Sineklerin Tanrısı: Çatışmasız Bir Hayat Mümkün mü?

Sineklerin Tanrısı: Çatışmasız Bir Hayat Mümkün mü?

“Filmler asla “sadece film” ya da bizleri eğlendirmeyi ve dolayısıyla dikkatimizi dağıtarak bizi toplumsal gerçekliğimizle ilgili asıl sorunlardan ve mücadelelerden uzaklaştırmayı amaçlayan hafif kurgular değildir. Filmler yalan söylerken bile toplumsal yapımızın can evindeki yalanı söylerler’’(akt. iç. Diken ve Laustsen, 2008) der Slavoj Zizek. Lord of the Flies, iktidar ilişkilerini ve birden fazla insanın bir arada yaşamaya ve yeni bir düzen kurarak bir topluluk oluşturmaya nasıl başladığını sunan bir mikro-toplum analizi olarak yorumlanabilir. Lord of the Flies esasen William Golding’in kitabı olmakla birlikte; eser 1963 yılında İngiliz yapımcı Peter Brook, 1990’da ise Amerikan yapımcı Harry Hook tarafından sinemaya uyarlanmıştır.

Alegori, basitçe “bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme sanatıdır” şeklinde ifade edilebilir. Günümüz popüler kültürünün birçok alanında alegori kullanımı söz konusudur. Eserleri yaratanlar isteyerek ya da istemeyerek alegoriye başvururlar da diyebiliriz. Slavoj Zizek’in bahsettiği gibi “Filmler yalan söylerken bile toplumsal yapımızın can evindeki yalanı söylerler”. Yani, bilinçli yapılanı kadar bilinçsizce yapılanı da vardır. Kısacası, insan elinden çıkan her eser alegoriye yer vermek adına yola çıkmış olmasa bile, eserin “görünmeyen yüzü” eseri anlamak için adeta bir sözlük gibi okunmayı bekleyen bir kitaptır.

sineklerin-tanrisi2

Kaza sonrası askeri oku öğrencilerinin adaya ilk çıktıkları an.

Lord of the Flies, alegorik bir roman olarak bilinmektedir. Issız bir adaya düşen bir grup erkek çocuğunun hikayesini anlatır. Askeri okul ve Katolik Okulu öğrencilerinin olduğu bir uçağın kaza yapması sonucu sağ kalanların olayların geçtiği adaya gelmesiyle birlikte olaylar baş gösterir. Asıl sorun, başlarında bir yetişkinin olmadığını yani onlara göre “başıboş” olduklarını anladıkları an başlar. Aslında otorite, sadece yetişkinler ve çocuklar arasında değil, sosyal etkileşimin yaşandığı yani birden fazla kişinin bulunduğu her ortamda görülecektir. Ralf Dahrendorf’a göre “otorite kişilerde değil, konumlarda bulunur… Çatışmayı çözümlemenin ilk ödevi, toplum içindeki çeşitli otorite rollerinin saptanmasıdır”(akt. iç. Ritzer, 2012:127). Yani Ralph ve Jack otorite konumunda olarak, çocukların baskısından kaçtığı birer anne-baba rolünü oynar. Ralph  ve Jack, iki zıt kutbu oluşturan grupların başlarıdır ve liderlik için yarışırlar. Çoğunluk, Ralph’i lider seçer. Daha sonra işbölümü yaparlar ve Jack, tahakküm altına alacağı “Avcılar”ı yönetmekle sorumlu tutulacaktır. “İki lidere baktığımızda Ralph kamu menfaatini savunur, Jack ise iktidar saplantısı içindedir. Nitekim Ralph’ın grubunu bir arada tutan akıldır, Jack’inkini ise karizmatik bir liderle özdeşleşme”(Diken ve Laustsen 2008:75). Otorite konusu için Randall Collins, tam da Sineklerin Tanrısı’nda görülen çocuklar arası otorite meselesini açıklar nitelikte bir açıklamaya yer vermiştir: “Collins, çeşitli yaş gruplarının sahip oldukları kaynakları inceledi. Yetişkinler, gençliğin fiziksel ihtiyaçlarının tatmin edilmesi için deneyim, büyüklük, güç ve yeteneği kapsayan çeşitli kaynaklara sahiptir. Buna karşın, genç çocukların sahip olduğu kaynaklardan biri, fiziksel çekiciliktir.’’(akt. iç. Ritzer, 2012:134). Burada, Domuzcuk’un neden fiziksel özellikleri sebebiyle dalga konusu olduğunu ve Jack ve Ralph’in de aynı şekilde neden liderlik taslayabildiklerini görüyoruz.

sineklerin-tanrisi3

Adaya düştükten kısa bir süre sonra Jack ve Ralph. Bu dostluk manzarası kısa süre sonra bozulacaktır.

Her şey çocukların yalnız olduklarını fark etmeleriyle başlar… Büyükler bizi almaya gelene kadar eğleneceğiz… Ne var ki otorite figürünün kaybolması ve eğlence ümidi korkuyu da cisimleştirir, uzun süre boyunca adada kalma ihtimali çocukları korkutur ve bu korku daha sonra canavarla iyice artacaktır… Domuzcuk’un da yardımıyla geçen gemilerin dikkatini çekmek için bir işaret ateşi yakmaya karar verirler. (Diken ve Laustsen, 2008:75)

sineklerin-tanrisi4

Medeniyeti temsil eden Ralph (solda) ve Avcılar’ı temsil eden Jack (sağda).

Avcılar’ın sorumluluğunda olan ateş, ufukta görünen bir gemi olmasına karşın sönmüş olarak bulunur. Kendilerini avcılık rolüne iyice kaptırmış olan Jack’in grubu, her yere saldıran ve ne yaptığının bilincinde olmayan bir kitle gibi hareket etmekte ve asıl amaçlarının o adadan kurtulmak olduğunu unutmaktadırlar. Jack ve ekibi ateşin yanık kalmasını sağlamak yerine, bir domuzu öldürmeye cesaret etmiş olmanın gururunu yaşamaktadır: “Canlı bir varlığı kurnazlıkla alt etmiş, iradelerini ona dayatmış, kana kana su içer gibi onun canını almış olmanın bilgisidir bu” (Diken, 2008:76).

sineklerin-tanrisi5

Adadaki öğrenciler iki gruba ayrıldıktan sonra, Ralph’in grubu.

Le Bon, “örgütlü bir kitlenin” onu oluşturan bireylerinkinden son derece farklı özellikler sergilediğini yazar. Kitle içinde tüm duygu ve düşünceler “tek ve aynı doğrultuya yönelir”, bilinçli kişilikler kaybolur. Kitledeki her özne sürekli bir “beklenti içinde dikkat kesilmiştir”, ki bu da onu iddiaların etkisi altında kalmaya açık hale getirir. Birey kitleye katılır katılmaz “operatörün”, mesela liderin, tüm iddialarını kabul etmeye başlar ve kendi karakterine aykırı biçimde davranabilir. (Diken ve Laustsen 2008:79)

sineklerin-tanrisi6

Jack’in “Avcılar” grubu bir süre sonra Ralph’in grubunu sindirerek kendilerine katılmalarını sağlar. Ralph’in grubu giderek küçülür ve sonunda Ralph yalnız kalır.

Jack’in adadaki şiddet dolu hayata adapte olması ve asla kurtulamayacakları düşüncesi, kurtuluş adına pes etmesini de sağlar. Bu durum geri kalanları da etkisini altına alacaktır. “Eğlence” kisvesi altında çocukların birbirlerine zarar vermeye başladıkları adada,  “Büyükler”in baskısı ve denetimine maruz kaldıklarını düşünen çocuklar, artık bir başka çocuk için “büyükler” kategorisine girmiştir. “Hangisi daha iyi-kurallar koyup anlaşmak mı yoksa avlanıp öldürmek mi?” diye Jack ve kitleye isyan etmek Domuzcuk’un ölümüne yol açar: “Bir şeyi ateşe veren kitle kendisini karşı konulamaz hisseder; ateş yayıldığı sürece herkes kitleye katılacaktır ve ona düşman olan her şey yok edilecektir” (akt. iç. Diken ve Laustsen,2008:85). Domuzcuk’un ölümü sonrası Ralph bir süre tek başına sinirli kitleye karşı savaş verdikten adaya kurtarma ekibi ulaşır.

Sineklerin Tanrısı, (var olmayan) bir kötüye karşı sürdürülen bir savaşı anlatır. Filmdeki kötü, ortaçağdaki şeytanı andıran, var olmasa da yönetimin önemli bir dispozitifini teşkil eden sanal bir oyuncudur. Bu açıdan, tıpkı Stalin’in despotluğunu meşru kılmak için Troçki’yi şeytanlaştırdığı ya da Bush’un ortaya çıkan denetim toplumunu haklı göstermek için Bin Ladin’i kullandığı gibi Jack de “canavar”dan faydalanır. (Diken ve Laustsen, 2008:86)

Sonuç olarak, savaş ve iktidar ilişkileri toplumun her alanında görülmektedir diyebiliriz. Büyüklerle verdikleri savaştan kaçmış olmaları, adada çatışmasız bir hayatın onları beklediği anlamına gelmeyecektir. “…çatışma kuramcıları toplumsal sistemin her noktasında çatışma görür… Toplumda hangi düzen olursa olsun, bu düzenin bazı üyelerin tepede olanlar tarafından zorlanmalarından kaynaklandığını düşünür”(Ritzer,2012:126). Çocuklar tarafından yeniden inşa edilen, minyatür bir topluma atıf yapan Sineklerin Tanrısı’nda, çocukların savaş, baskı ve tahakküm ilişkileriyle dolu modern hayattan kaçtığını düşünüp bunun yeniden tasarlandığı bir ilişkiler sistemi bulduğumuz bir eser söz konusudur.

Kaynakça:

  • Ritzer, George. 2012. Modern Sosyoloji Kuramları. Ankara: De Ki Basım Yayın.
  • Diken, Bülent ve Carsten B. Laustsen.2008. Filmlerle Sosyoloji. İstanbul: Metis Yayınları.
  • http://tr.wikipedia.org/wiki/Alegori (Erişim Tarihi: 01.04.2015)

 

4 Comments

Yorum yap
  1. 1
    Ümit Büyükyıldırım

    Gelmiş geçmiş en iyi konuya sahip filmlerden biridir. Sineklerin Tanrısı’nda yaşananlar, adeta insanlık tarihinin bir özetidir. Uygarlığı ve medeniyeti temsil eden Ralph ve savaşı, kötülüğü, hırsı temsil eden Jack’in gruplara ayrılması ve sonunda uygarlığın kötülüğe mağlup olması, başınızda bir otorite olmadığında neler yaşanabileceğini gösteriyor.

    Kötülüğün ne kadar karizmatik ve çekici olduğunu, başvurduğu yöntemlerle de iyiliğe karşı daha fazla avantaja sahip olduğunu görüyoruz. Yani hem medeni hem de üstün kalabilmek gerçekten zor. Zaten Sineklerin Tanrısı’nda da Ralph’in grubundaki üyeler birer birer Avcılar grubuna dahil oluyor ve medeniyet (Ralph) yalnız kalıyor.

    Filmin sonunda donanma askerinin avcılar tarafından mızraklarla kovalanan Ralph’i ve peşinden onu öldürme hırsı ile gelen grubu gördüğünde söylediği “çocuklar, siz ne yapıyorsunuz?” sözü de aslında insanlığı sorgular nitelikte. Günün birinde gelişmiş bir uygarlığın temsilcileri de dünyamızı ziyarete geldiğinde muhtemelen bize aynı soruyu soracaklar.

    Sineklerin Tanrısı, insanlığın neden bir türlü savaşlardan vazgeçmediğini, neden bir türlü tam anlamıyla medeni hale gelemediğini çok iyi anlatıyor.

  2. 2
    2015 / Şubat – kitap okuma değerlendirmesi | Selim Can Göncü

    […] Sineklerin tanrısı ( Özgün Adı : Lord of the Flies ) eseri ile William Golding’ e gerçekten büyük saygı duydum. Alt metinleri ile, yapmış olduğu sembolizm ile gerçekten beğendiğim ve distopya sınıfına koyabileceğimiz bir kitap oldu ancak okuduğum distopyalar içinde kafamda sıralama yaptığımda, 4 puan verebileceğimi düşündüm. Goodreads kitap değerlendirmeleri 10 üzerinden olsaydı bu değerlendirmem muhtemelen 9 puan olacaktı. İzlemediğim için, eser hakkında çekilen filmler için yorum yapmıyorum. Uygun bir vakitte izlemeyi umuyorum. Unutmadan, sineklerin tanrısı ile ilgili bu güzel değerlendirmeyi de mutlaka okuyun.  […]

  3. 3
    erkan

    Kitap üzerine yapilan aciklamalar ve elestirileri yeterli görüp ekleme yapmayacağım lakin neden böyle oldu ?sorusunun cevabını vermeye calisacagim.
    turumuz olarak varlığını devam ettiren insanoğlu diğer türlerin yaşamasına izin vermedi.farkında olduğunun farkına vardığı andan itibaren çatışma unsurunu bünyesine ekledi genetik kodlarına kazıdı kimse yoksa bile kendi kendisiyle çatıştı sonuçta on binlerce savaş ve ölüm tarihin giri sine kazindi.

  4. 4
    ödemişli

    Sineklerin Tanrısı kitabının referans aldığı sosyal psikoloji deneyenin sahibi Ödemişli Muzaffer Şerif in yaptığı Robers Cave deneyidir. Referans olarak vermeniz bilimin gereği olacaktır.

+ Leave a Comment