Kafein beyinlerimizi aslında nasıl etkiliyor?

Kafein beyinlerimizi aslında nasıl etkiliyor?

Bazılarımızın güne onsuz başlayamadığı, bazılarımızın tehlikeli ve zararlı olarak gördüğü, zincir mağazaların her gün yüzlerce kişiyle dolup taşmasına neden olan ve tehlikeli bir popülerliğe ulaştığına inanılan kafeini ne kadar tanıyorsunuz? Hepimiz kafeini ve üzerimizde olan etkilerini genel olarak bilsek de, çok sevdiğimiz kahve, çay ve enerji içeceklerini içtiğimizde daha dinç, enerjik ve dikkatli hale gelmemizin dışında beynimizde gerçekten neler olduğunu tam olarak bilemiyoruz. Sadece basit bir tetikleyici olmanın ötesinde farklı toleranslara sahip insanlarda farklı etkiler yaratabilen kafeini ve beynimize olan etkilerini bu yazıda enine boyuna inceleyeceğiz.

Kafein aslında enerjinizi artırmaz

Beyninizde yer alan nöronlar uyanık olduğunuz her an çok yüksek bir hızda çalışırlar. Bu nöronların çalışması sırasında bir yan ürün olan adenozin meydana gelir. Fakat adenozin atık bir madde değildir ve sinir sistemimiz reseptörler aracılığıyla vücudumuzdaki adenozin seviyesini sürekli kontrol eder. Normal koşullarda beyin ve omuriliğimizdeki adenozin miktarı belirli bir düzeyin üzerine çıktığında vücudumuz bize uyku ve dinlenme ihtiyacı içerisinde olduğu uyarısını verir. Yani kendimizi uykulu ve yorgun hissederiz. Vücudumuzda birbirlerinden farklı birkaç adenozin reseptörü bulunmakla beraber, bunlar arasında kafeinin en fazla etkileşim içinde olduğu adenozin reseptörü A1'dir. Kafein tüm bitkilerde belirli miktarlarda bulunduğu gibi vücudumuzda da kafeinin kimyasal türevleri bulunur.

Vücudumuzdaki bu miktarı dışarıdan takviye yoluyla kafein alarak normalden daha yüksek seviyelere çektiğimizde ise (örneğin 226 gr'lık standart bir fincan içerisindeki 100mg kafein) kafein bileşikleri çok yetenekli birer adenozin dublörü gibi davranır. Bu en başta sizi şaşırtabilir çünkü adenozinlerin reseptörlere bağlanarak bize uyku hissi ve enerji düşüklüğü uyarısı verdiğini söylemiştik. İşte kafeinin görevi tam da burada başlıyor. Vücudumuza girdiği anda hemen sistemimizdeki adenozin reseptörlerine yönlenerek onlara bağlanıyorlar. Adenozin'e olan benzerlikleri nedeniyle de reseptörler tarafından gerçek zannedilerek hemen kabul ediliyorlar. Sonrasında bu reseptörler, kafeinin benzersiz yapısı ve kimyasal düzeni ile doldurulduktan sonra adenozinde olduğu gibi aktif hale gelmiyor, tam tersine bir süreliğine (ortalama 2-3 saat) tepkisiz kalıyorlar.

Sonuç olarak reseptörlerin engellenmesiyle birlikte beynimizin doğal uyarıcıları olan dopamin ve glutamat görevlerini daha özgürce yapabiliyor ve biz de kendimizi daha dinç, dikkatli ve enerjik hissediyoruz. Stephen R. Braun "Buzz: The Science and Lore of Alcohol and Caffeine" adlı kitabında bu durumun beynimizdeki fren pedalının altında tahtadan bir blok koymaya benzediğini söylüyor. Bu gerçekten de konuyu özetleyen bir metafor çünkü kafeinin beynimizde "gaz pedalına" basmadığını sadece "fren pedalını" kullanılamaz hale getirdiğini görüyoruz. Vücudumuzun enerji düzeyini etkileyen GABA gibi farklı bileşikler ve reseptörler de bulunuyor. Fakat kafein beyninizin yavaşlamasını engelleyen en ilkel ve basit yöntem olma özelliğini halen koruyor. Braun yine kitabında insanların sadece vücutlarındaki doğal uyarıcı nörotransmiterlerin izin verdiği ölçüde performans artışı sağlayabileceklerini belirtiyor. Başka bir deyişle sadece kafein desteği ile bütün bir hafta boyunca sabahlayarak çalışamazsınız, fakat sabahları aldığınız bir miktar kafein uyku halini daha çabuk atmanızı ve kendinizi daha dinç, daha enerjik hissetmenizi sağlayabilir. Kafeinin neden olduğu tüm bu etkiler süre ve şiddetleri açısından kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Bunda genetik, fizyolojik faktörler ve toleransın etkili olduğu düşünülüyor.

Kafein yeteneklerinizi değil, hızınızı artırır. Tabi ki doğal yetenekleriniz ölçüsünde

Johann Sebastian Bach, Voltaire, Balzac ve daha bir çok deha kahveden hoşlanırdı. Fakat yaptıkları işlerde daha iyi olabilmek için yoğun kahve tüketimlerinden destek almalarına ihtiyaçları kalmıyordu. Yapılan çalışmalar sonucunda varılan fikir birliğine göre kafeinin iş verimliliğini sadece belirli tipteki işlerde artırdığı görülmüştür. Tekdüze ve zekice ya da soyut düşünmeyi gerektirmeyecek bir işle uğraşan yorgun insanların kahve tüketimi ile verimliliklerini ve işlerindeki kaliteyi artırdıkları görülmüştür. Ayrıca kafeinin hafıza üretimi ve tekrar hatırlanması sırasında da etkili olabileceği görülmüştür. Fakat bu sadece bildirimsel hafıza için geçerli olmaktadır. Örneğin bir öğrencinin bir listeyi ya da cevap anahtarını ezberleyip tekrar hatırlayabilmesi gibi. Bu yüzden kafeinin işlerimiz üzerindeki etkisini düşündüğümüzde verimliliğe değil hıza odaklanmalıyız. Kafeinin beynimizde yol açtığı kimyasal değişiklikleri artık biliyoruz. Fakat yine de bu konunun hem psikolojik hem de fizyolojik etkileri halen popüler bilim çevrelerinde araştırılmaktadır.

 

Kaynak: lifehacker.com/5585217/what-caffeine-actually-does-to-your-brain

4 Comments

Yorum yap
  1. 3
    kadir degirmenci

    verdiginiz bilgiler icin tesekkur ederim
    peki kafeinin adonezin reseptorleri icin birer kanser oldugunu gecici olarak servis disi kalmalarini sagladigini anladik ama surekli olarak servis disi kalmasi icin bir calisma varmi fazla uyumaz daha fazla yasamis olurduk nede olsa uykuya kucuk olum deniliyor

+ Leave a Comment