Oblivion

Oblivion

Bilimkurgu filmlerinde görmeye çok da alışık olmadığımız Tom Cruise’un yer aldığı ve geleceğin “felaket sonrası dünyasında” geçen Oblivion’u sizler için inceledik.

Senaryo

Filmin yönetmeni Joseph Kosinski’nin kendi yazdığı ve yayınlanmamış bir çizgi romanı konu alan özgün senaryo, geleceğin fütüristik dünyasında geçiyor. Dünya 2073 yılında uzaylı istilasına uğrar. İnsanoğlu bu savaşı kazanır, ancak nükleer silahlar kullandığı için de Dünya, üzerinde yaşamaktan vazgeçilecek duruma gelmiştir. İnsanlar Satürn’ün uydusu Titan’a taşınır ve Titan’da kullanılacak doğal kaynaklar Dünya’dan toplanarak götürülür. İşte Jack Harper (Tom Cruise) ve ekip arkadaşı Victoria (Andrea Riseborough) kaynak toplayan istasyonlardan birini korumak ve gerekli tamir işlerini yapmakla sorumludur. Kaynak toplama istasyonları ve koruma araçları için en büyük tehditse, gezegende yaşayan bir başka ırk olan Scavlar. Onlarla ilgili sürpriz de filmin ilerleyen kısmında açığa çıkıyor. Geleceğin mimarisi ve dekorasyonuyla bezenmiş geniş ve konforlu bir evde rahat ve rutin bir hayat süren ikilinin rutini, ekibin teknisyeni olan Jack Harper’ın geçmişine dair gördüğü rüyalar ve günün birinde düşen bir hava aracından çıkan kazazede ile değişir.

Filmin ilerleyen kısımlarında çıkacak olaylardan, filmi henüz izlememiş olanları düşünerek bahsetmiyorum. Aslında üzerine konuşulması gereken bazı detaylar da filmin sonunda mevcut. Bunları da yazının yorum kısmında konuşabiliriz.

Görsel efektler

Geleceğin dünyasının tasviri söz konusu olduğunda mekan ve nesne tasarımlarında tutarsızlık ve özensizlik sorunları olabiliyor. Ancak Oblivion’da her mekan ve her nesne, işlevsellik detaylarına kadar özenle tasarlanmış. Hiç bir görsel detay gelişi güzel konulmamış ve bu da sizin filmi daha dikkatli ve her anını hayranlıkla izlemenize yol açıyor.

Jack Harper ve Victoria’nın gökyüzündeki fütüristik evleri bile başlı başına görsel açıdan önemli bir çalışma ve hayal dünyanızın zenginleşmesine katkıda bulunuyor. Özellikle benim gibi fütüristik ileri teknoloji gelecek konseptine meraklıysanız, bu evle ilgili sahneler oldukça hoşunuza gidecektir.

Filmdeki taşıtlar, insansız hava araçları, silahlar ve kıyafetlerin tasarımı da oldukça özenli. Jack Harper’ın iki kişilik insanlı aracı ve insansız hava araçlarının hem görselliğini hem de işlevselliğini gösteren sahneler görsel efektler açısından oldukça tatmin edici.

Oyuncular

Tom Cruise çok yönlü bir aktör ve onun bilimkurgu türünde de başarılı olabileceğini daha önce Azınlık Raporu (Minority Report) filminde görmüştük. Tom Cruise bilimkurgu rollerine alışmaya başlamış olsa gerek, 2014 yılında vizyona girecek olan Edge Of Tomorrow adlı bir başka bilimkurgu filminde de yer alacak.

Bu sefer, oyunculuğuyla filmin diğer öğelerinin önüne geçiyor diyemeyiz belki ama başrolün hakkını veriyor. Harper’ın eşi Victoria rolündeki Andrea Riseborough’sa, ekibin tutkulu subayı rolüyle daha etkili bir karakter olarak öne çıkıyor. Quantum of Solace‘de Bond güzeli olan ve filmde Harper’ın geçmişi ile bağlantılı olan kazazede Julia  rolündeki Olga Kurylenko ve filmin ilerleyen bölümlerinde karşımıza çıkan Morgan Freeman ise zayıf bir performans gösteriyor.

Genel olarak senaryo ve görsel efektlerin, oyunculukların önüne geçtiğini söyleyebiliriz.

Diğer detaylar

Filmin posterlerinde görülen New York yıkıntıları filme birebir aktarılmamış. Örneğin Empire State’in önünde oluşan şelale karesini filmde göremiyoruz ne yazık ki. Mevcut bilgisayar teknolojisi ve görsel efekt tekniklerini sonuna kadar zorlayarak, filmde en çok hatırlanacak sahnelerden birini ortaya çıkarabilirlerdi, ancak tercih etmemişler. Bunun yerine filmde Empire State’in çatı katına kadar kuma gömüldüğünü görüyoruz. Filmde bizi tatmin edebilecek “felaket sonrası dünya” görüntüsü olarak, stadyum enkazı sahnesini söyleyebiliriz. Parçalanan Ay’ın görüntüsü de, eğer ki daha özenli yapılabilseydi daha etkileyici olabilirdi. Örneğin The Time Machine (Zaman Tüneli – 2002)  filmindeki parçalanmış Ay görüntüsü çok daha heyecan vericiydi.

Sonuç

Filmin ilerleyen bölümlerinde ve sonunda süprizler bizleri bekliyor. Bu da filmi salt bir görsel efekt donatımlı bilimkurgu olmaktan çıkarıp, senaryo derinliğiyle de aklımıza hitap eden bir film haline getiriyor.

Üst düzey görselliği, Tom Cruise farkı ve içerdiği süprizlerle son dönemdeki en iyi bilimkurgu filmlerinden birisi olmayı başarıyor Oblivion.

4 Comments

Yorum yap
  1. 1
    Ramazan

    Film gerçekten müthiş herkesin izlemesini tavsiye ederim ve Empire State sahnesininde olmaması kötü oldu benim içim muhteşem bir görsellik katabilirdi oysa..

  2. 3
    Ethem

    Bilimkurgu dediğimizde Oblivion’ı ele aldığımızda fazlasıyla doyurucu.Halen günümüzde gerçekçiliği doyurmayan bilimkurgu filmlerinin olduğunu düşünürsek bu film başyapıt diyebiliriz.İyi bir bilimkurgu sever iseniz,kaçırmamalısınız.

  3. 4
    Mehmet Yıldız

    Son bölümlere kadar oldukça iyi bir filmdi. Özellikle görsel efektler harika. Puan vermem gerekirse 10 üzerinden 7 verebilirim.

+ Leave a Comment