Dolly ilk başarılı klonun arkasındaki isim: Ian Wilmut

Prof. Ian Wilmut, ilk başarılı klon koyun Dolly ile

Ian Wilmut ikinci dünya savaşı sırasında Alman bombardımanına maruz kalmış İngiltere’nin eski bir kasabası olan Hampton Lucey’de hayata gözlerini açar. Çocukluk yıllarında çiftçiliğe ilgi duyan Profesör Wilmut’tun bu ilgisi onu Nottingham Üniversitesi’nde ziraat okumaya itti. Yaz stajlarında ise ilgi duyduğu embriyoloji bilimi üzerine odaklandı. 1971 yılında Cambridge Üniversitesi’nden doktorasını aldığında hayvanlar üzerinde genetik mühendisliğine odaklanmış ve tezini domuz spermlerinin dondurulması üzerine yapmıştır. Doktora sonrası yaptığı çalışmaları ile de genetik araştırmalarına yön vermiştir.

1986 yılında katıldığı bir sohbet onun kariyerine yeni bir boyut kazandırır. Bu sohbette Danimarkalı embriyologların gelişimini tamamlamış bir kuzunun embriyo hücrelerinden yeni bir kuzu üretme başarısını göstermesi onu olgun bir koyun vücut hücresinden bir kuzunun klonlanabilme ihtimalini üzerinde düşündürtmeye itti.  Tam da bu sıralarda fare klonlaması üzerine ortaya atılan sahte bir raporun ortaya çıkması bu alana yönelik desteklerin de çekilmesine neden oldu. Bunun üzerine Wilmut ve ekip arkadaşı Keith Campbell kendi olanakları ile çalışmaları sürdürmeye çalışıyorlardı.

Prof. Ian Wilmut, Edinburg Üniversitesi

1986 yılının ilk yarısında Profesör Wilmut ve ekibi ilk kez embriyonik hücrelerde adları Megan ve Morag olan iki kuzu çifti üretmeyi başardılar. Bu başarı her ne kadar bilim dünyasının ilgisini çekse de kamuoyunda çok da ses getiremedi. 1997 yılına gelindiğinde ise Profesör Wilmut yetişkin bir koyunun meme hücresinden adını o dönemin sanatçılarından biri olan Dolly Parton’dan alan Dolly isimli bir koyunu kopyaladıklarını duyurdular. Bu, o zamana kadar ilk kez bir vücut hücresinin yumurta hücresine füzyonu sonucu ile elde edilmiş başarılı bir üretimdi. Bu başarı bir öncekinin aksine kamuoyunda “acaba bir sonraki adım insan klonlama mı olacak” düşüncesinden dolayı oldukça ilgi çekti.

Dolly 2003 yılında solunum problemlerinden ölmesine rağmen Prof. Wilmut çalışmalarını Edinburgh’ta yenilenebilir tıp araştırmaları merkezinin üreme biyolojisi bölümünün başkanı olarak sürdürdü.  Onun bu başarısı tedavi amaçlı hayvan klonlamalarının da önünü açtı. Bu amaçlarla hayvan klonlama önemli tıbbi bilimsel gelişmelerin kapısını aralamakta büyük umut ışığı taşımaktadır. Örneğin hemofili hastalığında önemli rol oynayan bir protein hayvanlar üzerinden üretilerek insanlara verilebilir ve hastalığa çözümler geliştirilebilir öte yandan organ nakillerinde bu klonlanmış hayvanlar kullanılabilinir. Bunun yanı sıra süt ve yün üretimi gibi amaçlar ile de klonlanmış hayvanlar olası bir kaynak sıkıntısına çözüm olabilir.

ABD’den James Thomson ve John Gearhart’ın insan embriyosundan farklılaşma özelliğine sahip kök hücreleri kontrol edebilmesi bu alanın en heyecan verici gelişmelerinden biri olmasını sağladı. Fakat hem ABD’de hem Birleşik krallıkta insan embriyosuna yönelik etiksel problemler bu çalışmaların sürdürülebilmesi önünde engeller taşımaktaydı. Profesör Wilmut 2005 yılında insan embriyosunun klonlanması yönünde lisans aldı. Amacı, bu sayede sinir hastalıklarına çözümler üretmekti. 2 yıl sonra  Dr. Shinya Yamanaka yetişkin vücut hücrelerini, geçmişine kök hücrelere dönüştüren yeni bir metot bulduklarını duyurdu. Bunun üzerine Wilmut ve ekibi derhal bu yeni metodun insan hücreleri içinde çalıştığını ispat ettiler. Wilmut bu gelişme ile daha önce başladığı insan embriyosu klonlama projesinden vazgeçip bu yeni metodu uygulayarak Parkinson, Felç, Alzheimer gibi hastalıklara umut olacak gelişmelerin peşinden koşmaya başladı. Prof. Wilmut, Dolly çalışmaları ile bilim dünyasına yaptığı katkılarından dolayı kraliçe Elizabeth tarafından şövalye ünvanı ile ödüllendirildi.

Mustafa Korkutata (solda), Prof. Ian Wilmut ile Osaka’da bir toplantıda

Kaynak: Achievement

Kategoriler

+ Yorum bulunmuyor

Yorum yap