konferanstan konferansa koşuşturması doğrusu son derece hayranlık uyandırıcıydı. Dr. Volhard, sunumunda kendisinin de araştırmalarda öncülük ettiği pigment hücrelerinin balıklarda deriye çeşitli renk ve desen verme süreçlerini elde ettikleri bulgular ışığında bizimle paylaştı. Dr. Volhard, konuşmasının başların da Charles Darwin’den başlamak üzere bize insanoğlunun nasıl canlılardaki renk ve desen değişiklikleri ile ilgilenmeye başladığının tarihsel sürecini anlattı. Deney hayvanı olarak üzerinde çalıştıkları zebra balıklarında pigment hücrelerinin deride renk ve desenleri hem genetik hem de çevresel faktörler ile nasıl oluşturduğu hakkında elde ettikleri detaylı bulguları bizimle paylaştı. Özellikle, zebra balıklarında bulunan üç önemli pigment hücresi olan Melanophore, Xanthophore, Idiophore’un desenleri oluştururken kendi aralarında nasıl bir etkileşim de bulunduklarına değindi. İnanılanın aksine güneş ışınlarının derideki desen ve renklerin oluşmasında tek etken olmadığını; bunu yanı sıra çevrenin ve derinin yapısının da rolleri olduğundan bahsetti.

Dr. Volhard’ın sunumda bence en önemli husus pigment hücrelerin esasen sinir kökenli hücrelerden (Neural crest cells) oluştuğunu gösteren bulgulardı. Öyle görünüyor ki renk pigmentleri ile sinir hücreleri arasında gelişimin ilerleyen aşamasında da bir iletişim söz konusu. İnsanlar gibi memeli canlılarda neden tek bir pigment hücresi (Melanocyte)’in bulunduğunu sorduğumda; Dr. Volhard bunun memelilerde bulunan Melanocyte’larin son derece gelişmiş özeliklerinden dolayı olduğunu ve evrimsel olarak memelilerin başka pigment hücrelerine ihtiyacının kalmadığını belirtti.

Öğleden sonraki oturumlar ise dünyanın her yerinden gelen kurs katılımcıların çalışmaları ile ilgili yaptığı kısa sunumlar ile devam etti.

2. gün:

İkinci günün en önemli konuğu, gelişim dönemindeki sinir hücrelerinin plastisitesi alanında dünyaca tanınan çok önemli bir araştırmacı olan Dr. Takao Hensch’ydi. Son derece göz kamaştırıcı bir araştırma kariyeri olan Dr. Hensch, konuşmasında görme sisteminde duyma sistemine kadar gelişimin ilk evrelerinde sinir hücrelerinin nasıl evirildiğini ve bu evirilme sürecinde hangi faktörlerin görev aldığını elde ettiği bulgular ile bizlere anlattı. Son derece ilgi çekici olan konuşmasında özellikle gelişimini tamamlamış bir Beyin’de sinir hücrelerine tekrar plastisite kazandırabilmenin olanaklarından bahsetti. Bu konularda yapılan ilerlemeler ile görme ve işitme bozuklukları ile ilgili önemli çözümlerin olabileceğine değindi. Konuşmasında en dikkat çekici noktalardan birisi de düzenli egzersizin beyin hücrelerine ve performansına olan pozitif katkısını gösteren sonuçlardı.

Öğleden sonra ki oturumda katılımcı doktora öğrencileri çalışmaları ile ilgili sunumlar verdiler.

3. gün:

Kursun üçüncü gününde iki önemli konuğu ağırlıyorduk. Sabah oturumunda Stanford Üniversitesinden Dr. Stephen Liberles, vücuttaki duyu sistemlerin gelişim sürecinden bahsetti. Beynin koku alma bölgesindeki sinir hücrelerinin nasıl oluyor da yüzlerce çeşit kokuyu algılamaya yönelik geliştiğini deneysel ve matematiksel yöntemler kullanarak elde ettiği bulgular ışığında bizlere anlattı. Beynin koku alma bölgesinde (Olfactory bulb) bulunan sinir hücrelerin hangi reseptörleri ekspirese ettiğini ve bu reseptörlerin kokuya duyarlı sinir hücrelerinde ne gibi değişiklikler oluşturduğuna da değindi. Dr. Liberles, sunumunun sonunda bazı sinir hücrelerinde bulunan bir iyon kanalı olan piezo2’nun optogenetik yöntemler ile aktifleştirmesinin akciğerlerde genişlemeyi oluşturup daha çok havanın akciğerler tarafından tutulmasını sağladığını gösteren sonuçları da bizimle paylaştı. Bu buluşun bir takım solunum ile ilgili rahatsızlıkların çözümün de önemli rol oynayacağı düşünülüyor.

Öğleden sonraki oturumda konuşmacı; Kyoto Üniversitesinden Dr. Mineko Kengakuy’du. Dr. Kengaku hücre hareketleri ve göçleri ile ilgili yaptığı çalışmalar ile biliniyor. Konuşmasının ana konusu da gelişim esnasında beyin ve diğer sistemlerdeki hücre hareketleri üzerineydi. Sunumunun birinci bölümünde genel olarak hücrelerin taşınmasında rol oynayan mikrotübül moleküllerin fonksiyonlarına değinen Dr. Kengaku, ikinci bölümde ise bu yapıların sinir hücrelerinin taşınmasında nasıl rol oynadığı hakkında bize geniş bilgiler verdi. Özellikle beynin gelişim evresinde yoğun olarak gözlemlenen hücre göçlerinin hangi matematiksel düzenle gerçekleştiği hakkında elde ettiği bulguları bizimle paylaştı. Son derece ilginç bilgiler öğrendiğimiz konuşmanın ardından üçüncü gününde sonuna gelmiş olduk.

4. gün:

Dördüncü günün ilk konuşması Max Planck Florida enstitüsünden Dr. Ryohei Yasuda’nındı. Dr. Yasuda, geliştirdiği deney teknikler ile dünya çapında bilinen bir araştırmacı. Konuşmasının ilk bölümünde Förster rezonans enerji transfer (FRET) tahlilleri ile Fluorescence life imaging microscopy (FLIM) hakkında detaylı incelemelerini bizimle paylaştı. Araştırmalarımda da uzun bir süredir kullandığım FRET sistemlerinin çok ince detaylarını Dr. Yasuda’dan öğrenmek benim için güzel bir sürpriz oldu. Bunun yanı sıra FLIM tekniğin bir tek sinir hücresini bile ileri derece bir netlikte görüntüleyebildiğini bilmek; ilerleyen araştırmalarımızda bu teknikten yararlanmayı kaçınılmaz hale getiriyordu.

Konuşmanın son bölümünde Dr. Yasuda, Nature gibi prestijli bilim dergilerinde yayınlanan, geliştirdikleri teknikleri kullanılarak yapılan araştırmalardan bahsetti. Bu yayınlarda en ilgi çekici özelliklerden biri de Dr. Yasuda ve ekibinin geliştirdiği vSLENDR (virus mediated single-cell labeling of endogenous protein) yöntemi ile gen düzenleme tekniği olan CRISPR-Cas9 birleşimi sonucunda yüksek derece doğrulukla sinir hücrelerinin işaretlenebiliyor olmasıydı. Geleneksel yöntemlerin aksine görüntülenmesi son derece güç olan bir takım hücrelerinde bu teknikle görüntülenmenin önünün açık olduğuna da Dr. Yasuda değindi.

Öğleden sonraki oturumda Kanazawa Üniversitesinden çok önemli bir kök hücre biyoloğu olan Dr. Hiroshi Kawasaki’yi ağırlıyorduk. Dr. Kawasaki, embryonik kök hücrelerin sinir hücrelerine dönüştürme tekniği olan Stromal-cell derived inducing activity (SDIA) kâşifi olarak biliniyor. Konuşmasının ilk bölümünde bu keşfi nasıl gerçekleştirdiğinden bahsederken, kök hücrelerin çevresindeki hücrelerden ileri derecede etkilendiğinin altını çiziyordu. Bunun yanı sıra FGF gibi bir takım büyüme faktörlerinde kök hücrelerdeki farklılaşmada oynadığı rollerden bahsetti. Dr. Kawasaki, konuşmasının son bölümünde doğumun beyin gelişimdeki rolü üzerine yaptığı araştırmalarının sonuçlarını bizimle paylaştı. Son derece ilgi çekici olan bu sonuçlarda, doğum ile birlikte sinir hücrelerinden serotonin hormonunun salgılanmasının düşüşe geçtiği buna paralel beyin gelişimin hızlandığı gösteren sonuçları bizimle paylaştı. Serotinin hormonun aktif halde kalmasının erken dönemde beyin gelişimde olumsuz etkileri olduğu bilmek çok ilginç olduğu kadar bir o kadar cevaplanması gereken soruyu da beraberinde getiriyordu.

5. gün

İlk konuşmacı Londra Franscik Crick Enstitüsünden Dr. Iris Salecker’di. Dr. Salecker, meyve sineklerinde görme sistemlerinin gelişimi sürecinde glial hücrelerinin rolleri üzerinde elde ettiği bulguları bizimle paylaştı. Özellikle astrositlerin meyve sineklerinde görme sistemi gelişirken sinirler arası bağlantıların oluşmasında oynadığı kritik önemdeki görevleri elde ettiği bulgular ile bizimle paylaştı. Bununla birlikte bir çok önemli genetik faktörün görme sisteminin gelişiminde nasıl rol aldığını öğrendik.

Öğleden sonraki oturumun konuşmacısı Tohoku Üniversitesinden Dr. Noriku Osimu’ydu. Dr. Osimu, son derece ilgi çekici bir konuşma verdi. Otizm gibi bir takım nörolojik rahatsızlıkların yeni nesillere Baba’dan aktarılma ihtimali olduğunu gösteren bulgularını bizimle paylaştı. Beni en çok şaşırtan ise ileri yaştaki erkeklerin sperm kalitesine düşmesine bağlı olarak çocuklarında oluşabilecek bir takım nörolojik komplikasyonların ihtimalini arttığını gösteren sonuçlardı. Bir başka değişle erken yaşta çocuk sahibi olmak sadece kadınlar için değil erkekler içinde sağlıklı bir çocuk dünyaya getirme bakımından önemli olduğunu elde ettiği deneysel bulgular gösteriyordu. Dr. Osimu, konuşmasının sonlarında ise çocuklarda görülen nörolojik bozuklukların hangi bir takım faktörlerin etkisi altında oluştuğundan da bahsetti.

6. gün

Dr. Erwin Neher

Kursun altıncı gününde elektro-fizyoloji alanında çok önemli iki ismin sunumunu takip etme şansını bulduk; Dr. Tomoyuki Takahashi ve sinirbilimlerinde çok önemli bir yeri olan elektro-fizyoloji tekniği patch clamp’in kâşifi Nobel Ödüllü bilim adamı Dr. Erwin Neher’di. İlk sunumu bizi konuya hazırlaması adına Dr. Takahashi verdi. Bize temel olarak sinir hücrelerinde iyon kanallarının yapısını ve bunların hangi koşullarda iyon akışını sağladığını anlattı. Bunu yanı sıra, sinir hücrelerinde sinaps bölgelerinde oluşan keselerin iyon akışındaki rollerinden bahsetti. Bununla birlikte tüm bu işlemlerin ardında yatan fizik ve matematiğe de değindi.

Dr. Takahashi’nin sunumunun ardından, Dr. Neher sahneyi alıyordu. Dr. Neher, patch clamp tekniğini nasıl bulduklarının kısa bir tarihçesini anlattıktan sonra bu alandaki son gelişmelerden bahsetti. Sinir hücrelerinin akson uçlarında bulunan keseciklerin iyon kanalları üzerindeki etkilerine detaylı bir şekilde değindi. Ozellikle superpriming adını verdikleri sinaptik keselerin, sinirler arası bağlantıda pozitif rollerini gösteren bir dizi sonuçları bizimle paylaştı. Elektro-fizyoloji alanında kısıtlı bilgilerimin olmasına rağmen işin duayenlerinden ileri seviye bilgiler almak çok heyecan vericiydi. Günün sonunda Dr. Neher ve Dr. Takahashi’nin aralarında yaptığı fikir tartışmalarını takip etmek bizim acımızdan unutulmaz bir an oldu. Dr. Neher ve Takahashi sunumlarını yaparken, Dr. Ege Kavalalı’nın çalışmalarına da atıfta bulunduklarına ayrıca değinmek isterim.

 

7. gün

Yedinci günün ilk konuşmasında yine alanında uzman olan iki ismi ağırlıyorduk. San Diego Kaliforniya üniversitesinden, Dr. Yimin Zou ve RIKEN beyin araştırmaları enstitüsünden, Dr. Yoshihiro Yoshihara. Dr. Yimin Zou, sinirlerdeki akson uçlarının hareketlerini kontrol eden molekülleri ve rollerinden bahsetti. Bununla birlikte axon hareketlerin sinaps oluşumdaki etkilerine de değindi. Dr. Zou, sunumunun sonunda laboratuvar koşullarında buldukları faktörlerin; omurilik yaralanmalarında iyileşmeyi ve sinirsel bağlantıların hızını artırdığını gösteren bulguları bizimle paylaştı. Bu tip omurilik yaralanmalarına sahip hastalar için klinikte kullanılabilecek moleküllerin keşfi üzerine çalışmalarını yürüttüğünü de belirtti. Bu gelişmeyi duymak bizler için heyecan vericiydi.

Öğleden sonraki konuşma da ise Dr. Yoshihara, beynin koku alma bölgesindeki sinirlerin davranışların oluşumundaki etkisini zebra balıkları üzerinde yaptığı çalışmalarda elde ettiği bulgular ışığında bize anlattı. Özellikle bu balıklarda görülen alarm davranışı dediğimiz kaçış hareketlerin beyinde kodlanış süreçlerine değindi. Bununla birlikte olfactory bulb denilen beynin koku hissetme sinirlerinin bulunduğu bölgenin geçirdiği gelişim ve ulaştığı anatomik yapıyı bizimle paylaştı. Sunumu esnasında Zebra balıklarında bir çok davranışın koku alma duyusu ile olan ilişkisini gösteren görsel videoları izlemek çok heyecan vericiydi.

8. gün

Sekizinci günde Los Angeles Kaliforniya Üniversitesinden Dr. Felix Schweizer ve Dr. Stephanie White’i ağırladık. Dr. Schweizer, kariyer yolculuğunun kısa bir özeti sunduktan sonra bizlere sinirlerdeki sinaps bağlantıların gelişimi ve amaçları üzerinde detaylı bir sunum verdi. Özellikle, burun bölgelerimizde yaşamını sürdüren zararsız mikroorganizmaların serotonin, dopamine gibi sinir hücrelerinin ürettiği proteinler salgıladığını ve bunu da beynimiz ile iletişim kurma amaçlı yaptıklarını belirten bulgular sunması doğrusu çok ilgi çekiciydi. Aslında vücudumuzda yaşayan mikroorganizmaların esasen bize ve düşüncelerimize direkt etkisi olduğunu öğreniyorduk. Dr. Schweizer, konuşmasının son bölümünde kullandığı ileri görüntüleme sistemleri ile hücrelerin neden hem elektriksel hem de kimyasal iletişimi tercih ettiklerinin anlamaya çalıştıklarını aktardı. Elde ettikleri ilk veriler bu konuda tatmin edici cevaplara yakında ulaşacağımızı gösteriyordu.

Öğleden sonra ki oturumda Dr. Stephanie White, ötücü kuşların üzerinde yaptığı çalışmalarda beynin sese bağlı öğrenmeyi nasıl gerçekleştirdiğin ip uçlarını sunumunda bize gösterdi. Gelişimin kritik safhalarında bebeklerin dil öğrenmesinden, davranış öğrenmesine kadar sesin beyindeki etkilerinin sonuçlarını sorgulayan çalışmasını takip etmek çok heyecan vericiydi. Benim dikkatimi çeken ise ötücü kuşların karşı cinsle düet davranışları gösterirken; erkek ötücü kuşların kendi aralarında bir düet aktivitesinde bulunmamasıydı. Bunun nedeni Dr. White’a sorduğumda erkek ötücü kuşların iletişim amaçlı birbirleri ile diyalog kurduklarını fakat düet davranışının karşı cinsle gerçekleştirmelerinin farklı ses, ton ve frekanslarının tamamlayıcı etkisinden olduğunu belirtti.

9. gün

Dokuzuncu günde Singapur Nanyang Teknoloji Enstitüsünden Dr. Suresh Jesuthasan ile Kyoto Üniversitesinden Dr. Yasunori Hayashi’nin konuşmasını takip ettik. Dr. Jesuthasan’da, Dr. Yoshihara gibi zebra balıklarında alarm hareketi dediğimiz kaçış yüzüşüne neden olan molekülün tanımlaması üzerine yaptığı çalışmaları bizimle paylaştı. Elde ettiği bulgularda zebra balıklarında bu kaçışa sebep olan moleküllün bu balıkların derisinde bulunan mikroorganizmalar tarafından sentezlendiğini gösteriyordu. Bunu yanı sıra, Dr. Jesuthasan ışığın balıklarda bir takım sinirlerin aktivitesini arttırdığını gösteren bulgularını bizimle paylaştı. Son olarakta, beyinde bulunan küçük bir bölge olan Habenula’nın psikolojik durum üzerindeki etkileri olduğuna değindi.

Öğleden sonraki oturumda Dr. Yasunori Hayashi, gelişen mikroskop teknolojilerin sinirbilimlerindeki uygulamaları üzerine bir konuşma verdi. Bu ileri düzey görüntüleme sistemleri ile sinir hücreleri arasındaki iletişimi sağlayan proteinleri ve sinirlerin yapısal gelişiminde rol oynayan faktörleri rahatlıkla gözlemlediğimizi gösteren bulguları bizimle paylaştı. Bu gelişmelerin çözülmeyi bekleyen bir çok bilinmezliği de gün yüzüne çıkaracağını vurguladı.

10. gün

Onuncu günde Stanford Üniversitesinden Dr. Nirao Shah ile Tokyo Üniversitesinden Hiroshi Kohsaka’yi ağırladık. Dr. Shah, sosyal davranışların kadın ve erkekteki farklılıklarını beyin mekanizmaları ölçeğinde inceleyen çalışmalar yapıyor. Konuşmasına kadın ve erkek beyninin gelişiminde etkili olan faktörlerden ve farklılıklara neden olan süreçlerden bahsederek başladı. Erkeklerdeki testosteron hormonun bazı enzimler ile östrojene çevrilebildiğinden ve testosterondan çevrilen östrojenin, kadınlardaki östrojen ile aynı olup olmadığı hususunda ise bir netliğin olmadığına değindi. Konuşmasının sonunda kadın ve erkek beynin de aynı bölgedeki aynı sinirlerin aktifleşmesinin bazen farklı davranışların oluşmasını tetiklediğini belirtti. Aynı sinirleri, farklı cinsiyetlerde farklı davranışların oluşmasına niye neden olduğunun halen bilinmediği ve bu konu ile ilgili çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti.

Öğleden sonraki oturumda ise Dr. Kohsaka, meyve sineklerinde kas ve hareket sistemlerini düzenleyen sinirlerin birbirleri arasındaki iletişimden bahsetti. Özellikle, kas sistemlerini kontrol eden sinirlerin meyve sineklerinin gelişimi sürecinde geçirdiği değişime değinen Dr. Kohsaka, bu sinirlerin birbirleriyle olan bağlantılarında nasıl bir yol izlediklerine yönelik elde ettikleri bulguları da bizimle paylaştı.

11. gün

Kursun son gününde Stanford Üniversitesinden Dr. Thomas Clandin ile RIKEN beyin araştırmaları merkezinden Dr. Hitoshi Okamoto’yu ağırladık. Dr. Clandin konuşması başında geçtiği kariyer basamaklarından ve bu süreçte edindiği tecrübelerden bahsetti. Konuşmasının ilerleyen süreçlerinde ise meyve sineklerinde görme sisteminin gelişimsel süreçlerini gösteren bulgularını bizimle paylaştı. Özellikle, beynin görme bölgesindeki sinirlerin birbirleri arasındaki bağlantılarının görme fonksiyonun kontrolünde ne derece önemli olduğuna değindi.

Öğleden sonra ki oturumda ise Dr. Okamoto, bilincin oluşum sürecinde beyinde rol alan bölge ve sinirler üzerine bir konuşma verdi. Son derece ilgi çekici olan konuşmasında, özellikle beyindeki habenula bölgesinin psikolojik durumun oluşmasındaki etkilerine değindi. Örneğin, fareler ve zebra balıklarının kendi aralarındaki rekabetlerinde kazanan ve kaybeden tarafın bunu süreklilik haline getirmesinde habenula bölgesinin kritik rol oynadığını dair elde ettikleri bulguları bizimle paylaştı.

Kurs boyunca gelişimsel sinir biyolojisi alanında çok yeni bilgiler öğrenirken günümüzdeki araştırma trendlerin ne yönde ilerlediğini de anlamamız acısından son derece verimli bir iki hafta geçirmenin mutluluğu içerisindeydik.

OIST-Gelişimsel Nörobiyoloji Kursiyerleri

 

İleri okumalar:

  1. Fadeev A, Krauss J, Frohnhöfer HG, Irion U, Nüsslein-Volhard C. Tight Junction Protein 1a regulates pigment cell organisation during zebrafish colour patterning. Elife. 4. PMID 25915619DOI: 7554/eLife.06545
  2. Singh AP, Frohnhöfer HG, Irion U, Nüsslein-Volhard C. Fish pigmentation. Response to Comment on “Local reorganization of xanthophores fine-tunes and colors the striped pattern of zebrafish”. Science (New York, N.Y.). 348: 297. PMID 25883351DOI: 1126/science.aaa2804
  3. Miki T, Malagon G, Pulido C, Llano I, Neher E, Marty A. Actin- and Myosin-Dependent Vesicle Loading of Presynaptic Docking Sites Prior to Exocytosis. Neuron. 91: 808-23. PMID 27537485DOI: 1016/j.neuron.2016.07.033
  4. Taschenberger H, Woehler A, Neher E. Superpriming of synaptic vesicles as a common basis for intersynapse variability and modulation of synaptic strength. Proceedings of the National Academy of Sciences of the United States of America. PMID 27432975DOI: 1073/pnas.1606383113
  5. Mann, K., Gallen, C.L., and Clandinin, T.R. (2017). Whole-Brain Calcium Imaging Reveals an Intrinsic Functional Network in Drosophila. Curr Biol. 27(15):2389-2396.e4.
  6. Sato M, Kawano M, Yanagawa Y, Hayashi Y. In vivo two-photon imaging of striatal neuronal circuits in mice. Neurobiology of Learning and Memory. PMID 27400866DOI: 1016/j.nlm.2016.07.006
  7. Takesian AE, Bogart LJ, Lichtman JW, Hensch TK. Publisher Correction: Inhibitory circuit gating of auditory critical-period plasticity. Nature Neuroscience. PMID 29915196DOI: 1038/s41593-018-0161-x
  8. Takesian AE, Hensch TK. Balancing plasticity/stability across brain development. Progress in Brain Research. 207: 3-34. PMID 24309249DOI: 1016/B978-0-444-63327-9.00001-1
  9. Cheng RK, Krishnan S, Lin Q, Kibat C, Jesuthasan S. Characterization of a thalamic nucleus mediating habenula responses to changes in ambient illumination. Bmc Biology. 15: 104. PMID 29100543DOI: 1186/s12915-017-0431-1
  10. Jesuthasan SJ, Mathuru AS. The alarm response in zebrafish: innate fear in a vertebrate genetic model. Journal of Neurogenetics. 22: 211-28. PMID 19039707DOI: 1080/01677060802298475
  11. Kawabata Galbraith K, Fujishima K, Mizuno H, Lee SJ, Uemura T, Sakimura K, Mishina M, Watanabe N and Kengaku M.MIM regulation of actin-nucleating formin DAAM1 in dendritic filopodia determines final dendritic configuration of Purkinje cells.
    Cell Rep. in press. (2018)
  12. Williams EK, Chang RB, Strochlic DE, Umans BD, Lowell BB, Liberles SD. Sensory Neurons that Detect Stretch and Nutrients in the Digestive System. Cell. PMID 27238020DOI: 1016/j.cell.2016.05.011
  13. Liberles SD, Buck LB. A second class of chemosensory receptors in the olfactory epithelium. Nature. 442: 645-50. PMID 16878137DOI: 1038/nature05066
  14. Chou MY, Amo R, Kinoshita M, Cherng BW, Shimazaki H, Agetsuma M, Shiraki T, Aoki T, Takahoko M, Yamazaki M, Higashijima S, Okamoto H. Social conflict resolution regulated by two dorsal habenular subregions in zebrafish. Science (New York, N.Y.). 352: 87-90. PMID 27034372DOI: 1126/science.aac9508
  15. Amo R, Fredes F, Kinoshita M, Aoki R, Aizawa H, Agetsuma M, Aoki T, Shiraki T, Kakinuma H, Matsuda M, Yamazaki M, Takahoko M, Tsuboi T, Higashijima S, Miyasaka N, … … Okamoto H, et al. The habenulo-raphe serotonergic circuit encodes an aversive expectation value essential for adaptive active avoidance of danger. Neuron. 84: 1034-48. PMID 25467985DOI: 1016/j.neuron.2014.10.035
  16. Takako Kikkawa, Cristine R Casingal, Seung Hee Chun, Hiroshi Shinohara, Kotaro Hiraoka and Noriko Osumi. The role of Pax6 in brain development and its impact on pathogenesis of autism spectrum disorder. Brain Res. 2018
  17. Tay A, Schweizer FE, Di Carlo D. Micro- and nano-technologies to probe the mechano-biology of the brain. Lab On a Chip. PMID 27161943DOI: 1039/c6lc00349d
  18. Yang T, Yang CF, Chizari MD, Maheswaranathan N, Burke KJ, Borius M, Inoue S, Chiang MC, Bender KJ, Ganguli S, and Shah NM. Social control of hypothalamus-mediated male aggression Neuron, 95:955-970 (2017)
  19. Yamashita M, Kawaguchi SY, Hori T, Takahashi T. Vesicular GABA Uptake Can Be Rate Limiting for Recovery of IPSCs from Synaptic Depression. Cell Reports. 22: 3134-3141. PMID 29562170DOI: 1016/j.celrep.2018.02.080
  20. Colgan LA, Hu M, Misler JA, Parra-Bueno P, Moran CM, Leitges M, Yasuda R. PKCα integrates spatiotemporally distinct Ca and autocrine BDNF signaling to facilitate synaptic plasticity. Nature Neuroscience. PMID 30013171DOI: 1038/s41593-018-0184-3
  21. Osterhout JA, Stafford BK, Nguyen PL, Yoshihara Y, Huberman AD. Contactin-4 mediates axon-target specificity and functional development of the accessory optic system. Neuron. 86: 985-99. PMID 25959733DOI: 1016/j.neuron.2015.04.005
  22. Zachary Daniel Burkett, Nancy F Day, Todd Haswell Kimball, Caitlin M Aamodt, Jonathan B Heston, Austin T Hilliard, Xinshu Xiao, Stephanie A White. FoxP2 isoforms delineate spatiotemporal transcriptional networks for vocal learning in the zebra finch. eLife 2018
  23. Hollis ER, Ishiko N, Yu T, Lu CC, Haimovich A, Tolentino K, Richman A, Tury A, Wang SH, Pessian M, Jo E, Kolodkin A, Zou Y. Ryk controls remapping of motor cortex during functional recovery after spinal cord injury. Nature Neuroscience. PMID 27065364DOI: 1038/nn.4282
  24. Apitz H, Salecker I. Spatio-temporal relays control layer identity of direction-selective neuron subtypes in Drosophila. Nat Commun.2018 Jun 12;9(1):2295. doi: 10.1038/s41467-018-04592-z.




+ Yorum bulunmuyor

Yorum ekle