Neden koşucularda diz iltihaplanması olmaz?

Koşunun dizde iltihaplanmaya yol açtığı ve dizi mahvettiği, koşmayan insanlar arasında artık kemikleşmiş bir inanıştır. Ancak yapılan bir araştırma bunun ancak bir efsane olabileceğini gösteriyor. Koşunun dizi mahvedebileceği inanışının aksine koşu, çok fazla hareket içerdiği için böyle bir şeyin oluşumunu engelliyor.

Koşunun neden bu kadar zararlı olabileceğinin düşünüldüğünü anlamak aslında çok kolay. Çünkü her adımda dize baskı uygulanıyor. Genel yargı şu ki sürekli ekleme baskı uygulamak, kıkırdağın zedelenmesine ve iltihabın neden olduğu kıkırdak aşınmasına yol açabilir.

Ancak uzun süreli araştırmalar, koşan kişi orta yaş veya üzeri olsa bile, koşunun diz iltihaplanmasına yol açmayacağını gösteriyor. Temmuz ayında yayınlanan yaklaşık 75.000 koşucunun katıldığı çalışma, koşunun osteoartrit riskini arttırdığına dair hiçbir kanıt olmadığını gösteriyor. Hatta araştırmaya katılan ve içlerinde maraton koşucularının da bulunduğu koşucuların hareket etmeyen kişilere göre diz iltihabı sorunu yaşaması daha düşük ihtimal.

Koşucuların, dizlerinde neden iltihap oluşmadığı ise henüz gizemini koruyor. Kingston’da bulunan Queen’s Üniversitesi araştırmacıları bu konunun üzerine düştü ve “Koşucuların neden osteoartist olma riski daha azdır?” başlıklı bir çalışma yaptı.

Yürüyüşün artrite (eklemlerde üretilen iltihap) neden olabilme ihtimalinin aksine buna daha az neden olacağı yaygın bir inanış. Bu yüzden doktorlar genellikle kilolu ve diz ağrısı şikayeti olan yaşlı hastalara yürüyüş yapmalarını tavsiye ediyor. Geçen hafta yayınlanan bu çalışmadan önce bilim adamları yürüyüş ve koşu esnasında insanların dizlerinin nasıl olduğunu hiç karşılaştırmamıştı.

Bu araştırma için bilim adamları önce, dizle ilgili hiçbir problemi olmamış yarısı kadın 14 gönüllü katılımcı buldu. Katılımcıların kollarına ve bacaklarına koşu ve yürüyüş anındaki hareketlerini daha net gösterebilecek parlak bantlar bağlandı. Gönüllülerin 50 metrelik insan hareketlerinin yere uyguladığı kuvveti ölçen ve her yanı hareketleri daha iyi görüntüleyen kameralarla donatılmış parkurda önce çıplak ayak beş kez yürümesi istendi. Ardından gönüllüler aynı parkurda beş kez koştular. Parkurun bu özellikleri araştırmacıların, katılımcıların yürürken ve koşarken yere uyguladıkları kuvvet hakkında veri toplamalarını sağladı.

Toplanan verilere göre koşarken yere uygulanan kuvvet vücut ağırlığının sekiz katı. Yürürken uygulanan kuvvet ise ağırlığın üç katı. Ancak aynı parkurda yürüyen ve koşan birinin adım sayısı farklı. Koşan biri yürüyen kişiye oranla daha az adım atmış oluyor.

Bu farklılıklar, aynı yolu koşan veya yürüyen kişinin yere uygulayacağı kuvvet adım farkından dolayı aynı olabileceğini gösteriyor. Kabaca, koşan kişi dizine daha çok kuvvet uyguluyor; ancak yürüyen kişi daha fazla adım attığı için uygulanan kuvvet eşitleniyor. Yani dize uygulanan kuvvet aynı.

Araştırmayı gerçekleştiren Maryland Üniversitesi Kas Bilimi Bölümü akademisyeni Yar. Doç. Ross Miller, “bu çalışma, “neden daha az koşucunun diz iltihaplanması sorunu yaşadığı”na dair ikna edici biyomekanik bir açıklama” şeklinde açıklama yaptıktan sonra sözlerine “belli bir mesafede yapılan araştırmada koşma ve yürümenin dizde oluşturabileceği yırtılma riskinin ayırt edilemez olduğunu” ekledi. Dr. Miller araştırmanın sonuçlarını değerlendirdikten sonra, koşunun artrite karşı yararlı olabileceğini bile söylüyor.

Çalışmanın amacının, koşu iltihaplanmayı engelleyip engellemediği hakkında değil; neden koşan kişilerde iltihaplanmanın görülmediği hakkında olduğu dile getiren Dr.Miller, “bu çalışmanın sonuçları ‘koşu, diz sağlığı için yararlıdır’ yargısını kanıtlamaz. Bilindiği üzere koşucularda genel olarak görülen patellofemoral ağrı sendromu vardır. Bu hastalığın nedeni de koşmaktır. Bu çalışmadan illa bir sonuç çıkarılacaksa, ‘koşarsak dizimiz yırtılır’ inanışı tarihe gömüldü.” şeklinde sözlerini sonlandırdı.

 

Kaynak: well.blogs.nytimes.com

+ Yorum bulunmuyor

Yorum yap