Yabancı dilde eğitim nedir, ne değildir?

Bu yazıda, yabancı dille eğitimi masaya yatıracağız, faydalı ve zararlı yönlerini “mümkün olduğu kadar” objektif bir şekilde incelemeye çalışacağız.

Yabancı dilin tanımı, yabancı dil öğrenmenin faydaları

Yabancı dil nedir? İnsanların doğduğu ülkede konuşulmayan, ancak başka bir milletle iletişim kurmak için öğrenilmesi gereken dile yabancı dil diyoruz. İki yabancı topluluk birbiriyle anlaşabilmek için ya ortak bir dil bilmeli, ya da birbirinin dilinden anlamalıdır. Olaya yalnızca iki toplumun birbirinin söylediğini anlaması olarak bakmak yeterli değildir; yabancı dil öğrenildiğinde o toplumun kültür birikimi, tarihsel gelişimi ve değer yargıları da öğrenilmeye, böylece ilişkiler sağlamlaşmaya başlar. Ne yazık ki, bütün toplulukların konuşacağı ortak bir dil projesi (Esperanto gibi) çok fazla rağbet görmemiştir. Geriye kalan ikinci seçenekte ise, genellikle daha gelişmiş olan ülkenin dili öğrenilip konuşulur. 

Yabancı dille eğitimin tanımı

Yabancı dille eğitim nedir peki? Bu yöntem, ülkemizde yaygın kullanım alanı bulmuştur. Bir dersin veya bütün derslerin belli bir yabancı dille verilmesi, öğrencilerin sorularını bu yabancı dille sorması, sınavların, ödevlerin, sunumların bu dille yapılması olarak özetlenebilecek bir süreci kapsar.

Yabancı dille eğitimin avantajları

Yabancı dille eğitimin bazı belirgin avantajları vardır. Bunlardan biri, genellikle daha gelişmiş ve güncel olan, o yabancı dildeki kaynakların daha iyi okunup anlaşılmasına yardımcı olmasıdır. Bir diğeri de o yabancı dildeki önemli kavramların öğrenciye öğretilmesidir. Yabancılarla ilişkilerde bu kavramların yerine oturmuş olması, aynı zeminde tartışma olanağına imkân tanır. Gerektiği zaman bu kavramları yabancı dilde yazacağı eserlerde kullanarak, kendi dilinde pek rağbet görmeyecek olan (bu durumda yabancıların da içinde bulunduğu geniş bir kitleye ulaşmayacaktır) böyle bir çalışmayı daha geniş kitlelere duyurma olanağı doğar.

Yabancı dille eğitimin dezavantajları

Avantajları yanında, dezavantajları da barındıran bir sistem olması, yabancı dille eğitimdeki şu özelliklerle açıklanabilir: İnsanlar, genellikle anne karnında bir dil öğrenmeye başlar ve bu dil doğal olarak ana dil dediğimiz, o kişinin doğduğu ülkenin temel dili olur. Bir yabancı dil öğrenme ise çok daha sonra, en erkeni anaokulu çağında, yani doğumdan 5-6 yıl sonra öğrenilmeye başlanır. Dolayısıyla, insanın kendini anadiline oranla çok rahat etmediği bir şekilde ifade etmeye zorlanması mümkündür. Bu durum, özellikle altyapısını tamamlamadan özentiyle bu işe heveslenen kişi ve kurumlar için çok daha olasıdır. Her iki dildeki kelime dağarcığının birbirine yakın olduğu durumlarda bu doğal olarak o kadar sorun olmaz; ancak 5 yıllık büyük bir avantajla “yarışa” önde başlayan ana dil her zaman önde gider. Bu nedenle kişi herhangi bir yabancı dille konuşurken ana dilindeki kadar rahat olamaz. Bunu başka bir örnekle açıklayabiliriz; anne karnındaki bebeğin henüz fazla bir “derdi” olmadığı için beyin hücreleri gelişirken öğrenme fonksiyonu dışarıdaki sesleri kayıt edecek (anlayıp anlamadığı konusunda bilim adamlarının henüz emin olmadığını düşünmekteyim) ve bunu zamanı geldiğinde kullanmak üzere saklayacaktır. Bu olay, doğumdan sonra tersine çevrilmiş bir üçgen örneğinde olduğu gibi (üçgen, tabandan aşağıya doğru inildikçe sivrilmeye başlar) öğrenme yeteneği yaş arttıkça azalma gösterir. Öğrenme yeteneği yine de 30’lu yaşlara kadar ciddi bir azalma göstermeden devam eder, bu yaştan sonra artık yeni bir şey öğrenmek eskisi kadar kolay olmaz, o zamana kadar öğrenilen bilgilerden faydalanılmaya başlanır.

Ülkemizdeki durum

Şimdi, kısaca ülkemizde yabancı dille eğitimin nasıl yapıldığına bakmaya çalışalım. Yabancı dille eğitim, şu anda Anadolu Liseleri, Süper Liseler ve çeşitli üniversitelerde verilmektedir. Anaokullarında da yabancı dille tanışma anlamında çeşitli girişimler bulunmaktadır. Lise düzeyinde yabancı dille eğitime genellikle özel okul ve kolejlerde çok daha fazla önem verilmektedir. Eleman alımlarında belirli bir üniversitenin mezunu olmanın verdiği “avantaj”, özel liseleri ve kolejleri böyle bir davranışa sürüklemekte, yabancı sermayeli liselere talebi artırmakta (bunların çoğunda en az iki yabancı dil öğretilmektedir), ve sonuç olarak söz konusu üniversitelere girmek için birbiriyle yarışan insanlar kitlesi oluşturmaktadır.

Diğer ülkelerle karşılaştırma

Yabancı dille öğretimin başka ülkelerde nasıl yapıldığına bakalım şimdi de. Gelişmiş ülkelerin böyle bir sorunu olmadığı için onlar genellikle yabancı dil eğitimi şeklinde (olması gerektiği gibi) uygulamayı tercih etmekteler; ne de olsa dünyanın geri kalan kısmı onların dilini öğrenmeye çalışıyor. Avrupa Birliği’ndeki ülkelerin bazılarında kurulmuş olan Avrupa Birliği Okulları’nda eğitim yabancı dille yapılır (o ülkenin konuştuğu dil değil, bir “popüler” dil kullanılır). Onun dışındaki okullarda müfredat o ülkenin anadiliyle olur, ancak yabancı dil eğitimi gerektiği önemi bulur. Hindistan gibi sömürge anlayışının uzun süre hakim olduğu ülkelerde de yabancı dilin, sömürge ülkesinin dili olması çok doğaldır. Hindistan vatandaşlarına bakıldığında, çoğu kendi ülkelerinde memnun olmayıp bir fırsatını bulduklarında sömürge ülkesine ve onun yandaşlarına “kaçmayı” tercih etmektedir, bu da sömürge mantığının hiç şaşırılmaması gereken sonuçlarından biridir, sömürge ile kültür asimilasyonu beraber yürüyen şeylerdir. O ülke vatandaşı kendini sömürge ülkesinin bir vatandaşı olarak görmeye zorlanmıştır çünkü.

Sonuç

Bu yazıda, mümkün olduğu kadar yabancı dille eğitimi gözden geçirmeye çalıştık. Kendi vardığım sonuç, yabancı dil eğitiminin tercih edilmesi,başka bir dil kullanarak eğitimin bazı yararları yanında genel olarak faydasız bir yöntem olduğudur. Amaçlanan şey, belli bir branşın iyi bir şekilde öğretilmesi mi, yoksa o dildeki kavramların yerleştirilmesi midir? Ülkemizdeki örnekler incelendiğinde, yabancı dil öğrenmeye çalışılırken branştaki kavramların çoğunlukla yerli yerine oturtulamadığı görülmektedir. Bu üniversitelerden birinden mezun olmuş, hatta öğretim üyeliği yapmakta olan hocalarımızın bazı temel kavramları bilmediğine şahit olmaktayız. Kanımca zor olanı yapmaktansa, basit ve etkili olanı yapmanın herkese faydası dokunacaktır. Peki ne yapılabilir? Dezavantajlarından kurtularak, yukarıda sıraladığımız avantajları kazanmak mümkün değil midir? İlle de yabancı dille mi öğretim yapmak zorundayız? Kişisel cevabım “Hayır” olacak. Sistematik bir şekilde, lisans düzeyinin her sınıfında okutulacak geniş kapsamlı bir “Teknik Yabancı Dil” dersinin yanı sıra, verilen her derste, öğretilen kavramın ilgili yabancı dildeki karşılığı da verilerek bu durum pekala sağlanabilir. Takviye yabancı dil dersleri (konuşma pratiği, gramer çalışması, kompozisyon yazma becerisi vs.) ile genel seviye artırılabilir, teknik yabancı dil derslerinde de branş ile ilgili özel kelimeler yapılacak çeviri çalışmalarıyla öğrenciye kazandırılabilir.

14 Comments

Yorum yap
  1. 1
    Hikmet Özşahin

    Ana dilde eğitimi bende sonuna kadar destekliyorum. Keşke üniversitelerimiz Türkçe’yi kapı dışarı etmese. Ama bunun yanında yabancı dilde (İngilizce) eğitim veren bir üniversite ilk tercihim olacaktır. Nedeni ise içinde bulunduğumuz sistemin bizi buna itmesi.

  2. 2
    Mert Alcı

    Yabancı dilde eğitime karşıyım. Benim anadilim Türkçe ve ben Türkçe düşünen birisiyim. İngilizce eğitim karşısnda ezberlemekten başka bir seçeneğim kalmıyor. Sadece türkçe okuyup türkçe düşünebildiğim derslerde yaratıcılığımı kullanabiliyorum.
    Özellikle üniversitelerde meslek eğitiminde anadilin gerekliliğini savunuyorum.

  3. 3
    Ozan Kanbertay

    Üniversitelerde bilimsel çalışmaların istenilen düzeyde olmasına en büyük engel yabancı dille eğitim yapılmasıdır. İnsanın en iyi düşündüğü dil, kendi anadilidir. Yabancı dille eğitim Fas, Tunus, Cezayir gibi sömürge ülkelerde yapılmaktadır. Eğitim dilimizin Türkçe olması öğrenciler ve eğitimciler harekete geçmelidir.

  4. 4
    Veysel Dinçer

    Tüm yazılanları harfi harfine destekliyorum. Oyuna gelmememiz gerekiyor. Böyle şeyleri savunanlara, insanın ancak anadilinde düşünebileceğini, sömürge toplum tanımına uymamız için de feda etmemiz gereken ilk şeyin anadilimiz olması gerektiğini gerekli bir dille anlatmamız gerekiyor.

  5. 5
    Sinan Beşkurt

    Genç arkadaşlarımızın işlerinde yükselebilmeleri ve başarılı olmaları için en az 2 lisanı “gerektiği kadar” bilmelerinin önemine inanırım.

    Yabancı dil konuşmakla yabancı dilde oğrenim tamamen ayrı şeylerdir ve dünyada birkaç sömürge ülkesi hariç hiçbir örneği yoktur.

    Yabancı dilde eğitimin tamamen kasıtlı, ülke kaynaklarını tüketmek ve yeni nesillere kötü eğitim vermek üzere yapıldığına inanırım.

    Anadilini daha yeni doğru dürüst oğrenmiş körpe bir beyini yabancı bir lisanda eğitime zorlamakta insafsızlıktır. Birde Türkiyenin zaten kıt olan kaynaklarını hazırlık sınıfları, yabancı öğretmenler, ithal kitaplarla çarçur etmek insafsızlık ötesidir ve kasıtlı yapılmaktadır. Son olarak lisenin 4 yıla çıkması üstüne tüy dikmiştir.

    Okuduğuma göre şu anda 60.000 Türk öğrenci yurt dışında okuyormuş. Bir öğrencinin senede minimum 30.000 usd harcadığını kabul edersek her sene 2 milyar dolar uçuyor. Bu 2 milyar doların yarısını her sene bizim üniversitelere harcasak ne olur , öğretim üyesi arkadaşlar cevaplayabilir. (!!) Bence ünversiteler cennet ötesi olur.

    Bugün gelişmiş ülkelere bakarsak hepsi eğitimlerini kendi dillerinde almaktadırlar ama çok iyi seviyede verilen yabancı dilleride aynı zamanda öğrenmektedirler , bu ikisinin karışımı hem ana dillerini iyi bilip hemde yabancı lisanları bilmelerine engel değildir. Iskandinav ülkeleri ve Hollanda buna iyi bir örnektir.

    Yukarıda bahsettiğim “ gerektiği kadar “ı biraz açayım. Dil öğrenmek dipsiz bir kuyudur ve ömür boyu öğrenmekle bitmez , onun için herkes kendine gerektiği lisanın gerektiği kadarını (not : sadece ingilizce değil , buna önümüzdeki yıllarda altın bilezik olacak Çince’yi ve öteki çok kullanılan lisanlarıda katmak lazım) ve en kısa zamanda öğrenmelidir.

    Mesela bir yönetici kendi branşındaki teknik terimleri bilirse , o memlekete gittiği zaman iş görüşmelerini yapabiliyorsa ve karşısındaki insanlarla onların dilinden yakınlık kurabiliyorsa onun için bu yabancı dil seviyesi yeterlidir. Bırakın biraz aksanlı konuşsun veya biraz kafa göz yarsın mühim değil. Zaten karşısındaki insanda aynen kendisi gibi olacaktır

    Bunun üstüne çıkmak istiyorsa kendi çabasıyla çıkabilir , ama zamanını ve kaynakları verimli kullanmak amacıyla tavsiye edilmez. Italya’ya, Ispanya’ya gittiğiniz zaman çoğu turist dolu olan otellerde resepsiyon ve garsonlar dışında lisan bilene rastlamazsınız çünki gerek yoktur ve kaynakların boşuna harcanmasını istemezler. Garsonlar da 3-5 kelime dışında Ingilizce bilmezler.

    Bu söylediklerim için ise, o memleketlerdeki uzman okullarda alınacak 5-6 aylık yoğun bir eğitim yeterlidir. Yalnız bizde ve bilhassa Ingilterede çok miktarda olan ve günde 2-3 saatlik eğitimi 15-20 kişilik sınıflarda yapan uyduruk kurslardan bahsetmiyorum. Benim bahsettiğim kurslar en fazla 2-3 kişilik sınıflarda yapılır ve günde 6-7 saat haftada 6 gündür ve çok yoğundur , akşam eve gittiğinizde yorgunluktan canınız çıkmıştır. Gece o lisandan kabuslar görürsünüz.

    ABD ordusunun Monterrey’deki lisan akademisinde özel teknikler kullanılarak lisan özürlü ABD askerlerine bile 4-5 ayda Çince gibi zor bir lisan öğretilebiliyor. Bu tekniklerde sır değil ve iyi özel okullarda benzerleri uygulanıyor.

    • 6
      Murat ESEN

      Yabancı dil eğitimi almak için İngiltereye gitme planı olan biri olarak tüm yazınızı okudum faydalı buldum.Teşekkür ediyorum.

  6. 7
    Doğal Kanmaz

    Bu konuda gördüğüm kadarıyla hepimiz çok duyarlıyız. Ne mutlu ki böyle asil bir kitleyle yazışıyorum. Arkadaşlar, iş eğitim kurumlarımızda, akademisyenlerde bitiyor.Bu insanlar türkçeye önem vermezlerse, vay halimize. Hepimiz çevremizdekileri bilinçlendirmeye çalıştığına eminim. Fakat gördüğüm o ki yetişkin insanların bazı şeyleri kendilerinde değiştirmeleri oldukça zor. Bu yüzden Sinan’ında dediği gibi körpe beyinlerin kurtarılması lazım. Ancak onlar sayesinde geleceğimiz kurtulabilir. Neler yapabiliriz Türkçenin önemsenmesi için?

  7. 8
    İsmail Pehlivan

    Artık herkes anladı sanırım yabancı dil eğitimi ile yabancı dille eğitimin farkını. Lisede veya üniversitede bir sınıf düşünün yabancı dille eğitim oluyor. Sınıfta herkes türk ve herkes takır takır türkçe konuşabiliyor. Bu eziyet niye? diye soruyor insan malesef yetkili kişiler bunun cevabını veremiyor. Tamam sınıfda yabancı öğrenci olur veya hoca yabancı olur, yabancı dille konusulur. Aksi durumda özentiden başka bir şey olmayız. Ve yeni bir şey duymaya başladım. Almanyada master ve doktora eğitimleri ingilizce olarak verilmeye başlanıyormuş. Bir bilseler adamların niyeti beyin göçü sağlamak olduğunu. Ve yabancılarda bu programlar için Almanya’ya gidiyorlar. Acaba Türkiyede böyle bir şey var mı?

  8. 9
    Mehmet Selim

    Bilimin özgür olması için ana dilde eğitim şart. Ancak ana dilde propagandalkarın sürdüğü tek ülke değiliz ama uğraşırsak ve elimizden geleni yaparsak baskıdan kurtula biliriz. Kendimiz ile başlayalım örnek olarak “login yaptım” yerine “girdim” kelimesini kullanalım. Türkçe’ye eski değerini tekrar kazandıraım.

  9. 10
    teoman sevinç

    Bende bu konuda çok dertli ve kendi çapımda savaş açmış birisiyim. Uzun süre birçok lisede de uygulanan bu yöntem daha sonra brakılmıştır ve inanıyorum ki yaratıcı eğitimi destekleyen insanlar ezberci eğitimi destekleyenlerden daha fazla olduğu zaman üniversitelerimizde de Türkçe eğitim verilmeye başlanacaktır.Zaten mantıklı bir insan düşününce üniversiteye gitmesindeki asıl amacın girdiği bölümde birşeyler öğrenmek olduğunu anlar eğer ben yabancı dilimin iyi olmasını isteseydim bir yabancı dil kursuna ya da o dille ilgili eğitim veren bölüme giderdim.
    Bide benim bu konuyla ilgili bir sorum var; üniversitelerimizin başındaki kişilerin bunu yakın bir sürede değiştirceği yok gibi gözüküyor peki biz bu olaya tepkimizi nasıl dile getirebiliriz?

    • 11
      Mehmet Selim

      Ama bu hızla giderse kale içten fetedilecek. kale fet edildi bile geriye kalan sadece bir kule. Bu kuleyide kaptırırsak kale fetediliş Türkçe bitmiş olacak.

      Kuleyi korumak için ne yapmak gerekir. Ateşe ateşle karşılık vermek:
      Bu da toplumun kalıbına yerleşmiş sözcükleri farklı biçimde kullanmakla olmaz. Bu toplumun bilimini ilerletmesiyle olur. Ama bu şartlarla pek mümkün değil.

      “Bye-bye Türkçe”

  10. 12
    Burak Tavukcuoglu

    onlarca insan keyfinden yurtdisinda okumuyor…
    bir univesitelerin kalitesi
    iki oss nin tekmeyi basmasi
    oss yi kazanamayan cogunun calismadigini mi dusunuyorsunuz?
    ya da yeteri kadar zeki olmadiklarini mi ?
    bu insanlari bizim universitelerimiz kovuyor anavatan’dan.onlarca universite fetocularin elinde ya da belli basli tutucu gruplarin.bir cok insan boyle sartlarda okumaktansa belkide ayni parayi verip yurtdisini tercih ediyor.evet yurt icinde yabanci dille egitime ben de karsiyim.fakat bir cok kisi buna mecbur ediliyor.cunku liselerimizde iyi duzeyde yabanci dil egitimi verilmiyor .sadece ingilizce icin konusmuyorm.diger tum diller olabilir.avrupada cok dilli okullar var ve devlete bagli girip kayit yaptiriyorsunuz okumaak isterseniz anadilinizde egitim yapilyor fakat 5 dile yakin ogrenme kapasitesi var. unversitelerdeki yabanci dil konusunu konusacagimiza liselerin durumunu ve ogrenciye ne verip ne istedigini konusmak daha mantikli olur.

  11. 13
    özkan

    Ben bildim bileli ve halende gazetelerimiz ingilizce setleri vere vere bitiremez bu ülkede. Genelliklede çocuklara yöneliktir. Bu ülke sömürü olmadı ancak onlar kadar yaygın hale geldi ingilizce yarım yamalakta olsa herkes konuşmaya çalışıyor.

  12. 14
    mehmet ahmet

    Kurban olayım, ülkeme , milletime ne olur duyun sesimi… Yabancı dille eğitim savaştan beter, Türk milletini bitirir, başka ülkelere sömürge kul köle yapar, Romalılar savaşla yenemediği Keltleri dillerini unutturarak tarihten sildiler. İngilizler İrlandalılara aynı işlemi yaptılar geçte olsa İrlandalılar ayıktı ya bizim halimiz ne olacak. Yabancı dille eğitim yapan onurlu bir ülke gösteremezsiniz. elbette yabancı dil öğreneceğiz amma bu yabancı dile eğitim olmamalı, bizler güzel Türkçemizden başka dille bilim ve ilim yapamayız, kendimizi ifade edemeyiz, bu ülkede yaşayan aklı selim her ferdin Profesör Oktay SİNANOĞLU nun Bay Bay Türkçe isimli kitabını sonuna kadar okuması lazım diye düşünüyorum…

+ Leave a Comment