Uzun mesafe koşularda insan atı geçebilir mi?

İnsaoğlu uzun zaman önce beyni yerine kas gücünü kullanmaya başladı ve sonuç şu ki: iş hayvanlara karşı atletik hünerleri sergilemeye geldiğinde pek hünerli sayılmayız. Tabi istisnai bir durumu göz ardı etmememiz gerekir: Uzun-mesafe koşusu. Uzun-mesafe koşusu sözkonusu olduğunda hayvanlara karşı üstünlük kurabilmemiz mümkün oluyor.

Galler’de düzenlenen Man vs. Horse adlı maraton, insanların hayvanlara karşı üstün gelebileceğini kanıtlamamıza yardım eden bir yarış. Fikir babası Galler’de bar işletmecisi olan Gordon Green. Green, 1979 yılında bir gün jokey arkadaşıyla insanların da atlar kadar güçlü olduğuna dair bir tartışmaya giriyor. Green, bir insanın atı uzun mesafe koşusunda yenebileceğini savunuyor. Hatta savunmakla kalmayıp bunu kanıtlamak için 1980 yılında bir maraton yapılması için girişimde bulunuyor.

Green’in 24 yıl süren iddiasındaki mağlübiyeti tam 24 yıl aradan sonra, 2004 yılında Huw Lobb isimli bir koşucunun yarışı kazanmasıyla son buldu. Huw Lobb’tan üç yıl sonra Florian Holzinger attan daha hızlı koşmayı başardı. Tabi bu durum medyanın ilgisini çekti. İnsanın köpeği ısırması kadar ilginç bir haberdi ne de olsa.

Ancak şu bir gerçek ki 2004 yılında bahisciler, Harvard Üniversitesi antropologu Daniel Lieberman ve Utah Üniversitesi biyologu Dennis Bramble’nin çalışmalarını takip etselerdi kesinlikle çok para kazanırlardı. 2004 yılında yayınladıkları çalışmada, evrimin bize bahşettiği özellikler olduğunu yazan Lieberman ve Bramble’ye göre bacaklarımız yay gibi sıçramamızı sağlayan lifler, bağlar ve kirişlerden oluşuyor. Bunlar daha esnek hareket etmemizi sağlıyor. Bu lifler ve bağlar Australopitekus adı verilen yaklaşık 4 milyon yıl önce Afrika’da yaşamış insana benzer varlıklarda yoktu.

Kasları kirişleri dizin altından, bacağın alt parçasına, aşil kirişi de, baldır kaslarından ayağa kadar uzanan bacaklarımız, atalarımızın bize yadigarıdır. Dayanıklıdır; ancak hayvanların bacakları ile kıyaslandığında, hayvanların bacakları avlanmak için hızlı koşmaları gerektiğinden hızlı koşmaya daha uygundur. Ama biz çıplak maymunların vücut ısıları diğer memeleri hayvanlara göre daha çabuk dağılır. Rakiplerimiz atlar ve Afrika antilopları hızlı koşsalar da vücut ısınmadan koşamazlar. Köpekler, 10-15 dakika boyunca nefes nefese kalmadan koşabilir. Saniyede 3,8m hıza ulaşabilir. Atlar, saniyede 5,8m hıza ulaşırken, antiloplar saniyede 5,1m hıza ulaşabilir. İnsanlar ise saniyede 6,5m hıza ulaşabilir. Hatta sıradan, antrenmansız koşucular saniyede 3,2 ila 4,2m aralığında bir hıza ulaşabilir. Yani bir köpekten daha hızlıdır. İnsanları “sürdürülebilir mesafede” yenmek zordur. Afrikalı av köpeği günde 10 kilometre koşabilir. Kurtlar ise günde 14 kilometre koşabilirken, sırtlanlar 19 kilometre koşabilir. ‘Tekrarlanan mesafe koşularında’  atlar günde 20 kilometre koşabilir. İnsanlar ise gün içerisinde yalnızca birkaç saat içinde 42,2km’lik maratonları koşabiliyor. Her yıl on binlerce insan 100 kilometrelik ultra-maratonları koşuyor.

Tüm bu bilgilerden sonra, Man vs. Horse Maratonu’nu bir insanın kazanmasının neden 24 yıl sürdüğünü merak etmiş olabilirsiniz. Öncelikle, profesyonel koşusucular Galler gibi kırsalda düzenlenen tuhaf yarışlara katılmazlar. Ayrıca, Galler maratonu 26,2 kilometrelik mesafesiyle 42 km'lik maratondan daha kısadır. Nemli bir yerde gerçekleştiği için atlar ısı-stres sorunu yaşamaz; ancak koşucular bu problem nedeniyle arka sıralara geriler.

Peki nasıl bu hale geldik? Nasıl bu kadar iyi uzun-mesafe koşucuları olduk?

Lieberman ve Bramble’nın cevabı: kapan, ağ, ok ve yay homo sapiensler tarafından icat edildi. Taş Devri’nden önce avcıların keskin sopalardan daha iyi silahları olduğuna dair bir kanıt yok. Zaten bir hayvana yaklaşarak avlanma şekli insanların hayvanlar tarafından alt edilmesine neden olurdu. Bu yüzden insan ırkı, takip ederek avlanma yöntemini kullanmıştır. Örneğin, bir antilopu yorgun düşene kadar takip ederek bitkin düştüğü anda avlamışlardır. Yani insan ırkı da avlanmak için koşmuştur.

Amerika Ulusal Yaşlanma Enstitüsü nörologu Mark Mattson’da, insan ırkının yemek ve su bulmak, avlayacakları hayvanların izlerini takip edebilmek için zaman içinde evrimleştiğini savunuyor. Yapılan bir araştırma, insanların koşma yetisine yatkın olarak doğduğunu gösteriyor.

Kısaca, “koşmak için doğduk” ya da “doğuştan koşucuyuz” diyebiliriz. Her ikisi de Galler maratonu için iyi bir slogan olurdu.

Kaynak: slate.com

+ Yorum bulunmuyor

Yorum yap