Minimalizm – İnsan İletişimi

Hayır demeyi bilmek

Karşımızdaki insanları kırmamak için bizden istenen her talebe olumlu yanıt verdiğimizde, üzerimize gereksiz sorumluluklar da almış oluruz. Herkesi mutlu etmek zorunda değiliz, öncelikle biz mutlu olmalıyız. Ancak her talebe olumlu yanıt verirsek bir süre sonra kaldıramayacağımız bir yükün altına girer ve mutsuz oluruz.

Sadece bizim için gerekli veya zorunlu olan, zaman ve olanaklarımıza uygun taleplere olumlu yanıt vermeliyiz. Bu konuda net ve seçici olmayı kesinlikle prensip edinmeliyiz. Hayır kelimesini duymak karşınızdakinin hoşuna gitmeyecektir belki ama zaman içerisinde bu prensibinize çevrenizdekiler alışacak ve siz de rahat edeceksiniz. Çünkü taleplerin çoğu size gelmeden elenmiş olacaklar.

Dürüst olmanın rahatlığı

Yalan söyleyerek geride sürekli iz bırakırsınız. Dürüst olun ve her zaman doğruyu söyleyin. Bu şekilde geriye dönük rahat olacağınız gibi, gelecekte de inanılırlığınız artacağı için, insanlar sizin söylediklerinizin doğruluğunu sorgulamayacaktır. Bu da hem sizin, hem de karşınızdakilerin zihnen daha rahat olmasına sebep olur.

Ödünç almayın, ödünç vermeyin

Birisi sizden bir şeyi ödünç olarak istediğinde, siz bunu zamanında ve sağlam olarak geri alıp almayacağınız konusunu dile getirdiğinizde "Bana da mı güvenmiyorsun, aşkolsun" cümlesini hayatınızda kaç kere duydunuz? Ben çok duydum.

Verdiğim yepyeni oyun ve film cd'lerini adeta fayans temizlemek için kullanmış veya ayağına takıp paten kaymış gibi çizerek, deforme ederek geri veren çok arkadaşım oldu. Bir hafta sonra geri almak üzere verdiğim eşyaları aylar sonra aldığım, hatta geri alacağıma dair umudumu kestiğim için aklımdan çıkardığım çok oldu.

Verdiğiniz eşyaya, karşı taraf sizin kadar özenli bakar mı ve zamanında teslim eder mi diye düşünmek bir yana, bir de bu şekilde deforme edilmiş şekilde, haftalar ve aylar sonra geri almanın veya alamamanın düşüncesi beyninizi oldukça meşgul edecektir. Hatta arkadaşınızla aranızdaki ilişkiyi bile gereksiz yere bozmanıza sebep olabilir.

Bu sorunu çözmenin yolu, ödünç bir eşya vermeme prensibini geliştirmektir. Bunu oldukça net ve kararlı bir şekilde ben uyguladım. Arkadaşlarım başlangıçta yadırgadı ancak sonra buna alıştılar. Ödünç vermek yerine eğer yapabiliyorsanız hibe edin. Böylece verdiğiniz eşyanın akıbeti ile zihninizi yormak zorunda kalmazsınız.

Ödünç vermek gibi ödünç almak da zihninize yük getirebilir. Sorumluluk sahibi bir insansanız eğer, aldığınız eşyaya karşı kendi malınızdan daha özenli davranacak ve işiniz biter bitmez de geri vermek isteyeceksiniz. Eğer mümkünse başka çözümler üretin ve ödünç almamaya çalışın.

Ödünç almanın da vermenin de elbette istisnai durumları olabilir. Ancak bu durumlar dışında prensiplerinize sadık kalmaya çalışın ve rahat edin.

İnsan iletişimi ve ilişkilerinde seçici olmak

Henüz tanımadığınız birisi ile, tanıdığınız birisi ile kurduğunuz şekilde iletişim kurmamaya çalışın. Sınırlarınızı koruyun, çünkü bu sizin koruyucu duvarlarınızdır.

Sosyal ağlar ve anlık mesajlaşma programlarına da ekleyeceğiniz kişiler konusunda seçici olmanızda fayda var. Çeşit olsun diye düşünmeden, önüne geleni listelerinize eklememeniz, daha sonra herhangi bir sebepten dolayı pişman olmanızı önler. Ancak bunları iş ve benzer amaçlarla kullanıyorsanız, bu durumda istisna yapabilirsiniz.

Paylaşımın popüler olduğu bir dönemdeyiz, ancak herşeyimizi paylaşmak zorunda da değiliz. İnsanlara kendiniz hakkında, sadece bilmeleri gerektiğini düşündüğünüz kadar bilgi verin, kendi özelinizi kendinize, güvendiğiniz en yakın arkadaşlarınıza ve ailenize saklayın.

5 Comments

Yorum yap
  1. 1
    Üveys

    Bir önceki yazınızda okuduğum kadarıyla minimalizm maddecilikten kaçmaktı. En azına yani ihtiyacım olanına sahip olmak.
    Eğer ihtiyacımın olduğu kadarına sahipsem bundan fazlası bende yoksa, minimalistim diyebilirim öyle mi?

    Peki ben minimalistsem ve elimde olan kitabı ödünç veriyorsam, bu kitap döner veya dönmez pek ilgim olmazsa aslında o zaman daha iyi bir minimalist olmaz mıyım? Maddecilikten tamamıyla arınmış olmaz mıyım?

  2. 3
    Üveys

    Hocam peki minimalist yaşam felsefesini, Platon’un bir sözüyle açıklamıştınız. Minimalizm felsefesinin ilk adımlarını Platon mu attı? Kim tarafından ne zaman bu görüş ortaya koyuldu hocam.?

    • 4
      Ümit Büyükyıldırım

      Minimalizmin temellerinin ne kadar geriye gittiği net olarak belli olmasa da Platon’un bu sözü, onun o çağlarda bunu keşfettiğini gösterir ki bu da bulabileceğimiz en somut ve en eski kanıt.

      Bizim anladığımız ve buradaki yazılarda tarif ettiğimiz minimalist yaşam tarzı ile tam olarak örtüşen bir tarz tanımı da pek yapılmamış, en azından ben rastlamadım.Sade yaşam tarzı, basitlik ve minimalist dekorasyon olarak farklı farklı olarak ele alınan bu konuları birleştirerek, günümüz insanı için bir minimalist yaşam tanımlaması derlemeye çalıştım.

+ Leave a Comment