Mitokondriyal DNA’nın araştırılması yaşayan torunlarını atalarıyla bağlıyor

Araştırmacılar, bin yıllar önce yaşamış Amerika yerlilerinin kalıntılarıyla şu an yaşayan torunlarınları arasında hala genetik bağlantı olduğunu kanıtladı. Araştırma grubu, nesillerin izini sürebilmek için, çocuğa yalnızca annesinden aktarılan mitokondriyal DNA'yı kullandı.

Bu izlem için, eski çağlarda yaşamış dört ve halen yaşayan üç bireyin mitokondriyal genomunun tamamı karşılaştırıldı. Karşılaştırma için kullanılan bireyler nesiller boyu aynı çevrede yaşadığı bilinen boyların ikamet ettiği, Britanya Kolumbiyası'nın kuzey kıyısındaki bir bölgeden seçildi. Bölgede bulunan arkeolojik alanların birkaç bin yıl öncesinin izlerini taşıdığı biliniyordu, bu alanlardaki insan kalıntarını da içeren incelemelerin sonuçlanmasıyla ise hala aynı bölgede yaşayan bireylerin soyunun beş ila altı bin yıl kadar eskiye dayandığı ortaya çıktı.

Eski zaman kalıntıları ve günümüzde yaşayan bireylerin DNA'ları göz önünde bulundurulduğunda saptanan ilişki, bu bireylerin bin yıllardır bölgenin sahibi olduğunu kanıtlıyor.

Antik insan kalıntılarının DNA analizi için yapılan önceki bir araştırmada, 3.400 ila 4.500 yıl önce Grönland'da yaşamış Eskimo halkına mensup bir adamın saç kalıntısı örneklenerek tüm mitokondriyal DNA'sının analizi yapılmıştı. Fakat, bu ve benzeri araştırmalar mitokondriyal genomun ancak küçük bir kısmının bilgisine erişilebilmesiyle sonuçlanıyordu.

Geliştirilen analiz yöntemleri eski zamana ait DNA'ların daha kolay ve daha az maliyetle tanımlanabilmesini sağlıyor.

Mitokondriyal genomun araştırılması belirli grupların evrimsel tarihinin anlaşılması için iyi bir olanak olarak görülüyor. Antik kalıntıların DNA'sı genellikle bozulurken, her hücrede yalnızca iki kopyası bulunan nükleer DNA'lar belirlenebiliyor. Çekirdekli yapıya sahip mitokondri organellerinin ise hücrelerde çok sayıda bulunması DNA'ya erişimi kolaylaştırıyor.

Mitokondriyal DNA babadan gelen DNA ile birleşmiyor, doğrudan anneden gelen bilgi çocuklara aktarılıyor. Aktarımdaki bu seçilim ise jenerasyonlar boyu belirli bir zincirin devamlılığını sağladığı için kolay izlenebiliyor.

Arkeoloji ve sözel aktarımlar geçmişe dair bilgi edinebilmek için çok önemli kaynaklar sağlıyor. Fakat, genetik bilginin izlenebilmesiyle tarihsel sürecin daha detaylı ve kesin verilerle açıklanabilmesi mümkün.

 

Kaynak: http://www.sciencedaily.com/releases/2013/07/130704095044.htm

1 yorum

Yorum yap
  1. 1
    S. Selin K.

    Popular Science’de bir makale vardı , Amerika’da Albert Perry adlı bir adam genini denetlendirmiş .Geninde Adem’in DNA’sı varmış .

+ Leave a Comment