Star Trek Into Darkness

Star Trek Into Darkness

Köklü bir geçmişe sahip olan bilimkurgu kültü  Uzay Yolu’nun birçok filmi dizisi çekildi. Uzay Yolu’nun iki nesil değiştiren 10 filmlik serisi 2002’deki Star Trek: Nemesis’le sona ermişti. Aynı Star Wars gibi dünya üzerinde milyonlarca hayranı olan bir serinin devamı gelmeliydi, ancak yeni bir heyecan da lazımdı. 2009’da bu sefer Star Trek adıyla, Star Wars’un devamını da çekecek olan yönetmen J.J. Abrams tarafından seriye yeniden, ancak biraz da kurgusu değiştirilmiş bir şekilde başlandı. Yeni teknolojinin de yardımıyla gösterişli sahnelerin ortaya çıktığı ve aksiyonun dozunun arttığı yeni seri Star Trek Into Darkness’la (Uzay Yolu Bilinmeze Doğru) devam ediyor.

Senaryo

Yeni serinin ilk filmi Star Trek’te Romulan kaptanı Nero geçmişe gidip zaman akışını değiştirmişti. Böylece artık yeni seri alternatif bir evrende geçiyor ve bu da senaryoda daha bağımsız hareket edilebilmesini olanaklı kılıyor. Star Trek Into Darkness, orijinal serinin ikinci filmi Star Trek: The Wrath of Khan’ın (1982) yeniden çevrimi niteliğinde. Hareketli bir giriş sahnesinden sonra Atılgan ve ekibi John Harrison adlı teröristin saklandığı gezegene, 72 adet nükleer roketle birlikte gönderiliyor. John Harrison’ın saklandığı ıssız gezegene gelen Kaptan Kirk ve ekip, zaman içerisinde Harrison’ın gerçek kimliğini öğrenir ve bir komplonun ortasında kaldığını anlamaya başlar.

Oyuncular

Filmdeki en dikkat çekici oyuncu hiç şüphesiz Khan rolündeki İngiliz aktör Benedict Cumberbatch. Khan tiplemesi, yeni serinin gençleştirme operasyonundan nasibini almış. Orijinal serideki yaşlı ve Kızılderili Khan’a karşılık genç, beyaz ve yakışıklı bir figür koymayı uygun görmüşler ki, yeni serinin dinamizmi açısından fena da olmamış.

Zachary Quinto’nun canlandırdığı Spock’sa mantığı azalan, duygusal tepkileri artan bir karakter olarak bu yeni alternatif evrende karşımıza çıkıyor. Filmde en çok yadırgadığım detaylardan birisi bu oldu. Çünkü Spock, sıkça duygusal olarak hareket eden deli fişek kaptan Kirk’ün zıttı olarak, mantıkla hareket eden ve duygusal tepkiler taşımayan karakteriyle bir dengeliyici oluyordu.

Görsel efektler

Star Trek Into Darkness’ın kimi Uzay Yolu hayranları tarafından eleştirilen bir yönü, filmin aksiyon ağırlıklı bir gişe filmi olarak çekilmesi oldu. İşin felsefi yönünün geri planda kaldığı doğru olsa da günümüz aksiyon dünyasında aranan hareketliliği karşılayacak kadar bol görsel efekt ve bilimkurgu harmanı bence filme başarıyla uyarlanmış.

Filmin başında yer denizden çıkış sahnesi başta olmak üzere, daha önce teknolojinin elvermediği bazı hoş sahneleri görme imkanı buluyoruz. Ayrıca teknik olarak galaksi sınıfı bir uzay gemisinin gezegene iniş yapması ve hatta denizin içerisinde saklanması kimilerince saçma bulunsa da, Atılgan’ın bir ilki olarak karşımıza çıkıyor.

Yıldız Filosu komutanı Amiral Alexander Marcus’un devasa gemisinin dünyaya düştüğü sahne de yine bir ilk olarak karşımıza çıkıyor ve görsel açıdan tatmin edici anlar yaşatıyor. Daha önce Atılgan’ın düşman gemiler karşısında ufacık kaldığı sahnelere şahit olmuştuk ancak ilk kez bir Yıldız Filosu gemisi ile karşı karşıya gelip, ondan daha küçük kaldığını görüyoruz. Uzay Yolu maceramız boyunca bize hep Atılgan’ın çok büyük bir gemi olduğu, sahip olduğu silahlarla düşmanlarına korku saldığı mesajı verilmişti. Aslında bunu görmek iyi oldu. Diğer şekilde ne olursa olsun Atılgan kazanır gibi bir algı oluşuyordu.

Diğer detaylar

Klingonlar da görsel olarak değişiklikten nasibini almış. Star Trek evreninde özel bir yeri olan bu ırkın görünüş olarak bu derece değişikliğe uğraması, o alıştığımız Klingon algısını ve hatıralarını tümüyle silip yeni bir sayfa açıyor. Eğer aşağıdaki sahneyi tek bir kare olarak görmüş olsaydım filmi henüz izlemeseydim bu arkadaşın Klingon soyundan geldiği pek de aklıma gelmezdi. Karakterler üzerinde bazı değişiklikler olabilir ama bir ırkı tümüyle böylesine değişikliğe uğratmak iyi bir fikir olmamış.

Michael Giacchino’nun yeni seriyle birlikte bestelediği müzikler Uzay Yolu atmosferini bir adım öteye taşıyor. Özellikle açılış müziğine tamamen orjinal Uzay Yolu motifleri taşıdığı için anında adapte oluyorsunuz ve zevkle dinliyorsunuz.

Sonuç

Yeni seri daha fazla aksiyon, bol görsel efekt ve alternatif evrenin sunduğu değişikliklerle karşımıza çıkıyor. Bazı değişiklikler serinin hayranlarını üzse de, tamamına bakınca keyifli bir Uzay Yolu macerası izliyoruz.

+ Yorum bulunmuyor

Yorum yap