Türkiye Bilimde Dünyanın Neresinde?


Grafiği tam boyutunda görüntülemek için tıklayın

Akademik dünyada artık makale sayın kadar adamsın. En saygın kurumlar bile makale sayına bakarak sana kaynak sağlıyor, üniversitelerde profesör olmak için makalelerin sayılıyor. Bilim insanları bir makalede basabileceklerini dört hatta beş makaleye yaymaya çalışıyor. Hızlı basan iş buluyor, dur bakalım diyene öğretmenlik yolu gözüküyor. Kalite mi, o de belki bir noktada akla geliyordur. Bu durumu en iyi anlatan son yılların gözde deyimi “Publish or Perish” yani “Yayınla ya da Öl”.

Amerika’da araştırma üniversitelerinden başka kolej diye adlandırılan bir de eğitim üniversiteleri var. Burada çalışanlar araştırma yapmaz, üniversite öğrencilerine en iyi eğitimi vermekle sorumludur yalnızca. Bu ikili sistem Avrupa’da daha nadir. Türkiye’de ise görev tanımları tamamen birbirine karışmış durumda.  Üniversiteler yıllardır bir bilimsel araştırma yapmamış sözde bilim insanlarıyla dolu. Öte yandan bilim icra etmek isteyenlerin önü de haftada 20’ye yakın derse girme zorunluluğuyla kapalı. Dolayısıyla ‘yayınla ya da öl’ felsefesi henüz Türkiye’de yerleşmedi. Gerçi, yeni YÖK tasarısı bu durumu değiştirecek gibi. Yeni tasarıya göre Türkiye’de de artık üniversitede kalmak için yılda belli sayıda makale çıkarmak şart olacak. Bu durum yukarıda saydığım aksaklıkları düzeltirken, Avrupa ve Amerika’daki gibi bilimi yüksek rekabetli ve acımasız bir hale sokacak. Daha çok araştırma için ödenmesi gereken bedel buysa ödenecek.

Peki Türkiye makale sayısı ve kalitesi açısından dünyada nerede yer alıyor? Bu hafta Nature dergisinde yayınlanan bir rapora göre ortalarda demek yanlış olmaz. Şekilde her ülkeye belli kutucuklar atanmış. Her kutucuk 100 makale demek, her kat 10,000 makale. Öndeki renkli kutucuklar da en çok atıf alan makaleler. Görüldüğü gibi Türkiye ikinci katını bitirmek üzere, yani 2012 yılında toplam 19,400 makale basılmış, bunun 100 tanesi de boca atıf almış. Listede başı çeken ülkeler sırasıyla, Amerika, Çin, Almanya ve İngiltere. Türkiye, İran, Hindistan ve Tayvan gibi çok gelişmemiş ülkelerin gerisinde. Öte yandan, Avusturya, Norveç ve Danimarka’dan sayı olarak daha çok basıyor. Ama kalite oranı olarak daha geride. Yine de şu anki sistemde bahsi geçen tüm aksaklıklara rağmen, Türkiye hem kalite hem sayı olarak pek çok Avrupa ve Asya ülkesini geride bırakmış durumda. Demek ki insanımız tüm zorluk ve engellere rağmen bilim yapma isteğine ve azmine sahip.

4 Comments

Yorum yap
    • 2
      cem coskun

      ilk bakışta İran’ın ve birçok asya ülkesinin gerisinde kalmak evet acı verici , iyi niyetle baksak avrupa ülkelerinin neredeyse yarısından fazla gibi gözüküyor , tabi ki yetersiz bilime aç bir ülkeyiz bunu da yetkin mühendislerimize teknisyen muamelesi yapıldığı bu dönemde makale sayımızı arttırmamız kanıtlıyor . gelişmek istiyorsak bu makaleler çoğalmalı …

  1. 4
    Hüseyin tufan

    Cok üzücü utanc verici bir gerçek. 🙁 bilgiye ulaşmanın önü sanki bilinçli olarak kesiliyordu gerek prosedürler gerekse kurallar hatta bilincli politikalarla gencler ilimden bilimden uzaklastırıldı bilim insanları o veya bu sekilde kimi geçim derdinden kimi plansız egitim kurallarından kimiside resmen öldürülerek bilimden mahrum ve bilime susayan bir halk olduk. Bu bence gizli bir savaş soğuk savaşın ta kendisi. Ha bizde hiçmi suç yok.bizim eğitimli saygıdeger vatandaslarımız ilk aldıgı ünvanla kendini halktan yüksek görmek gibi bir acizlige düşer ve verimliliğide dolayısıyle düser. Buda yukarıda yazdıgım gibi o bilim insanlarımızın ilk eğitilirken bir eğitim eksikligi aldıgı gercegini ortaya koyuyor. Ve daha bir sürü etken. Fakat son yıllarda halkımızdan ve bilim adamlarımizdan bütün bu gercekleri görenler varki bilimin ve ilim ogrenmenin yolu dogru bir sekilde acilmaya baslandi gecte olsa güzel bir gelisme. Ve inanin bu gelismenin bile önünü kesmeye calısanlar var. Fakat insallah bilimde ve insanlikta yükselecek bubüyük türk halkı saygılarımla.

+ Leave a Comment