Oyun hamurundan bilim havuzuna: Çocuklar ve Bilim

Çocuklar için bilimin varlığı ve bunun kitlelerce yaygınlaştırılması fikri epeydir aklımı meşgul ediyordu. Bilim aslında sadece belli bir yaş grubu sonrasının, belirli bir eğitim seviyesine gelmiş kişilerin uğraşı değil, olmamalı da. Bilim herkes için ve çocuklar da buna dâhil! Henüz izlediğim bir TED konuşmasında bilim yapmak ile oyun oynamanın ne kadar ilişkili olduğundan bahsediliyor.

        Belirsizliği kutlamak

O        Değişime açık olmak, uyum sağlamak
Y         İhtimallere açık olmak
U        İşbirliği
N        içten gelen istek, motivasyon

Bilim, soru sorma eylemine dayanan bilgiler yığını aslında. Üstelik yaptığınız araştırmalar sorduğunuz sorulara cevap vermeyebilir ama bu bilimi sınırlandırmaz, aksine teşvik eder. Sorular belirsizlik getirir ve yapılan araştırmaya farklı bakış açıları sunmak anlamına gelir. Bilim ise oyun oynama sürecinde kesinliğe ulaşmada atılan bir adım olabilir. Bu TED konuşmasında bahsi geçen bir araştırmaya göre, sekiz ila on yaşlarındaki 25 çocuğun sorduğu altı sorudan beşi, son onbeş yıldır bilimsel camiada üretilen yayınların sorularının temelini oluşturuyor. Yani aslında küçük çocukların merak ettiği şeyler ile büyük bilim insanlarının araştırdıkları konular örtüşüyor. Blackawton İlkokulundaki çocuklar, sinirbilimci Beau Lotto önderliğinde yürüttükleri çalışmalarının ürünü olan, Biology Letters’da yayımlanmış makalelerinde şöyle diyor: Yabanarılarının hangi çiçekten bal alacaklarına karar vermek için farklı renksel ve uzamsal kombinasyonlar kullanabileceğini keşfettik. Ayrıca, bilimin çok havalı ve eğlenceli olduğunu da keşfettik; çünkü hiç kimsenin daha önce yapmadığı bir şeyi yapıyorsunuz.

Bu makale, ‘bir zamanlar..’ diye başlıyor.  Metotlar kısmında, arıları buzdolabına koyduk, (sonra da onlardan arı turtası yaptık), onlar uykuya daldığında üzerlerine küçük benekler yaptık, diye devam ediyor. Çocukların merak ettiği konu, arıların insanlar gibi öğrenme yeteneklerinin olup olmadığı, eğer varsa ve arılar belli ölçülerde insana benziyorsa, bu biz insanların kendimizi anlamamıza yardımcı olabilir. Bu çalışmanın deney kısmı dört ay sürse de, makale olarak yayımlanması iki yılı buluyor. Bunun nedeni de hiçbir derginin, çocukların yaptığı bu araştırmayı bir türlü ‘kaale almaması.’

Oysa çocukluk çağı değil mi hayal gücünün sınırlarını zorladığı, hatta sınırsız olduğu dönemler? Çocuklar değil mi, bir ineğin bir yıl boyunca osurmayıp biriktirdiği gazı bir kerede osurmasının uzaya fırlamasına yetip yetmeyeceğini ya da arının başka bir arıyı sokup sokmayacağını merak eden? Gökyüzü neden mavi, çiş neden sarı, uzay ne kadar uzak gibi soruları da çocuklar sorar genelde. O halde bilime çocuklar daha çok katılabilmeli ki çocuklar sordukları soruyu araştırmanın tadına da varabilsin, tıpkı Blackawton ilkokulunda olduğu gibi.

Katılımcı bilime bir örnek Amsterdam’daki NEMO müzesi. Bu müze, Hollanda’nın en büyük bilim merkezi. Mimar Renzo Piano tarafından tasarlanmış sıradışı mimarisiyle dikkat çeken bu yeşil binayı her yıl 500.000’den fazla kişi geziyor. Bu müzede ‘dokunmamak yasak.’ Okul çağındaki çocukların yanı sıra yetişkinler için de çok farklı ve interaktif öğrenme ortamı sağlıyor NEMO.

Enerji kaynakları üzerine bir kısmı var örneğin, kömür, gaz ve petrol gibi fosil yakıtların sonlu olduğunu, rüzgar, güneş, hidroelektrik gibi alternatif enerji kaynaklarının ise neden çevreye daha yararlı olduğunu hem yazılı hem de deneysel düzeneklerle görsel olarak anlatıyor. Bir diğer kısımda, maymun, inek, köpek, insan gibi çeşitli canlılarda cinsel ilişki görsellerinden tutun da âşık beyindeki fizyolojik değişikliklere, aşk duygusunun bilimsel açıklamasından, Fransız öpücüğünün plastik iki dille canlandırılmasına kadar çeşitli bilgilerle görsel olarak donanıyor ziyaretçiler.

 

Otuz yıl sonra nasıl görüneceğimiz, neden ailemize çok benzediğimiz –ve bir o kadar da benzemediğimiz-, suyu nasıl saflaştıracağımız, uyduların nasıl çalıştığı, ergenlik sürecinin neden ve nasıl olduğu gibi sorulara cevap bulabilmek de mümkün gezerken. Beş katlı müzede çeşitli sergiler, tiyatro gösterileri, atölye çalışmaları, laboratuarlar bulunuyor. Müzede gezerken ‘Kod adı: DNA’ adlı bölümde gen teknolojisine dair bir şeyler öğrenebiliyor, ‘Şaşırtıcı Yapılar’ kısmında köprülerin nasıl güçlü ve sağlam olduğunu anlamak için legolar kullanıyor, çelik yapılar hakkında bilgi edinebiliyor, şekil, güç ve denge kavramlarını somutlaştırabiliyorsunuz kafanızda.

Nemo, çocukları ve beraberinde yetişkinleri yaşamın kıyısından alıp yaşamın içine davet ediyor. Canlılığı ve cansızlığı sorgulatıyor. Milyarlarca yıl önce yaşamın nasıl başladığını anlatıyor, açıklıyor. Dünya üzerinde farklı kültürlerin, inanç biçimlerinin, dillerin, toplumların var olduğunu da empati yaptırarak öğretiyor. Ayrıca düşünen beyin, dünden bugüne beyin, çeşitli canlılarda beynin evrimi gibi konularda da bilgi edinebilmek mümkün.

 

 

Gün doğar doğmaz Nemo’daki çatıda 4.000 litreden fazla, su otuz su tankında akıyor. Bu büyük şelale Nemo’nun mimarisinde ayırıcı bir özellik. Burada çocuklar oyun oynuyor, kürek çekiyor, su sıçratıyor. Bu sıçratmalı su harikasında en önemlisi de şu, çocuklar, muslukları ve tekerlekleri döndürerek su akışının yönünü değiştiriyorlar, yani dokunarak öğreniyor.

Blackawton İlkokulu'ndaki çocukların bilim yapması ve NEMO müzesi gibi örnekler, bilimin oyun oynamaya ne kadar çok benzediğini gösteren sadece iki örnek. Kimbilir, çocukların sadece izleyici değil, aynı zamanda katılımcı da olduğu bilim, zihinlerdeki kafasını makalelere gömmüş bilim insanı imgesini silip, oyun parklarında, doğada, suya, toprağa, maddeye dokunan insanı gözümüzün önüne getirir belki artık. Ve çocuklar da sordukları soruların cevabını aramak peşinde oyunlar oynamaya devam ederler büyüseler bile. Büyüseler bile çocuk kalanlara –yani ‘iyilik nereden gelir’ diye merak edenlere hâlâ’ ve beyinleri sorularının çokluğundan patlayacak gibi olan çocuklara, soru sormaktan ve sorgulamaktan vazgeçmemeleri dileğiyle…

 

Kaynakça:

Arılarla ilgili makale: Blackawton, P. S., Airzee, S., Allen, A., Baker, S.,  v.d.,  Blackawton Bees, Biol. Lett. ( 2011). vol. 7, no. 2, 168-172.
Nemo müzesi: http://www.e-nemo.nl/en/
Düşündüren sorular için: de Botton, A., Chomsky, N., Nicholls, D., Dawkins, R., v.d., Ed. Harris, GE., Küçük insanlardan büyük sorular, hayli mühim insanlardan basit cevaplar. (2012). Domingo Yayınevi.

+ Yorum bulunmuyor

Yorum yap