Tek tip beslenmenin insan sağlığına olumsuz etkileri


Tek tip beslenme dendiğinde aklımıza, dört yapraklı yonca modelinin tam aksine günümüzde uygulanan popüler diyetlerden sıfır karbonhidrat, ketojenik beslenme, vegan ve vejeteryan beslenme türleri gelmektedir. Özellikle pandemi ve karantina ile değişen beslenme alışkanlıklarımız, vücut ağırlığında artış şikayetleri sonucu diyet sözcüğünü bu dönemde çok daha sık işitir olduk. Bağışıklığımızı maksimum güçlü tutmamız gereken bugünlerde, popüler beslenme stilleri uygulanırken uzun vadede ruhsal ve bedensel sağlığımıza yaptığı olumsuz etkileri birlikte inceleyelim.

Sıfır karbonhidrat ve ketojenik beslenme

Ketojenik diyet, günlük karbonhidrat tüketimi minimumla sınırlandırılıp, beslenme bileşenlerinin yüzde altmışının yağdan oluşmasını temel alan bir beslenme modelidir. Sıfır karbonhidrat ise günlük karbonhidrat tüketimini yüzde otuzun altında tutan yağ ile beslenmeyi temel alan bir beslenme modelidir, bu yönüyle ketojenik beslenmeye çok benzer.

Yol açtığı sağlık problemleri

Uzun vadede uygulandığında LDL düşüşü ve HDL yükselmesine bağlı kalp ve damar hastalıkları, kalp krizi, inme gibi hastalıklara davetiye çıkarmakla birlikte, hızlı kilo kaybı ve artan yağ tüketimi böbrek fonksiyonlarını da olumsuz etkilemedir. Ayrıca safra kesesi rahatsızlıklarına ve mevcut gut hastalığının seyrinin kötüleşmesine sebep olabilir. Ayrıca bu diyeti  uygulayan bireylerde vücudun karbonhidrat yakımından yağ yakımına geçmiş olması durumundan dolayı, vücut yeni işleyişe adapte olana kadar sinirlilik, yorgunluk, baş ağrısı, baş dönmesi ve depresif belirtiler görülebilir. Bu da kişinin hayat kalitesini olumsuz etkileyebilir.

Vegan – Vejeteryan beslenme

Değişen düşünce tarzı ile birlikte hayat felsefesi haline gelmiş olan diğer popüler diyetlerden diğerleri olan vegan ve vejeteryan beslenme alışkanlığı edinen bireylerde de görülen bir dizi sağlık problemleri mevcut olmakla birlikte, bu tarz diyetlerin uzman kontrolü eşliğinde yapılması zorunludur. Bu diyetlerde temel bileşenler sebze ve meyveler, kuru baklagiller ve tahıllardan oluşur. Uygulayan bireylerde ilk olarak yetersiz ve dengesiz beslenme ile yüksek miktarda alınan posa miktarına bağlı  enerji ve protein dengesinde bozulmalar baş gösterir. 

Yol açtığı sağlık problemleri

D ve B12 vitaminleri, kalsiyum, demir, çinko gibi bazı minerallerin gereksinimlerinin karşılanamaması gibi durumlar ve buna bağlı sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Balık ve deniz ürünleri tüketilmemesine bağlı olarak omega-3 ve omega-6 dengesinin bozulması da yine yaşanan sorunlardandır. Bu sorunlar büyüme döneminde görme, beyin gelişimi ve merkezi sinir sisteminde sorunlar, yetişkinlik döneminde ise inflamatuar hastalıklar ve özellikle kalp-damar hastalıklarına yakalanma riskini artırarak hayati bir tehdit oluşturabilir.

D vitamini içeren gıdalar yine hayvansal kaynaklıdır ve tüketilmediğinde kemik sağlıklarında bozulmalar meydana gelmektedir. B12 vitamini de bitkisel kökenli besinlerde bulunmayan bir vitamin olmakla birlikte enzim reaksiyonlarında çok önemli bir rol oynar ve eksikliği pek çok sağlık sorununu beraberinde getirir.

Süt ve süt ürünleri temel kalsiyum kaynağıdır ve tüketilmemesi durumunda kemik sağlığının bozulmasına ve osteoporoz  riskinin artmasına sebep olan en önemli risk faktörüdür.

Bir diğer önemli sorun da vegan – vejeteryan bireylerde görülen demir eksikliğidir. Hem demir hayvansal, non- hem demir ise bitkisel kaynaklardan alınmaktadır. Biyoyararlanım açısından kıyaslayacak olursak hem demir, non-hem demire kıyasla %25 daha fazla emilebilmektedir

Diyetle alınan minerallerden değinmemiz gereken bir diğer önemli olanı da çinkodur. Vejetaryen ve vegan bireylerin diyetle çinko alımı miktar olarak vejetaryen olmayan bireylere göre daha yüksektir. Ancak vücut çinko değerleri daha düşüktür. Bunun sebebi de yine hayvansal kaynaklı gıdalarda bulunan çinkonun bitkisel kaynaklı olanlara göre bağırsaklardan daha iyi emilebilmesi ve sıklıkla tükettikleri baklagillerdeki ve tahıllardaki fitik asidin çinko emilimini azaltmasıdır.

Bu diyetlerle birlikte tüketilen posanın vücut için olumlu etkileri bulunmakla birlikte, aşırı posa alımı kalsiyum, çinko, demir gibi bazı minerallerin bağırsaklardan emilimini azaltmaktadır ve mineral düşüşüne sebep olmaktadır.

Tek tip beslenmenin ruh sağlığımıza etkileri

Mikrobiyotada bozulmalarla birlikte baş gösteren depresyonun yanı sıra anoreksiya, bulumiya gibi yeme bozuklukları ve hatta beraberinde obsesif kompülsif bozukluk ve ortoreksiyayı da getirdiği de araştırmalar sonucu gözlemlenmiştir.

Sonuç olarak uzun vadeli uygulanan tek tip katı diyetlerde kişilerde vitamin ve mineral eksiklikleri, fonksiyon kaybı ve psikolojik sorunlar görülmektedir. Çeşitli kaynaklardan dengeli bir beslenme modeliyle hem vücut hem de ruh sağlığımızı koruma altına almalı ve hücresel beslenmenin önemine bir kez daha değinmeliyiz.

Kaynaklar:

  1. Ann Pittier and Frank Corrigan – The Ketogenic Diet: Healthy or Harmful? A Review In Light Of Its Renewed Popularity . 08/2016
  2. G. Mullins  C.L. Hallam  I. Broom – Ketosis, ketoacidosis and very‐low‐calorie diets: putting the record straight.11 August 2011
  3. Hibbeln JR, Northstone K, Evans J, Golding J. Vegetarian diets and depressive symptoms among men. J Affect Disord. 2018 Jan 1;225:13-17
  4. Barthels F, Meyer F, Pietrowsky R. Orthorexic and restrained eating behaviour in vegans, vegetarians, and individuals on a diet. Eat Weight Disord. 2018 Apr;23(2):159-166.
  5. Dagnelie PC. [Nutrition and health–potential health benefits and risks of vegetarianism and limited consumption of meat in the Netherlands].
 

+ Yorum bulunmuyor

Yorum ekle