Travmatize Toplum

Travmatize Toplum

Sosyoloji bölümünden 2014 yılında mezun olduktan sonra, her yeni mezunun başından geçen sıkıntılı sürecin içine düştüğümde ve bu süreci atlatma arayışlarındayken, okulda öğrendiğim bilgileri hakkını vererek kullanarak üretim yapabileceğim bir iş en büyük arzumdu. Özellikle sosyal bilimler alanından mezunsanız bu arzunuz maalesef ki çok da kolay gerçekleşmiyor. Çünkü insanların çoğu sosyal bilimlerden nasıl faydalanabileceğini bilmiyor. Bu konuda insanları suçlamayı bırakıp “Sosyolojiyi nasıl popüler ve toplumun tüm kesimleri tarafından tüketilebilir ya da en azından anlaşılabilir hale getirebiliriz?” sorusunu sordum. Yanıtım ise yeni medya oldu. Yazılarımı vakit kaybetmeden paylaşabileceğim bir blog arayışına girdim ve Bilim.org ile tanıştım. Fen bilimlerinin yanı sıra sosyal bilimlere de kapılarını açmış olan, dinamik kadrosuyla geniş çaplı içerik üreten Bilim.org için bir süre içerik ürettim. Ardından, 2017 yılında üzerinde çalışmaya başladığım ve sonlandırdığım çevirim nihayetinde 2018 Haziran ayında raflardaki yerini almaya başladı. Fred Harrison’a ait olan ve Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan; “Travmatize Toplum” olarak isimlendirdiğim bu kitap ilk büyük çeviri deneyimim olmakla birlikte özellikle iktisat, ekonomi, sosyoloji ve antropoloji alanlarında bildiklerime yenilerini eklememe ve farklı bakış açılarını keşfetmeme olanak sağladı.

İnsanlar arasındaki eşitsizliğin kaynağının, yani ekonomik hilelerin, özellikle Batı toplumlarında el üstünde tutulduğunu, hatta adeta bir yasa haline geldiğini iddia eden Harrison bu düşüncesini destekleyici öğeler arıyor ve buluyor. Biyolojik ve sosyolojik yaklaşım bu noktada temel dayanağı oluyor. İnsanın en ilkel halinden ve temel ihtiyaçlarından yola çıkarak, paranın izini sürmeye antik toplumlardan başlıyor ve içtiğimiz suyun, soluduğumuz havanın vergilendirildiği günümüz toplumlarına ulaşarak yolculuğunu noktalıyor. Kağıt üstünde harikalar yaratsalar da harekete geçmediklerini ileri sürdüğü akademisyenlerin durumuna düşmemeye de dikkat ederek uygarlığımızın nasıl bu hile kültüründen kurtulabileceğine dair tavsiyeler veriyor.  Bu tavsiyeleri doğal kaynaklara erişimdeki eşitsizliğin bireyde ve toplumda yarattığı travmayla başa çıkılmasını sağlayacak yöntemler olarak adlandırıyor.

İnsanlığın ileri gitmekte ve bilimsel bilgi ve yöntemlerle daima iyileşmekte olduğuna dair hipotezler ilk bakışta doğrulanabilir gözükse de Travmatize Toplum’un, yaygın kanıları alaşağı edebilecek potansiyelde olduğunu düşünüyorum.  Fakat kitabı okumadan önce modernizm ve ekonomi üzerine ayrı ayrı okumalar yapılması; okurken ise içerik üzerine oldukça basit düşünülmesi gerektiğine inanıyorum. Okuyan anlayacaktır ki, Harrison aslında toplum için yepyeni bir iyileştirici formül bulma peşinde değil; sadece halihazırda bilinen bu formülü uyutulanlara hatırlatma peşinde.

+ Yorum bulunmuyor

Yorum yap

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.