Suça Sosyolojik Bir Bakış: Breaking Bad ve Walter White

Suça Sosyolojik Bir Bakış: Breaking Bad ve Walter White

Walter White, Amerika’nın güneyinde yaşayan evli bir kimya öğretmenidir. Oğlu Walter Jr. ve eşi Skyler’la daha konforlu bir hayat yaşamak adına ek iş olarak bir araba yıkama servisinde de çalışmaktadır. 50’li yaşlarına girmiş olan Walter, bir süre sonra akciğer kanseri olduğunu ve oldukça kısa bir ömrünün kaldığını öğrenir. Yeni doğacak olan kız çocuğunu, Skyler ve Walter Jr. ‘ı ölümüyle üzmek bir yana, ödenecek olan hastane ve tedavi masraflarıyla onları maddi sıkıntı içinde bırakıp gitmek Walter’ı sıkıntıya sokmuştur. ‘’Bundan böyle kaybedecek hiçbir şeyim yok’’ düşüncesiyle hareket etmeye ve öğrencisi Jesse Pinkman’la birlikte metamfetamin üretmeye karar verir. Walter White’ın: ‘’Şimdiye dek namusum ve şerefimle dürüst bir insan olarak yaşadım, ancak kanserden başka bir sonuç elde edemedim’’ ifadesi aslında içinde bulunduğumuz, özümsediğimiz ve sorgulamadan yaşadığımız ‘’çalış ve tüket’’ temalı kapitalist sistemin eleştirel bir ifadesinden başka bir şey değil.

Breaking Bad, belki de aklımıza en sık gelen sorulardan birinin yanıtını veriyor: ‘’İnsanlar neden suç işler ?’’ Bakış açınıza, noktainazarınıza, nerede durduğunuza veyahut sosyolojik bakış açısını tatminkar bulup bulmamanıza göre bunun bir ‘’yanıt’’ olup olmadığını elbette eleştirebilirsiniz.

Meselemiz,  ‘’Toplum nedir?’’ gibi klişe bir tanımı sorgulamakla başlıyor. İnsan toplulukları olarak neden ve nasıl bir arada yaşadığımızın cevabını vermek sanıldığı kadar kolay olmayabilir. Fakat bu, yıllardır tartışılan ve uzlaşılamayan toplum hakkında hiçbir şey söyleyemediğimiz anlamına da gelmiyor. Bahsedebileceğimiz bir nokta da, toplumun “normal’’i besleyen bir bütün olması. İnsanları standardize eden normlar, davranışı diğerlerince onaylanacak olan bireyleri yaratıyor. Bu normları bütünüyle kabul etmeyip standarttan sapanlar ise, “normal olmayan, sıra dışı’’ olarak adlandırılan davranışları sebebiyle toplum tarafından ”suçlu” gibi çeşitli olumsuz etiketlerle yüzleşmek zorunda kalıyor. Normal olanın belirlenmesinde bir çok etkenden söz edilebilir. Örneğin, “gelişmiş” ülkelerin genelinin yaşam tarzına baktığımızda sistematik ve düzenli bir hayat işlediğini görürüz: rekabete dayalı kültürler, pahalı olduğu için kaliteli olması gerektiğini düşündüğümüz okullarda okuyan öğrenciler, üniversite eğitimi sonrası iş hayatına istekli bir şekilde adım atan bireyler, dışarıdan bakınca, sadece Pazar günleri gerçek anlamda bir “hayat”ı varmış gibi görünen çalışanlar…Muhtemelen bu hayat tarzında bir sorun görmeyeceksinizdir. Hatta bu yaşamı yaşamayan insanda bir sorun görmemiz çok daha muhtemel. Çünkü, adapte edildiğimiz ve özendirildiğimiz hayat tarzı Amerikan Rüyası: “Yeteri kadar çalışırsan istediğini elde edebilirsin’’.  Peki sistem vaatlerini yerine getiriyor mu? Oyunu kurallarına göre oynamak sizi “kazanan” yapıyor mu? Görünüşe göre Walter White bu soruya “hayır” yanıtını veriyor.

Sosyolojiye göre davranış öğrenilir ve çevre tarafından şekillendirilir. Suç ise, bir davranış türü değil; bir tanımdır. Suç etiketi de bir davranışla ilgilidir. Suça birçok farklı yaklaşım söz konusudur. Suçlu davranış, sosyal ortamın ürünüdür diyen 3 farklı bakış açısından bahsedilebilir: sosyal yapı, sosyal süreç ve sosyal çatışma. Sosyal süreç teorilerinde yer alan fonksiyonalist bakış açısına göre:

‘’Durkheim suçun kaçınılmazlığının toplumdaki farklılıklara bağlı olduğunu kabul eder. İnsanlar birbirinden çok farklı oldukları, ihtiyaçları ve isteklerini karşılamak için farklı metotlar ve davranış biçimleri kullandıkları için bunların bazılarının suça yol açması şaşırtıcı değildir… Bütün insanların ona göre, benzer veya aynı moral bilinçte olması imkansızdır. Yaşadığımız yer, kalıtımla geçenler ve sosyal etkiler bireyden bireye değişir. Her zaman kolektif tipten sapan bazı kişiler olacağına göre, bu ayrılıkların suçlu kariyerlerini de içermesi kaçınılmazdır. Bu, o kişilerin davranışlarının içgüdüsel karakterde olmasından değil, birlikteliğin onların davranışlarını suçlu olarak tanımlamasındandır. Durkheim’a göre ceza tepkisiyle karşılaşan her eylem bir suçtur…’’ (İçli, 2007)

Durkheim’ın sapma kavramı, onun insan doğasının ikilemi yani mesleki – sosyal düzenlemelerin insanın doğasının istekleri ve ihtiyaçları ile uyum sağlamadığı, zorlanmış bir iş bölümünde ortaya çıkan gerilimler görüşü ile anlaşılabilir (İçli, 2007). Yani, Walter White, bir anomi durumu örneğidir: “Amaçlarla, bu amaçlara ulaşmak için kullanılacak araçların uyuşmaması”: “Sapma teorisini geliştirirken Merton, fonksiyonel analizin tipik faktörleri olan kültürel amaçlar ve kurumlaşmış normları kullanmıştır. Durkheim gibi, suç problemini anomiye bağlamış ve anomiyi bağımsız değişken olarak kullanmıştır. … Merton’a göre anomi, kültürel amaçlarla yasal yollar arasındaki uyuşmazlıktır (İçli, 2007)”. Günlük dildeki kullanımıyla bir orta sınıf  mensubu olan White ailesi, maddi-manevi açıdan hedefledikleri yere sistemin sunduğu yollarla gitmeyi başaramayan ve gayriresmi yöntemleri tercih eden bir ailedir. Bu durum, toplumun onaylamayı reddettiği davranışlar serisini sergilemekle eşdeğerdir denebilir. Merton’ın”Gerilim Teoris”ne göre:

“Merton’a göre, sınıflı toplumlarda yukarıya doğru ulaşma imkanları eşit bir şekilde dağılmamıştır. Alt sınıfın ancak çok az bir üyesi oraya ulaşabilir. Amaçlar ve yollar arasındaki uyuşmazlık gerilime yol açan hayal kırıklığının gelişmesine yardım eder. Bu bakış açısından, sosyal yapı suç probleminin kaynağını teşkil eder… Amaçların bloke edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hayal kırıklığı mutlaka suça yöneltmez. Hatta Merton’a göre, hayal kırıklığına uğramış bireylerin çoğu uyumludur (konformist). Oysa diğer bireylerin bazıları hayal kırıklıklarını azaltmak için suçu içeren diğer dört uyum modellerinden birini kullanır.” (İçli, 2007)

Uyum ModelleriKültürel AmaçlarKurumlaşmış Yollar
Uyumluluk++
Yenilikçilik+
Şekilcilik+
Geri Çekilme
İsyan+-+-

Şemaya göre, Walter White’ın para kazanmak için yasal yollar yerine uyuşturucu ticaretini tercih etmesi Merton’ın “Yenilikçilik” tanımını yansıtıyor.

Çoğunluk, sürüye dahil olmayana aslında Alexis de Tocqueville’in şu sözünü der: “Benim gibi düşünmemekte özgürsün; yaşamın, malın mülkün, her şeyin sende kalacak; ama bugünden itibaren aramızda bir yabancısın.” Walter White’ı eşi Skyler’ın bir süre de olsa reddetmesi, onun “suçlu” bulduğu davranışının nedenini sorgulamadan bir “yabancı” ilan etmesi Tocqueville’i görünüşe göre haklı çıkarıyor. Walter White, sistemden dili yanan biri olarak, sürüden ayrılıyor.

Walter’ın Jesse’ye dediği cümleyi hatırlayın:

“Today is the first day of the rest of your life”

Kaynakça:

İçli, Tülin. (2007). Kriminoloji. Ankara: Seçkin Yayıncılık
http://tr.wikipedia.org/wiki/Breaking_Bad (Erişim Tarihi : 7.3.15)

1 yorum

Yorum yap
  1. 1
    sahin

    Uyumlu bireylerden ziyade suca yonelenlerin konformist oldugu kanisindayim. Suclular ise toplumlarda varliklari kaniksanmis kisiler. Toplumun parcasi olarak gorulmekteler. Ornekteki Walter White ise eski yasaminda topluma daha uzak aslinda. Istirapli kabullenisinin konformistlik olarak adlandirilmasi haksizlik gibi geldi bana.

+ Leave a Comment