Kimyagerlik ve kimya mühendisliği mezunlarının sorunları

1999 yılında Kimyagerlik bölümünden mezun olmuş, bu aşamadan sonra hem Kimyagerlik, hem de Kimya Mühendisliği bölümünden yüzlerce öğrenci ile tanışmış biri olarak, bu iki bölümün mezuniyetten sonraki bazı sorunlarını okuyucu ile paylaşmayı bir görev kabul ettim.

Kimya ve Kimya Mühendisliği bölümleri 1960 ve 1970'li yıllarda birbirine çok yakındı. Öyle ki o dönemde öğrenci olup sonrasında mezun olan kişiler Kimya bölümünde hoca olarak çalışmaktadır. Çoğu üniversitede de durum buna benzemektedir. 1980'den sonra Kimya Mühendisliği bölümünün müfredatı biraz değişmiş ve iki bölüm birbirinden uzaklaşmıştır. Kimya bölümü mezunları genel olarak yeni bir maddenin küçük çapta (laboratuar ölçeği) elde edilmesi, bunun çeşitli yöntemler ile analizinin yapılması gibi daha bilimsel yollar ile uğraşırken Kimya Mühendisliği bölümü mezunları bu maddenin endüstri ölçeğinde üretilmesi ile ilgilenir. Dolayısı ile kimyagerler daha çok bilim adamları iken kimya mühendisleri daha çok endüstrinin ve halkın hizmetindedir.

Gerek kimyagerlik, gerekse kimya mühendisliği bölümleri, sağlam bir laboratuar altyapısı (kimya mühendisliği bölümünün bazı laboratuarları kimyagerlik laboratuarı gibi iken bazı laboratuarları küçük üretim tesisleri gibidir) gerektiren, pahalı kimyasallar kullanan, çözücü, gaz sarfiyatları olan ve çevreye çeşitli atıklar bırakan bölümlerdir (atık yönetimi için çevre mühendislerinin yardımı ile arıtma tesisleri, filtreler ve benzeri teçhizatlar kurulup önlemler alınabilmektedir). Kimya ve kimya mühendisliği bölümlerinin en çok geliştiği ülkelerin, ileri derecede sanayileşmiş ülkeler olduğunu görmek şaşırtıcı değildir. Avrupa'da bu bölümlerin en ileri düzeyde gelişmiş olduğu ülke Almanya'dır. ABD ve Kanada da Amerika kıtasında kimya ve kimya mühendisliği bölümlerinin özellikle cihaz yönünden en gelişmiş ülkeleridir. Özetle, sanayileşmesini tamamlamış ülkelerde kimyager ve kimya mühendisi ihtiyacı daha çok olmakta ve bu bölümlerden mezun kişilerin piyasada çalışacakları pozisyonlar daha fazladır.

Bu girişten sonra ülkemizdeki duruma kısaca geçmek istiyoruz. Türkiye, “ağır sanayi hamlesini” tamamlayamamış bir ülke olarak her yıl çok sayıda üniversiteden gereğinden çok sayıda kimyager ve kimya mühendisi mezun vermektedir. İnsanın aklına “herkes öğrenci gözüksün, işsiz oranı az görünsün” diye üniversitelerde YÖK eliyle kontenjanların artırıldığına dair fikirler gelmiyor değil. 2007 yılında bilimsel ziyaret için bulunduğumuz Avusturya'da bile kimyagerlik bölümünün bir yıllık kontenjanı 30'du. Türkiye'de bu sayı şu anda 100 kişi civarında. Türkiye, Avusturya ile kıyaslandığında kimyasal gelişmişlik açısından çok geride olmasına rağmen neden bizim her yıl 100'er tane kimyager ve kimya mühendisi (tek bir üniversite için) mezun etmemize gerek var? Bu sorunun cevabını, bu bölümlerde okuyan ve mezun olmak üzere olan arkadaşlarımızın vermesi gerekiyor. Türkiye'de var olan kimya sanayii kanımızca çoktan ihtiyaç duyduğu eleman sayısını sağlamış duruma geldi; bu aşamadan sonra, kimya sanayiinde gözle görülür bir büyüme sağlanmadıktan sonra mezun verilmesine ihtiyaç kalmadığı düşüncesindeyiz. Yeni mezunların 6 ay, 1 yıl iş aradıktan sonra şanslı iseler beğendikleri bir işte bir pozisyona yerleştiklerini, bazen de hayallerinde olmayan bir işe razı olduklarını görmekteyiz. Bu bölümleri tercih etmeyi düşünen arkadaşların iyi bir pazar araştırması yapmalarını, nerelerde iş bulabileceklerini iyi düşünmelerini, Türkiye'nin kısıtlı kimya sanayii potansiyelinde kendilerine yer bulup bulamayacaklarını iyi sorgulamalarını öneriyoruz.

Kimya ve Kimya Mühendisliği bölümleri açısından düşünüldüğünde, Kimya Mühendisliği bölümü mezunları “odalaşma” açısından biraz daha şanslılar; meslek odaları gerektiğinde üyelerinin (her kimya mühendisliği mezunu, bulundukları ildeki en yakın Kimya Mühendisleri Odası'na kayıt yaptırmak zorundadır) haklarını koruyan bir yasal şemsiye olarak görev yapmaktadır. Bu açıdan Kimya Mühendisliği bölümü mezunlarının daha şanslı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Kimyagerlerin ise henüz bir meslek odası olmadığı için, isteyerek veya istemeyerek, zor durumda olan bir kimya mühendisinin, oda baskısı ile, bir kimyagerin iş sahasına girdiğini ve onun işini elinden aldığını görüyoruz. Şimdilik bir kimyagerin buna hayır diyecek gücü bulunmamaktadır. Bir örnek olarak şunu verebiliriz, Antalya'da tatil yaptığımızda, beş yıldızlı bir otelin havuzunun kimyasal analizini yapan kişinin bir kimyager değil, kimya mühendisi olduğunu görmüş ve üzülmüştük. Bu durum çok çarpık bir gerçekliği vurgulamakta olup “ekmek davası” için insanların birbirinin çalışma alanına girmekte sakınca görmediklerini apaçık ortaya koymaktadır. İş ilanlarında bazen bir pozisyon için kimyager veya kimya mühendisi aranması da çok gariptir. Yukarıda anlattığımız gibi kimyager ve kimya mühendisi, küçük ve büyük ölçekte birbirlerini tamamlayan ekip arkadaşları olabilir, ama birbirlerinin yerine asla geçemez; yani bir kimyager, aldığı eğitim gereğince bir kimya mühendisinin yaptığı işi yapamaz, bir kimya mühendisi de bir kimyagerin yaptığı işi yeterince derin olarak bilemez. Ülkemizde kimyager ve kimya mühendisliği iş tanımlarının yeterince bilinmemesi ve kimya sanayiinin yeterince güçlü olmaması nedeniyle, son yıllarda kontenjanların da ülkeye ihanet seviyesine gelecek şekilde artırılması da düşünüldüğünde, ülkede kimya ve kimya mühendisliği mesleğinin son çırpınışlarının yaşandığı görülmektedir.

Bazı idealist genç dostlarımızın kimya ve kimya mühendisliği mesleğine gönülden bağlı olmaları saygı ile karşılanabilir. Ancak ülkenin içinde bulunduğu durum, var olan pozisyonların sayısı ile mezun durumundaki kişilerin sayısı karşılaştırıldığında net olarak anlaşılmaktadır. Kimya ve kimya mühendisliği bölümlerinde ısrarla okumak isteyen gençlere önerimiz lisans öğrenimlerini bitirdiklerinde mutlaka yurt dışında, yukarıda saymış olduğumuz, kimya sanayiinin gelişmiş olduğu ülkelerde yüksek ihtisaslarını tamamlayarak biraz daha donanımlı bir şekilde sektöre giriş yapmaları yönünde olacaktır. Günümüzde bir pozisyona yerleşmek için kimya ve kimya mühendisliği mezunu arkadaşlardan istenen en önemli unsurlar en az bir yabancı dili (tercihen İngilizce) çok iyi düzeyde (telefon görüşmesi, yazılı görüşme yapabilecek, teknik malzemeyi okuyup anlayabilecek ve gerekli işlemleri yapabilecek kadar) bilmesi, mesleği için gereken (ilaç sektöründe ise o sektöre ilişkin kalite güvence sertifikaları ve benzer sertifika eğitimlerini) almış olması, ofis uygulamalarını (Windows işletim sistemi için Ofis paketi uygulamaları olan Microsoft Word, Microsoft Excel ve Microsoft Powerpoint) iyi derecede bilmesi, analiz cihazlarının (FTIR, UV-Vis, fluoresans, GC, GC-MS, HPLC vs) çalışma prensiplerini ve en az bir modelde nasıl çalıştırıldıklarını bilmesi, lisans öğrencisi iken kendini meslekte ilerlemek için zorlayan bir yapıda olması, bulabildiği bütün görsel ve işitsel malzemeleri okuyarak kendini geliştirmesi, başka üniversitelerde aynı bölümlerde okuyan arkadaşlarla bilgi alışverişinde bulunması, lisans öğrencisi iken bol bol fabrika gezisi yaparak her sektörü tanıması ve kendine uygun bir sektör belirlemesi, o sektörün istediği çalışan profiline erişmek için gerekli bilgi birikimine ulaşması, sektördeki kısıtlı sayıda pozisyona talip olacak kaliteli bir aday yetişmesinde çok önemli faktörlerdir.

Özetlemek gerekirse, yukarıda okunacak cümleler arasında bizim vurgulamak istediğimiz konular şöyle sıralanabilir:

*Türkiye'de kimya sanayii, diğer gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında son derece zayıf ve pozisyonlar, şu anda mezun olacak herkesi kapsayacak kadar geniş değil.

*Kimya ve kimya mühendisliği bölümlerinde okumayı düşünen genç arkadaşların bu durumu titizlikle değerlendirmeleri, gönüllerindeki meslek bu ise kendilerini şimdiden sektörün aradığı özelliklerle donatmaları ve pozisyonlar için kuvvetli adaylar haline gelmeleri gerekmektedir. Lisans eğitimi aşağı yukarı her ülkede benzer şekilde yürümektedir, özellikle kimya mühendisliği eğitimleri ABET (accreditation board of engineering and technology) kurulu, Türkiye'de önemli birçok üniversitedeki kimya mühendisliği ve bu kapsama girmemekle beraber kimyagerlik eğitimini gelişmiş ülkelerdeki eğitime yaklaştırmayı başarmıştır. Dolayısı ile lisans öğrenimini yabancı bir ülkede yapmak maliyet açısından daha zorlayıcı olması nedeniyle çok önerilmemektedir, lisans öğrenimine göre daha kısa süren bir yüksek lisans ve hattâ doktora eğitimi ile alanında söz sahibi bir uzman haline gelerek pozisyonlara müracaat edilmesi daha uygun görülmektedir. Yüksek ihtisasın, kimya sanayiinin gelişmiş olduğu ülkelerde yapılması çok avantajlıdır, gerekirse meslek arama faaliyetleri Türkiye ile bağlantıları olan bir şirket üzerinden yürütülerek Türkiye'de kalınabilir ve sık sık yurtdışı teknik geziler ile gelişmiş kimya sanayii ile bağlar kopmamış olur.

*YÖK tarafından üniversitelere bildirilen kimya ve kimya mühendisliği bölümleri yıllık kontenjanları 100'e yaklaşmıştır ve Türkiye'deki kimya sanayii düşünüldüğünde bu sayı gereğinden çok daha fazladır ve onbinlerce işsiz kimyager ve kimya mühendisinin (odaların yardımı ile kimyagerlere oranla daha az olacağını öngörmekteyiz) piyasada umutsuzca iş arama ihtimali ortaya çıkmaktadır.

*Gerek kimyagerlik, gerekse kimya mühendisliği için, sektörde bulunan çeşitli alanlar içinde kişinin isteği, yetenekleri ve mesleki amaçlarına en uygun alan seçilmeli, lisans öğrencisi dönemindeyken bu sektör için hazırlıklar yapılmalı ve lisans öğretiminin üzerine, sektör tarafından gerek duyulan teknik bilgi birikimi öğrenilmelidir. Pek çok iş ilanında en az 2-4 yıllık tecrübe şart koşulmaktadır, bu da mezunlar için büyük bir olumsuzluk meydana getirmektedir.

Bir kimya sektörü çalışanı olarak sektörle ilgili düşüncelerimizi bu şekilde dile getirmeye çalıştık, sektördeki meslektaşlarımızdan, bu bölümde halen öğrenci olarak okuyan arkadaşlarımızdan ve sektör yöneticilerinden aldığımız geri bildirimler ölçüsünde, yazımızda bahsedilen unsurların ne derece kritik olduğu anlaşılacak ve uygun çözümler üretilecektir.

Çalışmalarınızda başarılar diler, sevgi ve saygılarımızı sunarız.

Kategoriler

7 Comments

Yorum yap
  1. 2
    Yağız

    Barbaros bey rica etsem Jeoloji Mühendisliği hakkında da böyle faydalı bir yazı hazırlayabilir misiniz ? Çok faydalı bilgiler içeriyor.

    • 3
      Barbaros Akkurt

      Merhaba, kimya mensubu olduğum için jeoloji mühendisliği alanında bu yazıda yapmış olduğu gibi bir yönlendirme yapmam mümkün değil. Bu yazıyı jeoloji mühendisliği bölümünde okuyan veya mezun olmuş, ya da bu alanda akademik ya da sektör alanında çalışmakta olan birine gösterip benzer bir yazıyı yazmasını isteyebilirsiniz. Çalışmalarınızda başarılar dilerim.

  2. 5
    Elfida

    Merhaba, bu yıl İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü ingilizce kimya bölümüne tercih yapmayı düşünüyorum.Fen edebiyat fakültelerinin Türkiye’de çok rağbet görmediğinin farkındayım.Fakat yurtdışı için yüksek lisans planlarım var mezun olduktan sonrası için ve bölüm %100 ingilizce eğitim veriyor.Üniversite de Türkiye’de bilimsel anlamda saygın bir pozisyonda.Fakat ben yüksek lisans yaptıktan sonra akademik anlamda değil iş hayatına atılarak devam etmek istiyorum.Sizce bu üniversitede bölümü ingilizce okumak ve yurtdışı yüksek lisans yapmak, iş olanakları açısından önümü açar mı? Bana bu koşullar altında bu bölümü okumamı önerir misiniz?

  3. 6
    Ecem

    Çok faydalı ve aydınlatıcı bir yazı olmuş. Ben de Kimya Mühendisiyim. Sizce yüksek lisansı hangi bölümde yapmam avantajlı olur? Nanoteknoloji, Endüstri Müh., Malzeme Bilimi Müh. ya da Kimya Müh. mi? Teşekkürler..

+ Leave a Comment