Uykusuzluk tedavisine yeni bir yaklaşım

Uykusuzluk tedavisine yeni bir yaklaşım

Insomnia veya uykusuzluk yaşlılar da %60’a genel nüfusta ise  %15’e varan oran ile en önemli uyku problemlerinden birini oluşturmaktadır. Bununla birlikte uykusuzluk genellikle depresyon veya anksiyete gibi psikiyatrik hastalıklar ile beraber görülür. Uykusuzluk tedavisinde en yaygın kullanılan ilaçlar merkezi sinir sisteminin baskılanmasını γ-aminobutrik asit salgılamasını artırarak sağlayan benzodiazepines veya benzerleridir. Fakat bu ilaçların kas gevşemeleri, iştah bozuklukları ve bilişsel fonksiyonların kötüleştirmesi gibi geniş ölçekte yan etkileri bulunmaktadır. Geçtiğimiz günlerde Neuropharmacology’de yayımlanan bir çalışmada araştırmacılar beyinde adenozin A2A reseptörlerinin aktivasyonunu artırarak beynin daha sağlıklı uyku üretebileceğini gösterdiler. Bu buluşun insomnia gibi uykusuzluk hastalıklarına yeni bir tedavi yolu açacağı düşünülmektedir.

Adenozinin, vücutta enerji yoksunluğun da arttığı ve reseptörleri aracılığı ile uyku indükleyici rolü olduğu uzun süredir bilinmektedir. Her ne kadar adenozin A2A reseptörleri agonist moleküllerinin uyku artırıcı özelliği olsa da, kalp-damar sistemlerinde oluşturduğu yan etkiler dolayısıyla uyku hastalığı tedavisinde göz ardı edilmiştir. Tsukuba Üniversitesi uluslararası bütünleşik uyku tıbbi enstitüsünden (WPI-IIIS) araştırmacılar ilk kez beyinde adenozin A2A reseptörlerinin aktivasyonunun molekül tarama sonucu buldukları allosterik düzenleyici ile artırarak farelerde uyku üretmeyi başardılar. Sonraki deneylerde buldukları allosterik düzenleyicinin kalp-damar sistemlerinde bir yan etkisinin olmadığını belirlediler. Allosterik düzenleyiciler agonist moleküllerden farklı olarak reseptörlerin doğal ligandı olmadan etkilerini gösterememektedirler. Araştırmacılar, beyindeki adenozin seviyesinin gün içeresinde vücuttaki seviyeye göre çok daha fazla arttığını dolayısıyla buldukları allosterik düzenleyicin sadece beyninde etkili olabildiğini düşünüyorlar. Bu hipotez allosterik düzenleyicinin kalp-damar sistemlerinde neden etkisiz olduğuna da açıklama getirmektedir. Makalenin baş yazarı Mustafa Korkutata, bu yeni yaklaşımın uykusuzluk ve benzeri hastalıkların tedavisinde daha sağlıklı bir çözüm oluşturacağına inanıyor.

Günümüz de teknoloji, eğlence ve sosyal medyanın gelişmesi ile değişen yaşam stilleri insanların daha fazla uykusuz zamanlar geçirmesine doğal olarak uyku ile ilgili problemlerinin sıklığının artmasına neden olmaktadır. Gelişmiş ülkeler gelecekte toplumlarda daha sık görülebilecek uyku problemlerine çözümler bulabilmek için günümüz sinirbilimlerinde halen yeterince anlaşılmayan uyku ve uyanıklık mekanizmalarının aydınlatılması yönünde önemli yatırımlar yapmaktadırlar.

Makalenin yazarlarından  uzman tıbbi kimyacı Dr. Tsuyoshi Saitoh, her ne kadar bu buluşlarının henüz sadece fareler üzerinde ispatlanmış olsa da, klinikte kullanılma potansiyeli bakımdan son derece heyecan verici olduğunu düşünüyor. Bununla birlikte, buluşun insanlar üzerindeki etkilerinin araştırılması için katledilmesi gereken uzun bir yol olduğunu da belirtiyor.

Kaynakça:

Korkutata M., Saitoh T., Cherasse Y., Ioka S., Duo F., Qin R., Murakoshi N., Fujii S., Zhou X., Sugiyama F., Chen JF., Kumagai H., Nagase H., and Lazarus M., (2018) Enhancing endogenous adenosine A2A receptor signaling induces slow-wave sleep without affecting body temperature and cardiovascular function. Neuropharmacology

+ Yorum bulunmuyor

Yorum yap