Merceksiz Görüntüleme Sistemlerinde Çığır Açan Türk Bilim Adamı

Dr. Aydoğan Özcan, doktorasını 2005 yılında Stanford Üniversitesi Elektrik Mühendisliğinde tamamladı. Daha sonra Harvard Tıp Fakültesinde araştırma üyesi olarak tıbbi görüntüleme üzerinde çalışmalarını 2 yıl kadar sürdürdü. 2007 yılında Kaliforniya Üniversitesi Los angeles’ta (UCLA) elektrik mühendisliği bölümünde kurmuş olduğu laboratuarında Biyo ve Nano fotonik üzerinde çalışmalarına devam ediyor. Dr. Aydoğan Özcan, özellikle merceksiz görüntüleme sistemlerinde yapmış olduğu çalışmalar ile adından çokça bahsettirdi. Çalışmaları ile küresel birçok ödüle layık görüldü. 2011 yılında Amerikan başkanlığı tarafından önemli bilimsel ve teknolojik yeniliklere imza atan araştırmacılara verilen Başkanlık Kariyer Ödülüne layık görüldü. Ayrıca, 2012 yılında dünyaca ünlü popüler bilim dergisi “Popular Science” tarafından 10 en parlak bilim adamı arasında gösterildi. Dr. Aydoğan Özcan, UCLA’de geliştirmiş olduğu teknolojiler ile onlarca patenti ve bir o kadard a patent başvurusu bulunmaktadır. Biz de Bilim.org’u takip eden siz değerli bilim severler için kendisi ile çok güzel bir söyleşi gerçekleştirdik. Sizleri bu söyleşi ile baş başa bırakıyoruz.

Aydoğan Hocam, çalıştığınız konular hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

Kaliforniya Üniversitesi'ndeki (UCLA) grubum, hesaplamalı görüntüleme teknolojileri üzerinde çalışıyor. Kısacası, yeni mikroskoplar oluşturmaya çalışıyoruz. Bu mikroskopların en önemli özelliği normal mikroskoplardan daha hafif, taşınabilir ve ucuz olmalarıdır. Bunu yaparken de görüntünün kalitesini, çözünürlüğünü ve kontrastını değiştirmeden yapmaya çalışıyoruz ki aynı kalitede güzel görüntüler alabilelim. Mikroskopların ve görüntüleme cihazların en önemli parçaları lenslerdir. Biz bu lensleri dijital hesaplama yöntemi ile değiştirerekten çok daha geniş alana bakabilecek mikroskoplar dizayn ediyoruz. Bunların da tele tıp alanında çok farklı uygulamaları var. En çok duyduğunuz cep telefonunu kan hücrelerine bakabilecek bir mikroskoba dönüştürülmesi olabilir. Çünkü cep telefonlarında hem çok iyi bir hesaplama ortamı var, hem de cep telefonunun arkasındaki kameralar çözünürlük açısından oldukça iyi durumda. Dolayısıyla bu tür cihazların cep telefonu ile bütünleşmesi özellikle tele tıp ve üçüncü dünya ülkelerindeki sağlık taramaları için ilginç alanlar, ilginç uygulamalar ortaya çıkartıyor.

Aydoğan Hocam, siz elektrik mühendisliği temelli bir eğitimden geçtiniz. Biyolojik sahaları incelemek, özellikle mikroskobik alanlara yönelik çalışmalar yapma fikrine nasıl ulaştınız?

Doktoramın sonlarına doğru geliştirmiş olduğumuz tekniklerin görüntülemeye uygulanabilir olduğunu gördük. O zaman için kullandığımız ve geliştirdiğimiz tekniklerin matematiksel olarak da aynı şekilde görüntüleme teknolojilerinin ilerletilebilmesi için faydalı olabileceğini düşündük. Böylece doktoramın sonlarına doğru görüntülemeye merak duymaya başladım ve bu konularda çalışmaya başladım. Doktoram sonrasında da Harvard Tıp Fakültesi'nde yaklaşık 2 sene geçirdim. Orada daha çok klinik örneklerde görüntüleme üzerine çalışmalarım oldu. Geçirdiğim bu süre bana elektrik mühendisliği tabanlı bir eğitimin tıbbi konularda nasıl uygulanabileceğini, tıbbi görüntülemenin teşhis amaçlı nasıl kullanılabileceğine yönelik fikirler verdi. Bu fikirler sonrasında kendi vizyonumu oluşturmam için çok faydalı oldu.

Aydoğan Hocam, günümüzde optik alanını biyolojik sahalar ile buluşturma düşüncesi gerçekten geleceğe dönük çok heyecan verici önemli fikirlerin de ortaya çıkmasını sağlıyor. Bu noktada merak ettiğim konu; siz merceksiz görüntüleme sistemlerini (LUCAS) düşünürken amacınız sadece portatif mikroskoplar mı üretmekti? Yoksa aynı zamanda tıp alanında hızlı teşhis sistemlerine de katkı yapacağını da düşündünüz mü?

Merceksiz görüntüleme aslında çok zengin bir konu. Özellikle optik ve ışığın kırılmaları üzerinde ilgilenen araştırmacıların merceksiz görüntülemedeki problemlerin teşhisi için önünde çok ilginç sorular var. Dolayısıyla, bir amacım merceksiz görüntülemenin optik incelenmesi ve detayları üzerinde çalışmaktı. Diğer amacım da, tekniklerimizi gelişmesine paralel olarak da uygulamalarının hangi alanlara gidebileceğini düşünmeye başlamaktı. Bu nedenle işin içerisinde hem "bu teknolojilerin çözünürlük problemleri nedir?" sorusuna cevaplar aramak hem de uygulamalı mühendislik ve fizik içeren bir yönden bu konularda nasıl ilerlenebilinir şeklinde bir düşüncem vardı. Ama buna paralel olarak da teknolojinin hangi alanda kullanılabilinir konusunu da geniş anlamda düşünüp, böylece etkili sonuçlara ulaşma gibi bir amaç da taşıyordum. Dolayısıyla, sorunuza dönersek aslında her ikisi de var.

Aydoğan Hocam, bu noktada şu an yapmış olduğunuz çalışmaların uygulamaları ile gelecekte birçok sahanın etkileneceğini düşünüyorsunuz değil mi?

Tabi, yavaş yavaş bu teknolojiler kendini geliştirdikçe özellikle başka araştırmacıların kendi ihtiyaçlarına göre geliştirecekleri modüler bir yapı haline geldikleri zaman başka sistemler ile de bütünleşeceğini düşünüyorum. Bu açıdan bu sistemleri standartlaştırabilip ne kadar çok modüler hala getirebilirsek, o ölçüde merceksiz görüntüleme konusunun laboratuarlarda daha çok yer alacağını ve hali hazırda kullanılan cihazların bazı konularda yerini alacağını düşünüyorum.

Buna ek olarak hızlı sonuç almak açısından da bu teknoloji önemli katkı sağlayacaktır diyebilir miyiz?

Hızdan kastınız eğer daha fazla büyük bir hacme, daha fazla büyük bir alan veya daha fazla derin bir örneğe bakmaksa, evet.

Aydoğan Hocam, merceksiz görüntüleme tekniklerinin sizce en kritik uygulaması ne olabilir?

Bunun birçok farklı uygulaması var. Ama en son çok iyi sonuçlar bulduğumuz alan; üç boyutlu görüntüleme alanıdır. Özellikle spermlerin üç boyutlu hareketinin izlenmesi sperm biyolojisiyle ve spermin tıbbi yapısıyla ve onun etkilendiği mekanizmalar ile ilgili çalışmalar yapan araştırmacıların kullanabileceği çok faydalı bir teknik olduğunu düşünüyorum. Üç boyutlu merceksiz görüntüleme tekniğini çok hızlı ve çok geniş bir hacimdeki binlerce sperme aynı anda bakıp onların hareketlerini belirlemek için kullanılabileceğimizi söyleyebilirim. Bu gelişme araştırmacılar için büyük avantajlar sağlayacaktır. Çünkü özellikle çeşitli ilaçların ve kimyasal maddelerin, sperm ve hareketi üzerindeki etkilerini incelemek ya da değişik fiziksel teoremlerin veya hipotezlerin denenmesi için bu tür tekniklerin çok faydalı olacağını inanıyorum. Son çalışmalarımızda eminim birçok araştırmacıyı heyecanlandırmıştır. Onlar da kendi amaçları doğrultusunda bu teknikleri geliştirip kullanmayı düşünüyorlardır.

Aydoğan Hocam, uzun yıllardır Amerika’da çalışmalarınızı yürütüyorsunuz, doğal olarak birçok iş ortaklarınız da bulunmakta. Türkiye’de de iş ortaklarınız bulunuyor mu? Ve bu teknolojilerin ülkemizde de ilerlemesi için ne gibi eksiklikleri gidermemiz gerektiğini düşünüyorsunuz?

Türkiye’de herhangi bir grup ile aktif çalışmam bulunmamakta. Bununla beraber Türkiye’deki araştırma ekosistemine katkı sağlamak amacıyla belki bir uydu laboratuar kurma yönünde düşüncelerim var. Bunun çalışmalarını yapıyorum. Ama bu başka bir grupla çalışma şeklinde olmayacak. Uzun bir süredir bir Türk grupla çalışmadım. Bu nedenle, Türkiye’deki iş ortaklığı durumu hakkında bir çıkarım yapamıyorum. Bunun dışında buradan baktığım zaman, ülkedeki gelişmeler çok güzel görünüyor. En azından Türkiye’de araştırma kurumlarında daha önce hiç görmediğim bir enerji ve finansal kaynak var. Fakat her zaman olduğu gibi yine de profesyonel açıdan Türkiye’de kaygan bir zeminin olduğu açık.

Aydoğan Hocam, sizin ve grubunuzun UCLA’deki araştırma ortamınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

Bizim grubumuzda fizik, mühendislik, kimya ve biyokimya temelli birçok araştırmacı var. Dolayısıyla, yaptığımız çalışmalar farklı temelli araştırmacıları bir araya getirip özellikle çok disiplinli çalışmalar ile optiğin, mikro analiz sistemlerinin daha da ilerletilmesi üzerine çalışan bir grubuz. Bu disiplinler arası yapı herkesin birbirinden birçok şey öğrenmesini sağlıyor. Doktora sonrası araştırmacılar ve öğrenciler birbirleri ile çok iyi bir öğrenme durumu içerisindeler dolayısıyla onlar için çok güzel bir gelişme ortamı oluyor. Çok farklı disiplinde insanın bir arada olması yaptığımız işlerin çok hızlı ilerlemesini sağlıyor. Bu yüzden grubumdaki araştırmacıların yayınladıkları makaleler ve katıldıkları konferanslar açısından bakarsak kendi yaş gruplarına göre oldukça ilerdeler. Bunun da en büyük sebebi daha çok disiplinler arası çalışma ortamının ve onları hızlı sonuçlar almaya iten verimli bir rekabet ortamının olması.

Aydoğan Hocam, dünya çapında birçok başarıya imza attınız ve önemli ödüller aldınız. Son zamanlarda yapmış olduğunuz çalışmalar ile Amerikan Başkanlık Kariyer ödülüne layık görüldünüz. Popular Science dergisi tarafın en parlak 10 Bilim insanı arasında gösterildiniz. Sizce sizi bu noktaya getiren neydi?

Ben yaptığım işten zevk alıyorum ve yaptığım işi tutku ile seviyorum. Bu herhangi bir başarının elde edilmesi için bu çok önemli. Yaptığınız işe tutku ile bağlanmak çok önemli bir şey.

Hocam, sadece tutku ile her işin götürülebileceğini düşünüyor musunuz?

Yani tabi ki profesyonel bir altyapınız yok ise tutku veya bir şeyi sevmek sizi hayalciliğe de götürebilir veya onu direk bir hobiye de dönüştürebilir. Eğer tutkuyu profesyonel anlamda bir başarıya götürmek istiyorsanız çok ciddi ve sıkı bir eğitimden geçmeniz lazım. O sıkı eğitimden geçmeden her hangi bir başarı profesyonel anlamda gelmez. Zaten yeni neslin herhalde en büyük takıldığı nokta profesyonel alt yapının nasıl geleceği konusunda çok fazla fikirlerinin olmaması. Bu profesyonel altyapı çok uzun süren çok uzun gayretli çalışmalar sonucunda geliyor. O zor çalışmalardan insanları geçirdiğiniz zaman sanıyorum yarısı bırakıp kaçar. Dolayısıyla, bu zor altyapı çalışmalarını sürdürüp profesyonel donanımınızı tutkunuz ile birleştirdiğiniz zaman başarının daha iyi ve uzun vadede olacağını düşünüyorum.

Haklısınız hocam söylediklerinize kesinlikle katılıyorum. Konumuza geri dönersek, geliştirmiş olduğunuz teknolojilerin patent konusunu nasıl çözümlüyorsunuz?

Kaliforniya’da geliştirdiğimiz teknolojiler yaklaşık 20’den fazla patent başvurusuna dönüştü. Bu 20’den fazla patent başvurusu şu an özel bir şirket tarafından lisanslandı. Bu yaz itibari ile de ilk ürünleri piyasa verildi. Şu an aslında bizim geliştirdiğimiz teknolojinin bir miktarı bir şirket vasıtası ile günlük hayatta bulabiliyoruz.

Aydoğan Hocam, Laboratuarınızda açık pozisyonlar var mıdır? Bu pozisyonlar için hangi nitelikte araştırmacılar arıyorsunuz?

Grubumuzda finansal durumumuza göre değişik zamanlarda açık pozisyonlar oluyor. Elimizdeki projelere ve ihtiyacımıza göre değişik temellerde araştırmacılar arıyoruz. Bu elimizdeki olanaklara göre çok değişkenlik gösteren bir durum. Ama en önem verdiğimiz nokta öz geçmişinin ve yaptığı işlerin projelerimizle ne kadar uyum gösterdiğidir. Eğer uygunluk görürsek bir konuşma ile ne yapabileceklerini anlayıp, karar veriyoruz.

Son olarak Aydoğan Hocam, Bilim.org’u ve sizi takip eden genç bilim insanlarına neler söylemek istersiniz?

Türkiye’de de güzel imkânlar var. Bu imkânların değerlendirilmesi için bilim adamı olmak isteyen genç yakınındaki araştırmacılar ile birlikte düşünmesi gerekir. Kimler ile nasıl araştırmalar yapabilirim sorusunu sormak gerekiyor. Araştırma kültürünün yerleşmesi için kitap okumak yetmeyecektir. Elinizin alışması için oldukça fazlaca bir araştırma faaliyeti içerisinde olmak gerekiyor. Doğru soruları, doğru yerde, doğru zamanda sorabilmekte bir yetenektir. O yüzden bir an önce kitaplardan edindikleri bilgileri gerçek hayat ile alakalı projelerde uygulamaya çalışmak için araştırma grupların içerisinde kendilerine imkân verilecek çalışmalarda yer almalılar. Ben mühendislik tabanlı olduğum için bu alanlarda olan için bir an evvel mühendislik kavramlarını düşündürecek, çözüme yönelik projelerde bulunmaları öğütleyebilirim. Böylece kendilerine ait bir araştırma kültürünü geliştirebilirler.

Aydoğan Hocam, yoğun araştırma gündeminizden vakit ayırıp sorularımızı yanıtladığınız için çok teşekkür ederim.

Dr. Aydoğan Özcan’ın, 2012 teknoloji transfer programında yukarıda bahsettiği çalışmalarını anlattığı çok güzel bir konuşmasını da aşağıdaki videoda ilgilerinize sunuyoruz.

+ Yorum bulunmuyor

Yorum yap