NASA’nın ürettiği füzyon roketi Mars’a yolculuğu 30 güne düşürebilir

NASA tarafından Washington Üniversitesi'nde kurulan bir araştırma grubu füzyon gücüyle çalışan roketi bitirmek üzere. Eğer başarılı bir şekilde yapımı tamamlanırsa, bu roket sayesinde insanlı bir uzay aracı şimdiki teknolojiyle 300 gün yerine sadece 30 günde Mars'ta olabilecek.

John Slough tarafından yönetilen ekip, son birkaç yılını füzyon roketini geliştirmek ve her bir aşamasını test etmek için harcadı. Şimdi tüm bu izole testleri bir araya getirip gerçek bir füzyon roketi üretme zamanı. Başarılı olmak için Slough ve meslektaşlarının, ihtiyaç duyduğundan daha fazla enerji üreteceği bir füzyon işlemi yaratmalılar ki, kullanılan roket yakıtlarının 7 milyon katı yoğunluğunda füzyon reaksiyonunu başlatabilsinler. Bu da milyarlarca dolarlık araştırma ve dünyanın en iyi bilim adamalarına rağmen 60 yıldan uzun süredir alt edilemeyen bir konu.

Füzyon roketinin tasarımı mekanik olarak hem basit hem de yaratıcı.  Özünde, bir döteryum-trityum yumağından ve lityumdan yapılma bazı büyük metal halkalardan oluşuyor. Yumak yanma kabininden egzoza doğru akarken belli bir noktaya gelince büyük bir manyetik alan tetikleniyor, bu da metal halkaların yumak yakıtın etrafında çarpıp kalmasına sebep oluyor. Bu halkalar sonra içeriye doğru, öyle bir basınçla patlıyor ki yakıt sıkışarak füzyona giriyor-aşağı yukarı arabanın dizel yakıtının sıkıştırarak yanmasını sağlaması gibi. Füzyon kuvvetli bir patlamaya sebep oluyor ve metal halkalar roketten 108.000 km/h bir hızla ayrılarak itiş kuvveti oluşturuyor. Bu reaksiyon her 10 saniyede tekrarlanabiliyor, sonunda roketi yaklaşık olarak 321,868 km/saat hıza ulaştırıyor -Curiosity'nin Dünya'dan Mars’a olan yolculuğunun neredeyse 10 katı bir hız.

Elbette bunlar teorik. Şimdiye kadarki durumla ilgili söyleyebileceğimiz en net bilgi füzyon motorunun henüz gerçekten üretilmediği; içeriye doğru patlayan metal halkaları denediler, ancak henüz döteryum-trityum yakıtını eklemediler ve yüksek ısıda iyonize olmuş topak metali bir roketin arkasından 107.826 km/saat‘te fırlatmadılar.

Başarı olarak sayılabilmesi için füzyon motorunun iki kriteri tamamlaması gerekiyor: Güvenli bir şekilde çalışmalı ve füzyon reaksiyonu başlatmak için kullanılan elektrik enerjisinden daha fazla termal enerji üretme kapasitesi olmalı. İşte bu ikinci, düzinelerce denmeye, araştırma ve geliştirmeye harcanan milyarlarca dolara rağmen bu zamana kadar gerçekleştirilmesi imkânsız olarak kanıtlanan bir faktör. Esasında bir füzyon reaksiyonunu başlatmak yeterince kolay -sadece çok kuvvetli bir manyetik alan, lazerler, ya da bir nükleer bomba gerekiyor-; ancak ondan sonra reaksiyonu devam ettirmek çok zor. Füzyon çok yüksek seviyede termal enerji açığa çıkarıyor, ama bu enerjinin yeteri kadarını elektrik enerjisine çevirmesi gerekiyor ki, reaksiyon devam edebilsin.

Şuan sürdürülebilir füzyon için sahip olduğumuz en iyi umut ITER- dünyanın büyük oyuncuları tarafından desteklenen 20 milyar dolarlık füzyon projesi- ve Kaliforniya’nın Ulusal Ateşleme Tesisi (yukarıdaki fotoğraf). Washington Üniversitesi'nin tasarımının nasıl bir süregelen füzyon sağlayacağı açık olmasa da, bir planlarının olduğunu varsaymak gerek. Ama umutlarınızı yüceltmemelisiniz: Nerdeyse herkesin katıldığı gerçek, füzyon teknolojisinin 20 yıl daha uzak olduğu ve daima da uzak olabileceği. Ama umutlanmamız için bir sebep: Yeni  ve hızlı bir uzay seyahati yöntemi bulamazsak en yakın Dünya benzeri gezegene yolculuğumuz 200.000 yılımızı alacak.

 

Kaynak: extremetech.com

2 Comments

Yorum yap
  1. 1
    hakan

    nükleer patlamayla tetiklenmiş bir ısı kaynağı yanında ısıyla elektrik üretebilen ekipmanın sayesinde deteryum ve tirityum birleşiminden manyetik hücreye hapsedilen yeni atom’un oluşturucağı tepkime istenilen sürekliliği sağlamayı başarabilir.kısacası ilk ateşmele nükleer patlama olması nanoteknoloji ile üretilmiş mini bir nötron bombası bu işlevi sağlayabilir.

  2. 2
    Hamdi Baydemir

    Füzyonlu roketlerle uçuşa başlayabilmemiz için ‘kontrollu füzyon’ teknolojisini geliştirmiş olmamız gerekiyor. Füzyon reaksiyonunu ancak ‘soğuk füzyon’ prosesiyle kontrol altında tutabiliriz. Bunun için de, nano teknolojide, süper iletkenlikte, laserlerde, hatta antimadde üretim teknolojisinde bir hayli yol katetmemiz gerekiyor.
    O noktaya gelişimiz ise, bir kaç on yılın ardından adeta bilimsel ve teknolojik devrim niteliğinde zincirleme sıçramalarla olacak. Belki her yıl, belki her ay çok önemli bilimsel ve teknolojik gelişmeler olacak. O kadar ki; bu konulara meraklı olanlarımız bile olup bitenleri torunlarına anlatmakta çok zorlanacak.
    İşte o aşamadan sonra, göklere ulaşmanın yolunun füzyonlu da olsa roket işi olmadığını anlayacağız.
    Bu yeni teknolojik buluşların sağlayacağı imkanlarla, uzay-zaman dokusunda gravitik bir tünel açmanın yolunu bulmaya çalışacağız. İşte o zaman, evreni gerçek boyutuyla ve ‘ademoğlu’nu da gerçek kimliğiyle tanımış olacağız…

+ Leave a Comment