İnsanlar eskisine göre artık daha uzun yaşıyorlar

İnsanlar eskisine göre artık daha uzun yaşıyorlar

İnsan ömrü, hepimizin bildiği gibi tek ve eşsiz. Herkesin kendi dünyası bir yandan başka dünyalar ve koşullar var. Coğrafya dersi ile başka ülkelerin varlığına oradan farklı fiziksel özelliklerde insanların varlığından haberdar olduk. Bir süre sonra boy, göz rengi, vücut yapısı gibi fiziksel özellikler çeşitliliği ve bunun insanlık açısından değerlendirilmesi yapıldığından, bazı bölgelerin diğer bölgelere göre daha uzun ömürlü olduğu saptanmış ve bunu genele yaymanın mümkün olup olmadığıyla ilgili araştırmalar yapılmıştır. Sonuçta insan ömrü istisnasız biricik ve kıymetli bir şeydir. Bilim adamları da bir çok farklı faktörü değerlendirip beslenme, psikoloji, geleceğe ait planlar ya da ekonomik koşullar gibi iyileştirici etkilerinin yanında zekanın da önemli bir fark yarattığını, yüksek zekalı insanların benzer faktörlere sahip insanlara göre daha sağlıklı olduklarını ve daha çok yaşadıklarını saptamışlardır.

Günümüzde de bilindiği üzere insanlar eskisine göre artık daha uzun yaşamaktadırlar. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2015 raporuna göre, en uzun yaşayan Japonların, tahmini ortalama yaşam süresi 84 iken, Amerikalılar da 77 yaşına kadardır.

Aynı zamanda, bazı insanların diğerlerine göre daha fazla yaşadıkları da açık bir gerçektir. Ölümde de hayatın birçok kısmında olduğu gibi eşitsizlik vardır.

Bu eşitsizliği ne açıklayabilir? Epidemiyolojik araştırmalar da sezgilerin dediğini onaylar niteliktedir: Yaşam tarzı önemlidir. 5 yıldan uzun süren ve 8.000’den fazla kişinin takip edildiği 2012 yılında yapılan bir çalışma Preventive Medicine’da yayınlandı. Herhangi bir sebepten görülen ölüm riski, sigara içmeyenlerde %56, egzersiz yapanlarda %47 ve sağlıklı diyet uygulayanlarda %26 oranında az bulunmaktadır. İtalyan araştırmacılar, 100 yaşına kadar yaşayanların sayısının bir hayli fazla olduğu, Sicilya’nın Monti Sicani böglesinde yaşayanların yeme alışkanlıklarını analiz ettiklerinde; fiziksel olarak aktif ve akrabalarıyla yakın ilişkileri olan ankete katılımcılarının asırlık geleneksel Akdeniz diyetini de uyguladıkları saptanmıştır.

Daha şaşırtıcı olan bir keşif de ölüm oranı ile zekâ arasında güçlü bir ilişki olduğudur: yüksek zekâdan kasıt; ortalamada, daha uzun yaşam süresi. Bu ilişki Ian Deary ve Edinburg üniversitesindeki arkadaşları tarafından İskoçya’da yapışan akıl anketlerindeki veriler kullanılarak detaylı bir şekilde belgelenmiştir. 1932 yılında, İskoçya hükümeti tarafından bir gün boyunca neredeyse 11 yaşındaki tüm çocuklara zeka testi uygulanmıştır. Altmış yıl sonra, Aberdeen, Deary şehirlerine odaklanarak ve meslektaşı Lawrance Whalley’nın aynı yaş grubundan 76 yaşında ve hayatta olanları belirlemek için bir inceleme başlattı. Sonuçlar çarpıcıydı: 15 puanlık IQ avantajının %21 oranında daha çok hayatta kalmaya dönüşmüştü. Örneğin, IQ’sü 115 olan birinin, IQ’sü 100 olan birine göre 76 yaşında hayatta olma ihtimali %21 daha fazladır ( genel nüfus için ortalama alındığında).

Yapılan araştırmalar da bu bulgunun halk sağlığında da kullanılacağı yönünde. Hastalıklarda aile geçmişinin dikkate alındığı gibi zekanın da dikkate alınması, sağlık problemlerinin en başından saptanması ve erken ölümlerin önüne geçilmesinde kullanılabilir. Aynı zamanda, zeka testinin kullanım fikri bazı etik soruları da doğurmuştur. Zeka araştırmacılarının vurguladığı, zekanın tek bir şeyi değil bir çok şeyi yansıttığı yönündedir. Bu sadece  –prefrontal korteks gibi beyin bölgeleri- için düşündüğünüz gibi doğuştan gelen bir zekayı içermemektedir. Örneğin, zeka testini başarı ile tamamlayacağına inananların, cinsiyet veya kökenlerine de bağlı olarak, yüksek sonuca ulaştığına dair bulgular vardır.

Aynı zamanda IQ, kader değil sonucu etkileyen birçok faktörden biridir. Karakter, kişinin ilgisi ve motivasyon gibi şeyler de önemlidir.

Sonuçta, bilişsel epidemiyolojik kanıtlardan yararlanmak için, toplumlar, yüksek maliyetli sağlık giderlerine karşılık zeka faktörünün getirisini tercih edeceklerdir. Eğer, bu gerçekleşirse, zeka test uygulaması bir gün sağlık eşitsizliklerini azaltmak ve insanlara her zamankinden daha uzun bir hayat yaşamasını sağlamada kullanılabilir.

Referans: scientificamerican.com

1 yorum

Yorum yap

+ Leave a Comment