İsviçre’de neler oluyor?

Duyanlarınız vardır, İsviçre'de geçtiğimiz ay bir referandum oldu. Ülkeye gelen Avrupalı göçmen sayısına bir kota getirilmesini istedi İsviçreliler. Ancak bunun kendilerine maliyetini hesap edemediler.

Evet, çikolatanın, pahalı saatlerin, kayağın ve pek tabi bilimin ülkesi İsviçre her ne kadar Avrupa Birliği üyesi olmasa da son yıllarda Avrupa Birliği'yle ortak bir sürü projeye imza atıyor. Schengen serbest dolaşımına dahil olmak da bu ortaklıklardan biri. Bu sayede sadece turistik değil çalışma ve yerleşme amaçlı İsviçre'ye gelenlerin de önü açıldı. Şu an İsviçre'de iki milyon Avrupa Birliği üyesi yaşıyor. Bu sayı Estonya, Lüksemburg gibi ülkelerin nüfusundan daha fazla. Sekiz milyon nüfuslu İsviçre ortalama 80.000 göç alıyor yılda, bu sayı Almanya'dan da Amerika'dan da fazla. Bu küçük ülkenin insanları bu sayının her geçen yıl artmasından endişe etmiş olacaklar ki, bir kaç ay önce her yıl izin verilen Avrupalı göçmen alımına bir kota getirilmesi için imza kampanyası düzenlendi. Bu imzalar sayesinde şubat başında düzenlenen referanduma bu teklif de dahil edildi.

İsviçre'de bir kaç ayda bir düzenlenen referandumlar için 100.000 imza toplanması yeterli. Bu referandumlara yakın geçmişten akılda kalıcı bir örnek geçtiğimiz senenin sonunda yapılan bir önceki referandumdan geliyor. Gazete ve sosyal medyada görmüşsünüzdür: 1'e12 sloganıyla akıllara kazınan bu teklifte bir şirketin çalışanları arasındaki oranın 1'e12'yi geçmemesi isteniyordu. Hatta pek çok ev camlarına 1:12 başlıklı pankartlar asarak renkli görüntüler oluşturdular. Teklif, ne yazık ki ekonomik sebeplerle kabul edilmediyse de günümüzde böyle bir teklifin gelmesi bile insanlara daha adil ve demokratik bir dünya için umut veriyor. İsviçre bu yönüyle dünyadaki en direkt demokrasilarden biri.

Peki, bu kadar demokratik bir ülke nasıl oldu da bu kadar ırkçılık kokan bir teklife evet dedi? Şöyle ki aslında son yıllarda özellikle Hırvatistan gibi doğu Avrupa ülkelerinden ve Portekiz, İtalya gibi ekonomik krizden payını almış ülkelerden çokça göçmen aldı İsviçre. Artan suç oranları, güvensizleşen sokaklar, enflasyon, yüksek kiralar gibi sıkıntılar çokça dile getirilir oldu. Bunun da etkisiyle İsviçre'nin sağ yönelimli halk partisi olan SVP, son yıllarda güçlenmeye başladı. Bu partinin ortaya attığı kota fikrini özellikle ülkenin daha muhafazakâr olan iç kesimleri çabuk benimsedi. Öte yandan daha sol eğilimli partiler, böyle bir teklifin geçeceğine son ana kadar ihtimal vermediklerini kendileri açıkladılar. Belki de bu ciddiye almama hali yüzünden teklifin geçmesi için pek çok propoganda yapılırken, karşıt görüşte fazla bir paylaşım yapılmadı. Referandum günü geldiğinde İsviçre standartlarına göre yüksek bir sayıda insan oy kullanmaya gittiyse de İsviçreliler'in yarısı yine evlerinde oturdu. Soru tabi, bu gitmeyenler arasında aslında karşıt görüşü benimseyenlerin ne kadar çok olduğu.

Netice olarak, sandıktan evet oyu çıktı. Haritada da görebileceğiniz gibi yeşil kısımlar yani evet diyenler daha ziyade iç taraflar; ülkenin Fransızca konuşulan batı ve güney tarafı, bir de Zürih ve Basel gibi en çok yabancının yaşadığı yerlerden hayır çıktı.  Farkı oluşturan sadece 20.000 kişinin oyuydu, nelere neden olduğunu henüz kavrayamamış 20.000 kişinin oyu. Avrupa Birliği, İsviçre'nin sol partilerinin aksine tehlikeyi çok önce fark edip bazı uyarılarda bulunmuştu bile İsviçre'ye. Sonucun pozitif çıkmasıyla ortak pek çok proje derhal askıya alındı. Örneğin tüm Avrupa'nin ortak elektrik üretimiyle ilgili bir projeden çıkarıldı İsviçre, ayrıca ticari kolaylıklarda kısıtlamaya gidildi. Çift yönlü ortaklıklardan bir kısmı da şimdiden sonlandırıldı. Erasmus öğrenci değişim programı bunlardan biri. Ve ne yazık ki Avrupa en çok da bilimi vuruyor. Avrupa'nın İsviçre'ye karşı en önemli kozu bilim çünkü genelde Avrupa burslarının çoğunluğu İsviçre'deki projelere gidiyor. Geçen yıl ünlü tanrı parçağını bulan CERN ve beynin işleyişinin sırlarını çözen Blue Brain bu milyon dolarlık bu projelerden ilk akla gelenleri. Bu yüzden Avrupa ilk iş İsviçre'yi iki en önemli araştırma bursu programından çıkardı. ERC ve Horizon2020'den çıkarılan İsviçre'nin bilim adamlarının kaşları çatık. Ne de olsa onlar da çoğunlukla İsviçreli değil. Bu teklife zaten karşı çıkmış hükümet şimdilerde harıl harıl uzlaşma formülleri arıyor. Bu arada başkent Bern de tarihinin önemli protesto gösterilenden bazılarına ev sahipliği ediyor. Geçtiğimiz hafta başkent meydanında toplanan kişi sayısı 12.000'di. İsviçre gibi 1 Mayıs'ın bir avuç insan tarafından kutlandığı tarafsız bir ülkede, takdir-e şayan bir sayı 12.000. İsviçre'den böyle. Söz sende ey Bilim.org okuyucusu.

3 Comments

Yorum yap
  1. 1
    Görkem

    Öncelikle bu detaylı analiz yazınızdan dolayı size teşekkür ederim. Bence ırkçılık olarak görülmesi gereken yerleşme/göç hakkı değil seyahat engelidir. Eğer bir ülkenin iş gücüne ihtiyacı varsa gayet tabi ilanla bunu duyurabilir ve yolla göçü kontrolü altında tutmuş olur. (Her ne kadar göç kotası ülkeler için düşünülse de, bence İstanbul da demografik yapı itibariyle ülkeden farklı değil ve göç kotasının acilen uygulanması gereken bir şehir)

  2. 3
    Burak Arpacioglu

    Yazinizi ilgiyle okudum. Daha da sertlestirilmis bir yasa paketi icin hazirliklar suruyor. Kucuk bir duzeltme yapmak istiyorum. Isvicre de insanlar sandik basina gitmiyor. Oylanacak yasa ile ilgili secim kagitlari posta kutusuna gelmekte ve oylandiktan sonra tekrar posta yoluyla sayim merkezine ulamaktadir.

+ Leave a Comment