RoboCop (2014)

RoboCop (2014)

Son yıllarda 80’ler ve 90’lara ait önemli bilimkurgu filmlerinin yeniden yapımları vizyona giriyor. Çocukluk ve gençlik yıllarımızda iz bırakmış bu filmlerin yeniden çevrimleri ne yazık ki orjinallerinin tadından uzaktı. Akla gelen ilk iki örnek olarak Gerçeğe Çağrı (Total Recall) ve Yargıç Dredd’in (Judge Dredd) yeniden çevrimleri gösterilebilir. RoboCop (2014) ise son yıllardaki yeniden çevrim filmler arasında en iyisi olarak öne çıkıyor.

Senaryo ve film hakkında

Geleceğin dünyasında Amerikan ordusu asker kayıplarını azaltmak amacıyla dünyanın çeşitli bölgelerinde robot asker kullanımına geçmiştir. 2028 yılına gelindiğin askeri robot teknolojileri konusunda en önemli tedarikçilerden birisi olan OmniCorp, en önemli pazarı olan ABD içine robot satışı yapamamaktadır. Amerikan halkı robotlar konusunda endişelidir ve vicdanı, ruhu olmayan bu aygıtların ülke içerisinde dolaşmasını istememektedir. OmniCorp bunun üzerine Amerikan halkının kabullenebileceği yarı robot – yarı insan bir polis prototipi yapmaya karar verir. Bugünün de önemli suç şehirlerinden birisi olan Detroit’te görevli polis memuru Alex Murphy suçlular tarafından saldırıya uğrar. Ağır yaralar alan ve vücudunun birçok uzvunu kaybeden Murphy’nin hayatta kalabilmesi için OmniCorp tarafından ailesine teklifte bulunulur. Murphy’nin eşinin anlaşmayı kabul etmesi üzerine şehre artık yeni bir polis kazandırılır: RoboCop.

İlk filmle önemli ölçüde benzerlik taşıyan senaryoda bazı değişiklikler var. OmniCorp şirketi biraz daha insancıl ve şeffaf bir izlenim veriyor (en azından başlangıçta). Alex Murphy’nin vücudunun kullanılması için karısından izin alınıyor, çocuğu babasının yaşaıdğını biliyor. Orijinal filmde Murphy’nin RoboCop’a dönüştürüldüğü gizleniyor ve öldüğü sanılıyordu. Murphy’nin oğlu babasını özel bir hareketi yapmasıyla tanıyordu. Bu detay bu filmde çıkarılmış. Bunun eksikliğini hissetmiyorsunuz, çünkü yerine konulan konsept farklı odak noktaları açıyor. Örneğin ilk filmde RoboCop film sonuna kadar kendisinin kim veya ne olduğundan habersizdi. Bu filmde ise başından itibaren Murphy kim olduğunun farkında, insancıl özellikler taşıyor, mental anlamda daha az mekanik daha çok insan.

Filmde değişen bir başka detay da RoboCop’un zırhının siyah olması. Metal renk zırhın RoboCop’a çok yakıştığı konusunda sanırım herkes aynı fikirdedir. Ancak bu filmde siyah zırhın tercih edilmiş olmasının özel bir nedeni var. Bunu ancak filmin en sonunda anlıyorsunuz ve bu detay hoşunuza gidiyor.

İnsanların robotlardan çekinmesi, korkması veya nefret etmesi yeni bir durum değil. Bir çok filmde daha önce buna benzer konular işlendi. Ancak ilk kez “robofobi” (robot korkusu) terimini duyuyorum ve yakın bir gelecekte bunu sıkça duymaya başlayacağımızı, daha uzun bir gelecekte ise insanların önemli bir kısmının robofobik olacağını tahmin ediyorum. Muhtemelen teknoloji ve robotlar konusunda iyimser olan birçoğumuzun fikrini değiştirecek gelişmeler olacaktır.

ED-209 ve diğer robot askerler Orta Doğu sokaklarında asayişi sağlarken…

Amerikan ordusunun Orta Doğu sokaklarında asayişi robotlarla sağlamaya çalıştığı sahneler, ABD’nin bugün de yapmaya çalıştığı “dünyanın polisliği” rolünü net şekilde ortaya koyuyor. Dünyanın gelişmemiş bölgelerini askeri olarak kontrol altında tutma arzusunu gelecekte de sürdürecek olan ABD’nin insan kullanımını azaltarak uzaktan kontrollü sistemlere geçmesi bugün de varolan bir gerçek. Filmde bunun 2028 yılındaki halini görüyoruz. Sokaklarda dolaşan robot askerler sivil halkı sürekli denetim altında tutuyor.

RoboCop üstün özelliklere sahip bir robot-insan, yenilmez değil. Bunu da yine ilk filmdeki gibi net şekilde görüyoruz. Yeri geliyor 50 tane düşmanı hızla yok ediyor, yeri geliyor güçlü bir düşman veya silah karşısında aciz durumda kalıyor. Yenilmezlik konusunu abartan fantastik film yaklaşımlarından uzak olduğu için bu gerçekçilik kurgusu daha keyifli bir seyir sunuyor.

RoboCop’ın azılı robot düşmanı ED-209’un orjinal filmdeki ve 2014’teki tasarımı

RoboCop’ın azılı robot düşmanı ve hiç kuşkusuz bilimkurgu kültüründe önemli yere sahip robot konseptlerinden birisi olarak zihinlerimizde farklı bir yere sahip olan ED-209 da bu filmde yine yer alıyor. Hem de RoboCop bu sefer bu iki ayaklı dev robotlardan sayıca çok daha fazlasıyla aynı anda kapışmak zorunda kalıyor.

Alex Murphy’nin orijinal filmdekinden daha fazla fiziksel hasara uğraması ve elektro-mekanik desteklerle hayata döndürülmesi, günümüzde yükselişte olan giyilebilir teknolojiler ve onun bir sonraki adımı olan biyonik insana geçişin bizi nerelere götürebileceği konusunda düşünmemize yol açıyor.

Oyuncular

RoboCop’ı canlandıran Joel Kinnaman gerçekten rolüne çok uygun bir seçim olmuş. Bu filmden önce hiçbir önemli filmde rol almayan İsveç doğumlu aktör Kinnaman, RoboCop haline geldikten sonraki hali ile Galli aktör Ioan Gruffudd’ı andırıyor.
Dr. Dennett Norton rolü ile Gary Oldman ve OmniCorp başkanı Raymond Sellars rolü ile Michael Keaton da performansları ile Joel Kinnaman’ın gerisinde kalıyorlar.

Görsel efektler

Filmin başında RoboCop’ın koşmaya başladığı ve ED-209’larla kapıştığı bölümler, görsel efektlerin en iyi kullanıldığı sahneler olarak öne çıkıyor. Yapaylığın fark edildiği kısımlar oldukça az. Bu açıdan bakıldığında abartılı görsel efektler kullanmak yerine gerçekçiliğe önem verildiğini söyleyebiliriz.

Sonuç

Senaryo, kurgusu ve Joel Kinnaman’ın başarılı RoboCop canlandırması ile RoboCop 2014 son birkaç yılın en iyi yeniden çevrim filmlerinden biri olmuş.

+ Yorum bulunmuyor

Yorum yap