Tümörlerdeki karmaşık protein yapılarının gözlemlenmesinde yeni yaklaşım

Tümörlerdeki karmaşık protein yapılarının gözlemlenmesinde yeni yaklaşım

Çağımızın vebası olan kanser ile ilgili araştırmalar hız kesmeden devam ediyor. Hastalığın ortaya çıkışından itibaren, doğru teşhis ve tedavi yöntemi hastanın geri kalan yaşam kalitesi ve iyileşme katsayısını büyük oranda etkiliyor. Kanser tanı ve tedavi kararları çoğunlukla tümörle birlikte meydana gelen biyolojik süreçteki bilgi eksiklikleri sebebiyle engellenmekte. Bu anlamda, Amerika Birleşik Devletleri Güney Florida Üniversitesi Tampa kampüsünde bulunan Moffitt Kanser Merkezi araştırmacıları, süreci analiz etmek adına, Yakınlık Bağlama Ölçümleri (PLA) adı verilen teknikle, kanser örnekleri üzerinde belirli karmaşık protein yapılarını gözlemlemeye olanak sağlayan yeni bir yaklaşım geliştirdi.

Klinik araştırmacılar ve doktorlar genellikle tanısal, teşhis edici ve tedavi göstergeleri gibi kanser biyoişaretçilerini baz alıyor. Kanser biyoişaretçileri; genetik mutasyonlar, protein dizilim düzeyleri ya da protein modifikasyonları gibi tümörlerin biyolojik karakteristikleridir. Son zamanlarda biyoişaret analizleri öncelikli olarak tekil gen ya da proteinler üzerine odaklanıyor. Ancak bilindiği gibi, proteinler genellikle çoklu bileşik yapılara bağlı büyük dizilimlerin bir parçası ve birbirinden farklı proteinlerle etkileşimde bulunabilirler.  Dolayısıyla, bu yaklaşım uzmanları çok doğru sonuçlara götürmeyebilir.

Moffitt araştırmacıları, kanser örneklerinde meydana gelen karmaşık proteinleri analiz etmek ve daha doğru bir anlayış belirlemek için PLA yaklaşımını geliştirdiler. Bu araştırmada, küçük hücreli olmayan akciğer kanseri, baş ve boyun yassı hücreli karsinom ve böbrek hücresi kanseri gibi türleri de kapsayan, genellikle pek çok ileri düzey kanser türünde mutasyona uğradığı görülen epidermal büyüme faktörü reseptörü (EGFR) üzerine odaklanmışlar ve araştırma sonuçlarına göre, küçük hücreli olmayan akciğer kanserinde  EGFR inhibitörleri ile tedavi edilen ve EGFR protein bileşimlerinden yüksek ölçüde bulundurulan hastalarda, daha doğru öngörüler yakaladıklarını keşfetmişler.

Bu keşfin, doktorlara, tirosin kinaz inhibitör reseptörleri adı verilen ilaçları kullanan hastaların teşhis ve tedavisinde yeni bir bioişaretçi olabileceği öngörülüyor. Dolayısıyla hastaların bu ilaç türüne karşı nasıl dirençli hale gelebileceklerini belirlemeleri konusunda da yardımcı olabilecek.

Bu çalışmanın kanser örneklerindeki karmaşık protein yapılarının değerlendirilmesi aşamasında önemli bir ilk olduğu açıktır. Moffitt Akciğer Kanseri Merkezi Direktörü Eric. B Haura’nın değindiği gibi, kanser hücrelerindeki karmaşık protein yapılarının ölçümlenebildiği deneylerin mümkün olduğu gösterilmiştir. Haura, bu ölçümlemenin ilaç duyarlılığıyla bağıntılı olduğu ve hasta tedavilerine yardımcı olabilmek adına ek analizler geliştirmeye devam ettiklerini belirtmiştir.

Araştırmayı kanser tanı ve tedavisi aşamasında gerçekten heyecan verici bir gelişme olarak betimleyen Moffitt Kanser Merkezi’nden Ph. D A. Matthew Smith, hangi moleküler yolların aktive olduğu belirlenebilirse hastaları mevcut tedavi yöntemlerinden doğru olanı ile eşleştirmede çok daha başarılı olabileceklerini belirtiyor.

Kaynak: sciencedaily.com

+ Yorum bulunmuyor

Yorum yap