Tropik yağmur ormanında bir gece

Tropik yağmur ormanında bir gece

Bu yazımda Singapur’da yaptığımız bir gece arazisi gezisinden bahsedeceğim size. Pangolin görebilmek hevesiyle sabah 1 sularında yola koyulduğumuz bir arazi. Peki pangolin ne mi? Pangolinler, derisinin üzerinde keratin pulları olan kozalaksı görünümdeki, gececil, memeli hayvanlar [1]. Helen adındaki arkadaşım doktorası sürecince onların yayılmasına bakacak; fakat geldiğinden beri yaptığı toplamda 5 adet gece arazisinde bir kez olsun göremedi. Singapur’da bulunan toplam 17 rezervuardan (göl, su deposu) biri olan McRitchie rezervuarında yürüdüğümüz 11 km boyunca da ne izlerini görebildik ne de seslerini işittik. Ben de gördüğüm örümcek, kelebek ve kurbağa türlerini kaydettim. Bu yazımda sizlere onlardan örnekler vereceğim.

Öncelikle araziyi yaptığımız yerden bahsedeyim. McRitchie Rezervuarı aslında Singapur’daki en eski rezervuar, 1868’de yapımı tamamlanıyor. Merkezi Havza Doğa Alanı (ing. Central Catchment Nature Reserve)’nın içinde yer alıyor. Bu alanın çoğu ikincil orman ama 154 hektarlık birincil kurak alan yağmur ormanı ve 87 hektarlık birincil tatlısu bataklı ormanını da kapsıyor [2]. Birincil orman kereste hasadı, böcek istilası gibi durumlarla karşılaşmamış orman türü iken ikincil orman ise bu gibi ormanın bütünlüğüne zarar verici faktörlerden sonra terk edilen ve yeniden doğal yollarla geri büyüyen genç bir orman türü [3].

Singapur’un bağımsızlığını alması 1963’te gerçekleşiyor ve onu takiben Türkiye’deki TOKİ’ye benzer HDB’lerin yapılması ve pek çok yapının artması söz konusu. Türkiye’nin binde biri yüzölçümüne sahip Singapur’un yükselişe geçmesi ile habitat parçalanması ve birincil ormanların yavaş yavaş azalmasını paralel tuttuğumuzda ikincil ormanlar yaklaşık 50-60 yaşında.

Olur da pangolinlere denk gelirsek diye ses çıkarmadan ve tek ışık kaynağımız olan gece lambalarımızla yürüdük. Haliyle gözleri karanlıkta ışıl ışıl parlayan bu örümcekle karşılaşmak çok kolay oldu. Yürüdüğümüz patika boyunca en az 10 birey görme imkanım oldu.

ODTÜ’de araştırmacı olan Mert Elverici’den edindiğim bilgiye göre Sparassidler Türkiye coğrafyasında da fotoğraftaki bireyle hemen hemen aynı vücut büyüklüğü ve şeklindeki temsilcileriyle mevcut.

Catharina, yürüyüşteki 3 kişiden biriydi. O da doktorasında sayısal modelleme araçları kullanarak Güneydoğu Asya’daki amfibilerin yani hem karada hem suda yaşayabilen canlıların ekoloji ve korumasını çalışacak. Bu  kurbağanın tanımlanmasında bana o yardımcı oldu.

Aşağıda gözlemlediğimiz çeşitli türlere örnekler görebilirsiniz.

Güneydoğu Asya ormanlarına özgü büyük orman karıncası (Camponotus gigas).
Videoda aynı zamanda ormandaki sesleri de duyabilirsiniz.

Dünyanın en büyük karıncalarından olan bu tür yiyecek arayışına gece çıkıp ağırlıklı olarak yaprak özsuyu ile besleniyor. Ama böcek ve kuş dışkısı yediği de oluyor [5]. Yuvasını büyük ağaçların altında toprak içine ya da ağaç kütüklerine kuruyor [6].

Toplamda altı saat süren bu arazi boyunca pangolin görme imkanımız olmadıysa da Güneydoğu Asya’ya özgü pek çok ilginç türle tanışmak oldukça keyifliydi. Türler hakkında bilginiz varsa bu yazıyı etkileşimli bir hale getirmeyi teklif ediyorum size. Biyoçeşitliliğimiz ve fikir çeşitliliğimiz eksik olmasın.

Kaynakça:

1- http://savepangolins.org/what-is-a-pangolin/
2- http://www.wildsingapore.com/places/macr.htm
3- http://www.cbd.int/forest/definitions.shtml
4- http://www.ecologyasia.com/verts/amphibians/asian_toad.htm
5- Pfeiffer M, Linsenmair KE (2001). “Territoriality of the Malaysian giant ant Camponotus gigas (Hym. /Form.).” J. Ethology, 19: 75-85
6- Orr A G, Charles J K, Yahya H R H & Sharbini, N H Nesting and colony structure in the giant forest ant, Camponotus gigas (Latreille) (Hymenoptera: Formicidae). The Raffles Bulletin of Zoology Pp. 247-251.

+ Yorum bulunmuyor

Yorum yap