Ozon tabakası artık incelmiyor

Ozon tabakası Dünya'yı zararlı UV ışınlarından koruyor ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı ile Dünya Meteoroloji Organizasyonu tarafından yayınlanan bir rapora göre iyileşme belirtileri gösteriyor. Ozon tabakasının incelme seviyeleri yüksek olsa da, azalma hızı on yıllık bir sürede artış göstermemiş ve bazı yerlerde tabakanın kalınlaştığına ilişkin işaretler görülmüş.

1987'de, uluslararası bir düzenleme olan Montreal Protokolü bir zamanlar buzdolaplarında ve deodorant spreylerde kullanılmış olan klorofluorokarbonlar (CFC'ler) dahil olmak üzere ozon tabakasına zarar veren kimyasalların kullanımını aşamalı olarak durdurmak veya yasaklamak için yürürlüğe girmişti. Şimdi ise, kampanyanın gereksinimlerini kısmen karşılayacak şekilde 300 civarında bilim adamı tarafından oluşturulan en son raporda suçlu kimyasal maddelerin yasaklanmasının ürünü olarak, ozon tabakasının iyileşme sürecine girdiği ortaya konmuş durumda.

CFC'ler ve benzer bileşikler ozona zarar veriyor, çünkü stratosfere ulaştıklarında UV ışığı bunları parçalayarak klor veya brom atomlarının oluşmasına sebep oluyor, bunlar da ozon ile tepkimeye girecek aktif türleri meydana getiriyor. Sonuç olarak, bu türler oksijen oluşturuyor ve klor ve brom atomları serbest kalarak bir kere daha ozonla tepkimeye girerek tabakanın sürekli olarak azalmasına neden oluyor.

Birleşik Krallık'taki East Anglia Üniversitesi'nde araştırmacı olarak çalışan ve aynı zamanda raporun yazarlarından biri olan Johannes Laube,“Montreal Protokolü stratosferik ozon tabakasına verilen zararı sınırlamada çok başarılı oldu” diyor. “CFC üretimi durdurulmamış olsaydı, günümüzde çok daha ince bir ozon tabakamız olurdu ve bunun da felâket cinsinden sonuçları olurdu, örneğin milyonlarca kişi daha cilt kanseri ile mücadele ederdi”.

Bunun ötesinde, protokol kaza eseri de olsa günümüze kadar gelen küresel iklim kararları arasında en başarılısı oldu. Birleşik Krallık'ta bulunan Leeds Üniversitesi'nde iklim değişikliğini araştıran Piers Forster, “CFC'lerin güçlü ve çok uzun ömürlü sera gazları olduğu anlaşıldı, bu sebeple bunların emisyonlarını zapt etmek, daha da sıcak bir 21.yüzyıldan kurtulmamız anlamına gelir” diyor.

Forster, raporun çok güzel bir haber olduğunu belirtiyor. “Ancak kutlama için şampanyamı birkaç on yıl daha soğukta bekleteceğim, çünkü ozon tabakası tamamen kurtuldu diyemeyiz, ve ozon tabakasını tahrip eden maddelerin emisyonunu ve ozon tabakasının durumunu dikkatle izlemeye devam etmeliyiz” demeden de geçemiyor. “Yine de, Montreal Protokolü bilim, küresel işbirliği ve çevresel politikalar açısından çok büyük bir başarı öyküsü olmuştur”.

Ozon tabakasının tam olarak yerine gelmesi yavaş bir süreç olacak. Laube, “Ozona zarar veren en tehlikeli bileşikler tedrici olarak kullanımdan kaldırıldı ve emisyonları ciddi ölçüde azaldı, buna rağmen bunların pek çoğu tepkimeye girme açısından oldukça zayıf ve bunların atmosferden tamamen giderilmesine kadar yıl ve yüz yıl arasında bir süre geçecek” diyor.

Bu arada, kaygı yaratacak başka sebepler de var. Kontrol edilen bazı gazlar hâlâ atmosfere salınmaya devam ediyor, bunlar arasında karbon tetraklorür de var, bir ihtimalle yasa dışı üretim ve kullanım bunu sebebi. Diğer bileşikler, örneğin oldukça tehlikeli bir sera gazı olan azot(I) oksit, ozona zarar veriyor, ancak Protokol tarafından kontrol edilmiyor. Bunun dışında Laube'nin araştırması atmosferde mevcut dört adet yeni, ozona zarar veren kimyasalın varlığını son zamanda tespit etti, bunlardan ikisinin düzeyleri yükselmeye devam ediyor.

Laube, şöyle diyor: “Yüz yılın sonuna gelmeden önce ozon tabakasının tamamlandığını görme olasılığımız kesinlikle var, ancak çalışmaya devam etmemiz gerekiyor”. ”Şu andaki zarar hâlâ yüksek, ancak on yıllık süre boyunca kötüleşmiş değil”.

Kaynak: Chemistry World

+ Yorum bulunmuyor

Yorum yap