Astrofizikçi: Yakın zamanda karanlık maddenin gizemini çözeceğiz

Astrofizikçi: Yakın zamanda karanlık maddenin gizemini çözeceğiz

1600’lerde, astronomlar evrendeki az ışık yayan veya hiç yaymayan nesnelerin varlığını önermişti ve bunların varlığı ancak bunların etrafında bulunan nesneler ile etkileşimde bulunan çekim kuvvetleri ile tespit edilebiliyordu. Bunların az bildikleri şey, söz konusu hipotezin fizikçileri yüzyıllardır peşinden koşturan “karanlık madde nedir?” sorusunun başı olacağıydı.

Dört yüz yıl sonra karanlık madde hakkında hâlâ az şey biliyoruz. Onun ışığı emmesi veya dışa yansıtmasının olmadığını biliyoruz, ancak çekim kuvvetleri muhtemelen açıklanamayan bir bükülme veya galaksiden ışık yansıması yaptığını gösteriyor, teleskoplar şu an için onları gözleyebildiğimiz tek aletler.

Yıllar boyunca pek çok karanlık madde adayı önerildi. Bir çalışma hattâ kara maddenin devasa gravitonlardan yapılıp yapılmadığını sorguladı. Bu durum karmaşık, bilim adamları hipotetik bir parçayı yine hipotetik olan bir başka parçayla açıklamaya çalışıyor. Farklı araştırma grupları karanlık maddenin ne olup ne olmadığını bulmak için pek çok hesaplama yapıyor ve bu kaçak parçacığı nasıl yakalayabileceğimizi inceliyor, şu an için dünyanın en hassas dedektörü olan LUX bile bir şey bulamadı.

Scientific American ile yaptığı bir söyleşide, ödül kazanmış teorik astrofizikçi Priyamvada Natarajan, yakın zamanda bu kayıp parçacığın maskesini düşüreceğimiz konusunda iyimser olduğunu söylüyor. Tamamen mümkün olduğunu düşündüğüm şey, karanlık madde parçacığı için beklenen özellikler cinsinden düşünmediğimiz; bu yüzden günümüze kadar bulunamaması açıklanabilir. Kayıp parçacık gizemini çözmeye çok yakınız. Bu bir cinayet incelemesine benziyor, itici güç var, cinayet silahını bulmuşuz, ama vücut yok! “Bana göre önümüzdeki 3-5 yıllık dönemde bu entellektüel çıkmazı kırabilecek pek çok heyecan verici gelişmeyi göreceğiz”

Teknoloji hızla ilerliyor, geçmişte olduğundan daha çoğunu görmemizi sağlıyor. Fizikçiler bu hipotetik parçacığı keşfedecekleri konusunda olumlu düşünüyor. Natarajan, yakında karanlık maddenin gerçek tabiatını gözler önüne sermek açısından büyük bir adım atacaklarına emin olduğumuzu düşünüyor.

Kaynak: futurism.com

Etiketler

4 Yorumlar

Yorum yap
  1. 1
    Refresh

    Önümüzde ki yıl hizmete girecek ve lagrange (yanlış yazmış da olabilirim) noktasına yerleştirilecek (sanırım 1.500.000 km. uzakta) James Webb uzay teleskobuyla birlikte neden olmasın?

  2. 2
    Hamdi Baydemir

    ‘Erkete’ye dikkat!…
    Bu zamanlarda ‘nötrino’ namıyla dolaşıyormuş ve tanınmamak için de üç ayrı kılığa giriyormuş.
    ‘Komiser Columbo’lar gerçekten de olayı çözmeye çok yakın olabilirler. Yalnızca bir kaç ipucu daha lazım…

  3. 3
    Hamdi Baydemir

    Barbaros bey, şu Çin uydusunun bulduğu ‘şeyler’ hakkında bizi biraz aydınlatırmısınız.
    Malum, bizim yabancı dilimiz yok ve yabancı kaynaklara erişimimiz ise nerdeyse imkansız. Ulusal basının bilimsel konulardaki hali ise yürekler acısı…
    Gerçekten, karanlık maddeyi ‘paçasından’ yakaladılar mı?…

  4. 4
    T.Tamtürk

    Bir bilimsever çırak olarak ben de farklı bir yorumla katılayım.
    Bilindiği gibi, Lavoisier’in Kütlenin Korunumu Kanunu “Hiçbir şey var iken yok olamaz, yok iken var olamaz!” diyor. Madem karanlık maddenin bir kütlesi var, öyleyse o da bu kanuna tabi olsa gerek. Karanlık maddenin giderek arttığı ve dolayısıyla kainatı da eskisinden daha hızlı şişirmekte olduğu düşünülüyor. O halde karanlık madde; aslında kainatın hamurunda var olan bir şeyin bir zaman sonra dönüşüm geçirerek kütlesi ile kendini göstermeye başlayan hali olabilir. Eğer bu varsayımım doğruysa asıl soru şu olur; O sonradan olma karanlık maddenin kaynağı, tüm kainatta “canlı (biyolojik) madde” nin oluşmaya başlaması ve tüm bu canlı madde yığınlarının üretmekte olduğu “düşünceler” olabilir mi? Yıldız patlamaları kainata görünür ham madde üretiyorsa, neden canlıların ürettiği düşünceler de görünmez bir madde türü olmasın ki?  Lavoisier kanunu, üretilmişten üretilenin yok olamayacağını söylemiyor mu? E=mc2 tamam da, birbirine dönüşebilenin sadece madde ve enerji olduğuna emin miyiz? Henüz tam anlayamıyor olsak da Gezegenimizde mikroptan zeytin ağacına ve hatta suya kadar  her canlı şey düşünce üretiyor olabilir. Diğer gezegenlerde ise bunun diğer varyasyonları. Düşünceler üretildikleri gezegenin çevresinde birikip yoğunlaştıkça hem manyetik etkileri belirginleşiyor ve hem de uzay dokusunu öteleyerek kendilerine hacim açıyor olabilir. Bunu algılayabilecek sensörleri yapabildiğimiz gün uzayı tarayıp nerede medeniyet var anlayabiliriz. Düşünce gibi henüz bilmediğimiz formdaki maddelere, yapay zekâların üretimi olan farklı bir tür düşünce tipini ve ölen canlılardan çıkan bir ürün olan kendi “ruhlarını” da ilave edebiliriz. Herşey bizimle iken ruhlar niye yok olsun ki? diyerek Lavoisier’e selam çakıyor ve saçmalamalarıma son veriyorum.

+ Leave a Comment