Primatolog Amy Klegarth ve Güneydoğu Asya’daki makaklar

Primatolog Amy Klegarth ve Güneydoğu Asya’daki makaklar

Amy Klegarth, çılgın bir primatolog. Notre Dame Üniversitesi’nde doktorasının dördüncü yılında ve şu anda aldığı Fullbright bursu ile Singapur Ulusal Üniversitesi Evrimsel Biyoloji Laboratuvarı’nda uzun kuyruklu makaklarla ilgili araştırmasına devam ediyor. National Geographic dergisinde araştırmalarını anlatan yazılar yazıyor. Şimdiye kadar Güneydoğu Asya’daki bir çok ülkede arazi çalışmaları yaptı, onu sıklıkla makaklarla yaşadığı ilginç hikayeleri anlatırken bulmanız mümkün. Biz de bu röportajı Singapur’daki Bukit Timah doğa koruma alanında, etrafımızdaki pek çok makak ile gerçekleştirdik. Çalışmasıyla ilgili ayrıntılı bilgi edinmek, makakların sevimli hallerini izlemek ve ‘Peki neden makak?’ sorusuna cevap bulmak istiyorsanız, gelin başlayalım.

Bilgenur Baloğlu- Bu röportajı makak projesi için yapıyoruz. Bize biraz kendinden bahseder misin Amy?

Amy Klegarth- Notre Dame Üniversitesi’nde doktoramın 4. yılındayım ve şu anda Fullbright bursuyla Singapur Ulusal Üniversitesi (NUS)’nde Rudolf Meier’in laboratuvarında çalışıyorum. Bu benim Singapur’a dördüncü gelişim. Yukarda, görmesi biraz zor ama, erişkin erkek bir maymun var, adı Spartacus.

Üzerinde vericisi var mı?

Evet, oldukça pahalı bir uydu vericisi hem de. Bu hayvanlar için GPS uydu vericileri yaklaşık 3700 Amerikan doları. Singapur’da şu anda GPS vericisi takılan 6 makaktan biri Spartacus.

Vericiyi takma amacınız ne?

Primatların kullandığı alanlar ve yaşam alanları hakkında bilgilerimiz şimdiye kadar çok sınırlıydı. Araştırmacılar radyo telemetriyle (uzaktan ölçüm yöntemi) sınırlanmıştı, ki bu epey işgücü ve zaman gerektiriyor. Bu nedenle bu yöntemle yüz ya da binlerce veri toplamanız olası değil. Geçmiş çalışmalara bakınca görülüyor ki pek çok primat yaşam alanı çalışması oldukça düşük sayıda veri ile yapılmış. Teknoloji geliştikçe ve GPS daha erişilebilir hale geldikçe pek çok veri gerektiren yaşam alanları, bölgeleri, harcadıkları enerji gibi konulardaki soruları daha iyi cevaplayabiliyoruz. GPS işgücünü azaltıyor; çünkü verici datayı kaydediyor, biz de gelip onu bilgisayara yüklüyoruz. Bu makak Aralığın ortasından beri ormandaydı, dolayısıyla veriyi yükmeye başladığımda elimde son iki ayın konum bilgisi olacak. Ayrıca, yaban hayatı koordinatörlerine türlerin korunması ve insan-hayvan çatışması konusunda da yardımcı olmak da ilgilendiğim bir konu. Makakların insanların yaşadıkları alanlara ne sıklıkla, günün hangi saatlerinde geldiğini, özellikle onları çeken çöplük alanı gibi bir şey olup olmadığını öğrenmek aldığımız GPS verileri ile mümkün. Şu anda altı farklı makak topluluğundaki altı makağı takip ediyorum.

Dişi ve yavrusu, Güneydoğu Asya’ya özgü Simpoh Air (Dillennia suffriticosa) bitkisinin geniş yaprakları arasında. Fotoğraf: Bilgenur Baloğlu

Dişi ve yeni doğmuş yavrusu. Fotoğraf: Bilgenur Baloğlu

Uzun kuyruklu makaklardan bahsediyorsun, değil mi?

Evet, Singapur’da oldukça yaygın maymunlar. Burada ayrıca soyu tükenmekte olan yaprak maymunu da var, yaklaşık 40-60 adet ve oldukça utangaçlar. Ama uzun kuyruklu makaklar insanlara alışkın. Bir tanesi mesela şu anda korkulukların oradan bize doğru geliyor (bkz. video). Oldukça iyi huylu maymunlar ama çok şikayet duyuyorsun onlarla ilgili.

Söylendiği gibi zarar veren hayvanlar değil aslında, değil mi?

Bana kalırsa şikayetler daha çok algı ile ilgili. Pek çok insan maymun davranışı ile bilgiye sahip değil. Çoğu zaman, eğer maymun yanınızdan geçiyor bile olsa bazı insanlar bunu saldırgan algılıyor. Özellikle insanlara çok alışkın olanlar özellikle içinde yiyecek olduğunu bilirlerse yanınıza gelip çantanızı kapmaya çalışabilir. Ama bu aslında zarar verecek bir durum değil. İnsanların tırmalandığı ya da ısırıldığı çok az vaka var. Bildiğim kadarıyla Milli Parklar’a (y.n. Singapur’daki kurum) yılda yaklaşık 1000 ila 2000 şikayet geliyor. Buradaki nüfusun beş milyon olduğunu, gelen turistleri ve 2000 maymun nüfusunu düşünürsek şikayet oranı aslında epey düşük. Çünkü maymunlar çoğu zaman insanlarla içiçe. Eğer bu şikayetleri süzersek geriye kalan sadece maymunların görüldüğü anlar oluyor. Çok az bir miktarı, belki sadece dörtte biri ciddi şikayetler, sizi kovalayan ya da sizden bir şey almaya çalışan bir maymun mesela.

Güneydoğu Asya’da pek çok araştırmacı maymunlar üzerinde çalışıyor, ama farklı türler sanırım. Sen de bu civarda pek çok konferansa katılma imkanı buldun, biraz detay verir misin?

Aslında uzun kuyruklu makaklar diğer türlere nazaran gözardı ediliyor; çünkü primatologlar soyu tükenmekte olan türleri çalışmayı tercih ediyor. Uzun kuyruklu makaklar ya da Hint şebeği (Rhesus maymunu) gibi yaygın ‘şehir’ maymunları genelde görmezden geliniyor. Ama aslında bu yaygın bulunan maymunlar insanla en yoğun etkileşenler. Biyomedikal çalışmalarda da model organizma olarak bu maymunlar kullanılıyor. Bu nedenle aslında onların ekoloji ve evrimsel geçmişlerini anlamaya çalışmak çok önemli. Eğer hastalıkların yayılmasını ve etkileşimleri çalışıyorsanız, bu türler insanlarla en çok etkileştiği için, insanların bir makağa hastalık geçirmesi imkansız bir durum değil, üstelik onların bize hastalık geçirmesinden çok daha mümkün! Bu hastalıklar daha sonra makaklardan soyu tükenmekte olan diğer maymun türlerine de geçebilir. Ne kadar temas edersek, onlara nasıl davranmamız gerektiği konusunda o kadar bilinçli olmamız gerek; çünkü bu etkileşimler sadece bizle, yani insanla sınırlı kalmıyor.

Bu bilgisayarı veriyi almak için kullanıyorsun. Bir de anteni (Kathy anteni tutuyor, Evrimsel Biyoloji Labında araştırmacı kendisi) kullanıyorsun. Bize biraz aşamaları gösterebilir misin?

Bu, veriyi yüklemek için kullandığım anten (videoda gösteriyor). Bu da benim uzaktan yükleme baz istasyonum. Bu arada arkadan gelen bu ses bir maymun kavgasına ait.

Ne için kavga ediyorlar sence?

Genelde yiyecek, eğer orada başka bir grup yoksa.

Ama genelde bu gruplar birbirlerinin alanına müdahale etmiyorlar, değil mi? Her biri kendi bölgesini kullanıyor.

Şimdiye kadar gözlemlediğim kadarıyla her grup kendi bölgesine bağlı. Ama dediğim gibi, bu hayvanlar ile ilgili çok az çalışma var, benim yaptığım çalışmanın bir kısmı da bu hayvanların yaşadığı bölgeyi koruma davranışı ve beraber yayılmalarına bakmak olacak. Bir grup diğerine nasıl baskı yapıyor, birbiriyle ne sıklıkla bir araya geliyorlar? Singapur’da yaptığım çalışma gösterdi ki çalıştığım gruplar hiçbir zaman aynı anda aynı bölgeyi kullanmıyor. Genelde paylaşılan alan da 1-2 metreyi geçmiyor. Üstelik bu alanın paylaşılması da 1 ay arayla oldu. Eğer iki grup birbiriyle etkileşirse, bu çok hızlı, şiddetli bir kavgaya yol açıyor, sonrasında hepsi kendi bölgesine dönüyor. Bu kavga çok sürüncemeli olmuyor, yani maymunlar için genelleyemem ama uzun kuyruklu makaklar için durum böyle.

Özellikle senin çalıştığın tür yani?

Evet, açıkçası diğer türlerdeki modellerle ilgili pek bir fikrim yok. Ama uzun kuyruklu makaklar arasındaki karşılaşmalar hızlı ve bölgesel olur ve sonra hepsi kendi yoluna devam eder. Üç arazi sezonum boyunca toplamda iki ya da üç kavga gördüm. Şu andaki kavga için de bu bölgede bulunan gruba çok yakınlaşmış başka bir grup olması muhtemel. Bu grupta çok sayıda anne tarafından gelen soy var. Bu ana nesillerinden bazıları kendi arasında baskın bir hiyerarşi sistemine sahip ve önemsiz şeyler için kavga etmeleri mümkün. Belki bir dişi grubu ve onun akrabaları bir başka dişi grubuna kızdı, aile içinde olan bir ağız dalaşı diyebiliriz istersen.

Nasıl çalıştığına geri dönersek?

Böyle göründüğüne bakma, uzaktan yükleme baz istasyonum 3000 dolar. Kathy’e de daha önce söylediğim gibi bazen makaklar ne yaptığımla çok ilgili oluyor, mesela üzerimde çanta falan varsa gelip bakmak istiyorlar.

Hımm, yesem mi yemesem mi? Amy şuruba batırılmış pamuk bezleri tükürük örneği alabilmek için kendisi hazırlıyor. Fotoğraf: Bilgenur Baloğlu

Yiyecek varsa diye mi?

Yiyecek varsa ya da anteni onlara doğru tutuşum hoşlarına gitmediğinde. Maymunlar havaya doğru bir şeyler kaldırdığınızda pek hoşnut olmuyor.

Bu onlara saldırgan mı görünüyor?

Aynen. Düzenli olarak takip ettiğimde beni tehdit olarak algılamıyorlar. Ama bu takibe henüz başladım, dolayısıyla henüz bana ve antene pek alışamadılar. Buraya ilk geldiğimde daha büyükçe gri renkli bir anten tutuyordum, bu onlara saldırgan geldi, yolun üzerindeki pek çok maymun hemen ağaca çıktı ve birkaç tanesi alarm sinyali verdi. Mümkünse sessizce oturmaya hatta pek takip etmemeye çalışıyorum. Verici takılı olan maymunu bulabilirsem, ne âlâ! Ola ki kaçmam gereken bir durum olursa, o zaman pasaportumu, hatta çalışma izin belgemi bile bırakırım ama bu anteni asla! (gülüşmeler)

Anteni nasıl tuttuğunu gösterir misin? Yöntemi olmalı.

Dürüst olacağım, daha çok büyü gibi. İlk geldiğimde yolunu öğrendiğimi sanmıştım, ama sonrasında durum veri almak için yağmur dansı gibi şeyler yapmaya dönüştü. İşin aslı, baz istasyonu antene bağlı. Tek ihtiyacın olan şey ise Windows işletim sistemine sahip bir dizüstü bilgisayar.

Peki sadece bir usb bellek ile mi çalışıyor bütün bu sistem? Biraz detay verebilir misin?

Bilgisayarda verici programı olan ‘Telemetri Solutions Collar’ yüklü. İlk olarak radyo sinyaliyle makakları takip ediyorum. Makağa yaklaştıkça mesafeye göre radyo sinyalinin sesi değişiyor, yaklaştıkça sinyal artıyor. GPS vericisi ile veri alınıyor ve uydu ile bağlanıp vericiye aktarılıyor. Elimdeki bu alet sayesinde de uydu, GPS vericisine veriyi bilgisayarıma yüklemesini söylüyor. Yani uydu vericiye, verici de bana bilgi aktarıyor. İyi bir günde, 30 saniye içinde veri elimde. Ama tabii, bazen makak bana ne kadar yakın olursa olsun, 45 dakika beklediğim ama verinin yüklenmediği de oluyor, sonra aniden yüklenmeye başlıyor. Ondan sonra da gülünç hareketler yapıyor buluyorum kendimi, veriyi yükleyebilmek için. Hele bazen yarısına kadar yükleyip sonra duruyor, işte o baya acı verici.

Makakları nasıl takip ediyorsun?

Her maymunun vericisine özel çok yüksek frekans (VHF) sinyali ve seri numarası var. Şu anda 6 makak takip ediyorum. Araştırmalarımı yapmamı ve gerekli izinleri sağlayan, Singapur’daki Milli Parklar Kurulu bu projemle epey ilgili. 10 adet daha verici sipariş verdiler. Toplamda 16 vericiyle, Asya’daki yabani makaklarla ilgili en büyük çalışma olacak diyebilirim. Güney Amerika’da da örümcek maymunlarıyla benzer bir çalışma yapılıyor. Umarım, bizim çalışmamız başka araştırmalara yol açacak, çünkü bu maddi yatırım gerektiriyor ve insanlar ellerinde kanıt olmadan bütçe destek başvurusu yapmak istemiyor. Özellikle teknoloji geliştikçe GPS fiyatları da düşecek, ayrıca boyutları da küçülecek. Şimdiye kadarki çalışmaların kısıtlı olmasının bir nedeni de bu, bateri ömrü ve boyutu. Hayvanlara vücut ağırlıklarının %5’i ağırlığında verici takabilirsiniz sadece, bizse %3’ü sağlamaya çalışıyoruz.

Türkiye’de ayı, kurt ve akbabalara verici takıldığını biliyorum, Türkiye dışında makaklara verici takıldığını ise daha önce hiç duymamıştım.

Evet, uzun kuyruklu makaklar oldukça küçük, bir ev kedisi boyutunda. Aslında vericiler elime ilk geçtiğinde, ABD’de bu şekilde test ettim. Makakların kedi boyutunda olduğunu biliyordum, evimdeki en küçük kedime programlanmış vericiyi taktım ve onun iki metre yükseklikteki çitten atlayışını gözledim. Kedimin hareketlerinde bir sorun yoktu, haliyle daha güçlü olan makaklarda da sorun olmamalı. Gördüğün gibi ağaçlarda geziyorlar hep, vericiyi de boyun dışında takabileceğimiz bir yer olmadığı ve onları fiziksel olarak zorlamak istemediğimiz için şimdilik teknolojinin daha da gelişmesini bekliyorum, böylece örneğin GSM telefon ağını kullanan vericiler kullanabileceğiz.

Çok teşekkürler çalışmanın ayrıntılarını bizimle paylaştığın için. Sana verici takma ve makak takibinde iyi eğlenceler. Umarım yağmur dansı yapmana gerek kalmaz!

Ben teşekkür ederim.

+ Yorum bulunmuyor

Yorum yap