Wolfenstein 2009

II. Dünya Savaşı temalı oyunların piyasayı doldurduğu dönemi geride bıraktık. Artık modern savaş temalı oyunların dönemindeyiz. Özellikle FPS olarak II. Dünya Savaşı oyunlarının atmosferi eşsiz oluyor. Bu dönemde bu tür bir FPS bulamayanlara yakın geçmişten bir öneride bulunalım.

Wolfenstein, Wolfenstein 3D (1992) ile başlayan ve Return to Castle Wolfenstein (2001) ile devam eden serinin en yeni oyunu ve içerdiği bilimkurgu unsurlarıyla da türün biraz dışına çıkıyor. Nazilerin paranormal faaliyetlerini araştıran ve onlara engel olmaya çalışan bir amerikan ajanını yönettiğimiz oyunda, çeşitli yerlerde saklanmış altınları toplayarak para biriktirebiliyor ve bu biriktirdiğimiz paralar ile silahlarımızı geliştirecek eklentiler satın alabiliyoruz.

Yine oyunun içerisinde gizlenmiş çeşitli nesneler mevcut. Oyun boyunca toplam 4 adet kristal elde ediyor ve onların farklı özelliklerini bir madalyon ile beraber kullanıyoruz. Paralel bir dünyaya da geçiş sağlayan bu özelliklerden ilki ile gizli nesneleri ve kapıları görebiliyor, diğeri ile kalkanları aşabiliyor, diğeri ile zamanı yavaşlatabiliyor ve sonuncusu ile kendimize bir koruma kalkanı sağlayabiliyoruz.

Oyun boyunca direnişçiler ile işbirliği içindeyiz ve görevlerimizi onlardan öğreniyoruz. Medal of Honor ve benzeri oyunları oynamış olanların yabancılık çekmeyecekleri oyunda bol bol nazi vuruyoruz. Bunun yanı sıra garip silahlara ve özelliklere sahip düşmanlarınız da olacak. Hızlı hareket eden ve askerlere kalkan verebilen bilimadamı görünüşlü düşman, üstün silahları ile sizi zorlayacak olan süper nazi askerleri, zombi benzeri garip yaratıklar bunlardan bir kaçı.

Oyunun bir kaç yerinde de bölüm sonu canavarı (veya oyun terminolojisiyle boss) ile karşılaşıyoruz. Bunların altetmek baştan çok zor gibi görünse de, mantıklı yolları mevcut. Oyunda zorlanırsanız, oyunun içerisinde zorluk derecesini değiştirebileceğinizi hatırlatalım. Bu bir çok oyunda sonradan değiştirelemeyen bir özelliktir, ancak Wolfenstein bu konuda esnek davranmış.

Bu tür oyunlarda silah taşımanın bir sınırı vardır. Wolfenstein'da ise bir silahı elde ettiğiniz andan itibaren oyun sonuna kadar sizin oluyor ve yanınızda taşıyabiliyorsunuz. Bu silahları doğru şekilde de geliştirebilirseniz (biriktirdiğiniz paralarla), daha etkili hale getirebilirsiniz. Ben iki silahımın üzerine dürbün takmış ve çok faydasını görmüştüm.

Oyundaki seslere ait ilginç bir notum olacak. El bombalarının patlama sesi ve etrafa verdiği hasar, şimdiye kadar oynadığım fps oyunları arasında en iyisiydi.

Özetle Wolfenstein, içinde paranormal öğeleri de barındıran ve bilimkurgu fps severleri memnun edebilecek özelliklere sahip bir II. Dünya Savaşı konulu oyun.

+ Yorum bulunmuyor

Yorum yap