Periyodik tablodaki 4 yeni element isimlendirildi

Periyodik tablodaki 4 yeni element isimlendirildi

Geçtiğimiz Ocak ayında, dört yeni elementin (113, 115, 117 ve 118) bulunduğu bildirilmişti. O anda geçici olarak isimlendirilen elementler için gerçek isimler önerildi. ABD, Rusya ve Japonya’daki araştırmacılar bu yeni elementin bulunuşlarında pay sahibi, ve bu yüzden isimlendirmede öncelik onlara verildi.

Uluslar arası Temel ve Uygulamalı Kimya Birliği (IUPAC) yeni elementlerin bulunduğunu doğrulayan resmi bir kurum olup herhangi bir yeni elementin şu kriterlere dayanarak isimlendirilmesi gerektiğini söylüyor:

  • Mitoloji olayı veya mitolojik bir karakter (astronomik nesneler dahil)
  • Bir mineral veya benzer bir madde
  • Bir yer veya bir coğrafik bölge
  • Elementin bir özelliği
  • Bir bilim insanı

Bu kurallara dayanarak, aşağıdaki isimler yeni elementler için önerildi:

  • nihonyum (Nh, Z=113)
  • moskovyum (Mc, Z=115)
  • tennessine (Ts, Z=117)
  • oganesson (Og, Z=118)

Bu elementlerden nihonyum Japonya’nın Japonca ismi olan “Nippon”dan geliyor. Moskovyum da tahmin edileceği gibi Rusya’nın başkenti olan Moskova’dan dolayı önerilmiş. Tennessine, kimya alanında çığır açan çalışmalar yapmış araştırmacıların bulunduğu Tennessee eyaletinden geliyor. Tennessine, böylece kaliforniyumdan (element 98) sonra ABD şehrinden esinlenerek verilen ikinci element ismi oldu. Diğer örnek ise Hassiyum (element 108) olup Alman şehri olan Hesse’den alınmış. Oganneson ise 83 yaşındaki Rus fizikçi Yuri Ogannesiyan’dan dolayı verildi ve Nature’den Richard Van Noorden, yaşayan bir insanın isminin ikinci kez yeni bir elemente verildiğini söylüyor.

İsimler araştırma ekipleri tarafından önerildi, IUPAC tarafından kabul edildi ve beş aylık bir süreçte halkın görüşleri alınacak ve 8 Kasım 2016 tarihinde kesin karar verilecek.

Bu elementlerin neden bu kadar geç keşfedildiğini merak edenlere cevabımız şöyle olacak. Bu elementler tabiatta bulunmuyor. Sadece laboratuarda sentetik olarak üretilebiliyor ve çok hızlı bir şekilde bozunuyor. Daha önce bu hızı yakalayıp neye dönüştüğünü bulan olmamıştı.

Kaynak: sciencealert.com

Kategoriler

2 Comments

Yorum yap

+ Leave a Comment