İngiltere’de Kültürel Mitoloji ve Global Liderlik

Bazı İngilizlerde kendilerinin dünya liderleri olmak için yaratılmış olduklarına dair bir inanç ve gelenek vardır. Özellikle 19. Yüzyıldan kalma belgelerde parlamento konuşmalarında bu geleneğin telaffuz edildiğine tanık olunmuştur.

İngiltere tarihinde etkili liderlik örneklerine rastlamak mümkündür. Örneğin; Normandiyalı Kral 1. William, kralları bir araya toplayarak güçlü ve kalıcı bir hükümetin kurulmasını sağlamıştır. Kral John ise asil İngiliz liderler tarafından kralın gücünü kısıtlayan ve İngiliz hukukunun kilometre taşlarından biri olan Magna Carta’yı imzalamaya zorlanmıştır. II. Henry İngiltere’deki tüm insanlar için geçerli kanunlar çıkarmış, I. Elizabeth döneminde ise İngiltere dünyanın en güçlü devletlerinden biri olmuştur. 1920 yılında yaklaşık dünyanın dörtte birinde hüküm sürerek tarihindeki en geniş topraklara sahip olan İngiltere, yaşayan insanların yüzde yirmisini kendi sınırları içine almıştır. Bugün Birleşik Krallık hala en büyük dünya ekonomilerinden biridir.

Britanya

Bu çalışmada İngiltere’ye Britanya anlamında yaklaşılmış; İrlanda, Kuzey İrlanda ve İskoçya kültürel farklılıklarından dolayı kapsam dışında bırakılmıştır. Ayrıca İngiltere için kuzey- güney ayrımına gidilmemiş, genelleme yapabilmek amacıyla çalışma, angloseltik geçmiş ve daha sonra Protestanlık etkisinde kalacak Hıristiyanlık zemini üzerine temellendirilmiştir. Britanya’ya ismi Romalılar tarafından verilmiş olup, 1672’den itibaren elinde kalkan ve üç dişli mızrak taşıyan kask giymiş bir kadın tarafından simgelenmiştir. Bu simge imparatorluk, militarizm ve ekonomi kavramlarının bileşimidir.

Milattan sonraki ilk bin yılda Avrupa’nın çoğu İngiltere topraklarıydı. Kral Harold 1066’da, savaşta büyük zafer kazanarak Avrupa’nın en baskın monarşisini kurmuştur ve İngiltere Normandiya arasındaki bölünme 900 yıl süren İngiltere Fransa çatışmasının ana sebebi olmuştur. Anglosakson kültür özellikle göç eden kuzeybatılı Avrupa topluluklarının etkisi altında kalmıştır.

16. yüzyıl boyunca politik ve dinsel ayrılıkların hüküm sürdüğü ülkede, 1588 yılında İspanyol deniz kuvvetlerine karşı kazanılan zafer İngiltere’nin deniz gücünü ispatlamıştır. Bu zaferi takip eden 200 yıl boyunca özellikle koloniler maddi ve politik olarak İngiltere’nin güçlenmesini sağlamıştır. “İngilizlik” farklı çevrelerce farklı anlamlar yüklenmiş bir kavramdır. Günümüzde çoğunluk kendisini “Anglosakson”[1] olarak kabul etmektedir.

İngiltere Mitlerine Genel Bakış

Popüler kahraman lider arketipi soylu askerdir; fakat İngiltere mitlerinde kahraman daha karmaşık bir yapıya sahiptir: Beowulf, Arthur ve Churchill gibi büyük liderler aynı zamanda etkili yöneticilerdir.

10. Yüzyıla ait efsanelerde İngiltere Krallığı’nın kuruluşuna bağlantılı olarak ulusal karakterin idealize edildiği görülmektedir. Karşılaşmalı kültür çalışmaları, farklı coğrafyalarda aynı temalarda benzer efsanelere ve mitlere rastlandığını göstermektedir. Genellikle yaratım, cezalandırma, erkek ve kadın kahramanlar, ölen ve yeniden doğran tanrılar gibi konuları işleyen bu mitler evrensel mitlerdir. Bu konuların çevresinde oluştuğu sorular ise genellikle kim olduğumuz, nereden geldiğimiz ve nereye gideceğimizdir. Evrensel mitlerin sosyal insan davranışı açısından önemi, insan aynı umut ve endişelere sahip olduğunu görebilmenin kültürleri karşılaştırma konusunda bir referans noktası olarak kullanılabilmesidir.

Tarihteki kahramanlarla ilgili liderlik mitleri ve hikayeleri kültürleri anlamak için önemli araçlardır. Bu hikayeler nesilden nesile geçerek iyi yönetim, etik davranış ve temel cesaret kodlarıyla bir kültürün hafızasını oluşturmaktadırlar. Mitlerin ve söz konusu kültür kodlarına belirgin sınırlar çizmek çok zor, belki de anlamsızdır. Örneğin, İngiltere’nin en ünlü folk hikaye temelini Kral Arthur oluşturmaktadır; fakat, bu hikayeler sadece İngiltere değil, İrlanda ve İskoçya köklerinden de gelmektedir. Dolayısıyla, bu hikayeler ve mitler tüm kıtanın ortak folkloru olarak ele alınabilmektedir. Robin Hood da farklı coğrafyalarda farklı isim ve versiyonlarına rastlanabilen bir hikayedir.

Tarih ve mit arasındaki ayrım zaman zaman kaybolmaktadır. Örneğin, Denizcilik Müzesi’nde önemli gün ve etkinliklerde Sör Francis Drake’in davulları çalınmaktadır. Bu durum tarihsel bir kişi ve/veya olayın tarihselliğinden ayrılıp mitik bir simgeye dönüştürülmesinin bir göstergesidir. Aşağıda İngiltere mitolojisinin öne çıkan hikayelerine değinilmektir.

Beowulf

Kahramanlık ve liderliği birleştiren eski efsanelerden biri olan Beowulf’ta Kuzey Almanya ve Baltık denizi kıyılarındaki kültürün de etkisi görülmektedir. 10. Yüzyıldan bugüne gelebilmiş eski bir İngiliz şiiri olan Beowulf, aynı karakterin kahraman rolünün ardından lider ve politik lider rolünü de üstlendiği ilk batı hikayesidir. 10. Yüzyıldan itibaren insanların algı ve düşüncelerinde kahramanların ve kralların rollerinin değişmeye başladığı söylenebilir. Liderin kişisel zafer kazanma arzusu artık risk altındaki halkın ihtiyaçları ile yer değiştirmiştir. Bu anlamda Beowulf, bireysel zaferlerin yanı sıra iyi yönetim göstergeleriyle kahramanlık çağının sonunun geldiğinin sinyallerini vermiştir.

Romalılar

Britanya’nın yaklaşık 350 yıl boyunca Roma İmparatorluğu’nun parçası olması uzun zaman, özellikle İngiltere’nin güney bölgelerinde Romalıların kültürel ve ekonomik etkilerinin hissedilmesine neden olmuştur. Romalıların yaptığı yollar, mimari yapılar, tapınakların yanı sıra edebiyat, bölgeye taşıdıkları efsaneler ve tanrılar İngiliz kültürünün şekillenmesinde etkili olmuştur. Hıristiyanlığı İngiltere’ye tanıtan da Romalılar olmuştur. Bu noktada sadece erkeklere açık olan Mithra[2] kültü, özellikle askerler arasında yaygınlaşmıştır ve hem dinsel hem de mitolojik anlamda liderlerin ve savaşçıların ideal davranış şekillerinin belirlenmesinde temel etken olmuştur.

Mithra kültü, Romalı lejyonerlerce büyük ilgi ve hevesle karşılandı ve Mithra'cılık lejyonerlerle birlikte İran'dan Roma'ya, Tunus'a, Ren nehri boylarına ve Londra ve Hadrian (Hadrianus) surlarına kadar yayıldı. John Romer’a göre Mithra, insanları Hıristiyanlığa yönlendiren hemen hemen aynı gereksinim ve dürtüleri tatmin etmekteydi, zira rütbe ve karşılıklı sorumlulukların, yerleşik toplumsal statüye göre değil, kapalı bir çevrenin gizli bağlarına göre oluştuğu bir kardeşlik topluluğuydu. Mithra'cılık, Roma İmparatorluğu'nun toplumsal yapısının içine yayılmış ve güçlü sadakat gerektiren bir yeraltı şebekesiydi.

Arthur

İngiltere’nin önemli mitik figürlerinden olan Kral Arthur, tarih ve mitin karışımıdır. Yakın zamandaki bulgular, Arthur’un M.S 454-470 yılları arasında hüküm sürmüş, Riothamus adlı bir Britanya kralı olduğunu göstermektedir. Bazı bilim adamları ise Arthur’un Arturius adlı 6. yüzyılda yaşamış bir süvari generali olduğunu düşünmektedirler. Sekiz yüz yıldan uzun süredir yaygın öykülerde ideal kralın simgesi olan Arthur’a erken dönem metinlerde “kral” ünvanı verilmemiştir. Onun yerine, latincede savaş lideri anlamına gelen “dux bellorum” ya da imparator anlamına gelen “ameraudur” kelimeleri kullanılmıştır.

Arthur’un ismi efsanelerde bilgelik ve adaletle eş anlamlıdır. Arthur’un kılıcı da “doğru” gücün sembolü olarak en az Arthur kadar ünlüdür. Bir başka önemli simge ise yuvarlak masadır. Mükemmelliğin simgesi olan yuvarlak masa sadece biçimsel bir masa değil şövalyelerin en üst düzeyinin etrafında toplandığı bir karargahtır. Yuvarlak masa şövalyeleri, verdikleri hizmet ve onurlu duruşlarıyla orada bulunmaya hak kazanmış İngiliz ordusunun ileri gelen askerleridir. Kahraman aristokratlar olarak da nitelendirilen bu şövalyeler gerekli savaş becerilerine sahip oldukları gibi bir kadına nasıl davranmaları gerektiğini bilirlerdi. Kral Arthur hikayelerinde aşk temasıyla da sık sık karşılaşılmaktadır.[3]

Kral Arthur’un asalet ve cesaretle oluşturduğu kültür, kendisinin ve krallığının dışına taşmıştır. Şövalyeleri de aynı şekilde kişisel cesaretleriyle öne çıkmış, kendi tarzlarına uygun şekilde silahlanmış ve giyinmişlerdir. Başarılarının karşılığında Arthur adil ve cömert davranmıştır. Bir şövalyenin krala, yakınlarına, arkadaşlarına ve sevdiği kadına sadık olması gerekir. Tarihçi Sör Thomas Malory, Yuvarlak Masa Şövalyeleri'nin şövalyelik kanunlarını şöyle betimlemiştir:

  • Zorbalık ya da cinayet yapmamak
  • Hainlikten kaçınmak
  • Hiçbir şekilde zalim olmamak, aksine merhamet isteyenlere merhamet göstermek
  • Her zaman Leydi, hanımefendi ve dulların imdadına yetişmek
  • Leydi, hanımefendi ve dullara asla zorbalık yapmamak
  • Aşk, dünyevî mülk gibi yanlış amaçlar güden savaşlarda yer almamak.

Ulusal hayal gücünden beslenen şövalye mitleri ve hikayeleri İngiliz ulusal kimliğinin oluşmasında etkili olmuştur. Böylece halk bir sembolün, merkezdeki bir ikonun çevresinde birleşme imkanı bulmuş, değerler bu duruşa göre şekillenmiştir. Sözlü ve yazılı birçok hikayeyle şövalyelik romantikleştirilmiştir. Özetle Hıristiyan ideal şövalye davranışının esasları; kiliseye, orduya, feodal üstlere bağlılık ve her şartta kişisel onurun korunmasıdır. 16. Yüzyıldan itibaren feodal yapı ve ordudan çok onurlu olma durumu ve sadakat öne çıkmıştır. Bir başka deyişle, günümüzde bir şarkıcı ya da bir takım antrenörünün şövalye davranışı gösterdiği söylenebilmektedir.

Robin Hood

İngiltere mitolojisinde en çok bilinen iki kahraman olan Arthur ve Robin Hood baskıcı adaletsizliğe karşı isyan eden iyi Hıristiyan şövalye temsilleridir. Robin Hood, İngiliz halk hikâyelerinde -10. yy.'da ortaya çıktığı tahmin edilen- mevcut olan, belki gerçek olan bir hayduttur. Robin Hood'un en eski hikâyelerinde; O bir çiftçidir. Daha sonraki hikâyelerinde de bir soylu olmuştur. Robin Hood hakkındaki birçok kaynak, O'nu en çok Fulk FitzWarin isimli bir Norman soylusunun Kral John'a karşı olup haydut olmasıyla bağdaştırır. Robin Hood birçok film, kitap, çizgi dizi ve oyunlara konu olan Robin Hood’un en önemli özelliği, ekibiyle birlikte zenginlerden çalarak fakirlere dağıtmasıdır. Adalet, özgürlük, yardım severlik Robin Hood hikayelerinde temel değerlerdir.

19. yüzyıl Britanya’sında Kral Arthur ve Robin Hood efsaneleri ulusal kimlik oluşturulması sürecinde önemli rol üstlenmişlerdir. İdeolojik olarak birbirine tam anlamıyla zıt olan bu iki karakterin farklı perspektifler geliştirmeleri nedeniyle İngiliz kültürüne açılan pencereler olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Yasadışı bir haydutla bir kralın neredeyse eşit derecede değerli olması, mitlerin hiyerarşik statülerden bağımsız olduğunun en önemli göstergesidir. Barczewski’nin (2000) tespitine göre; bir ulusun kimliğinde birbirinden bu kadar farklı iki figürün bu denli önemli bir yere sahip olmasıyla İngiliz kültürü, tek tip değer ve düşüncelere bağlı olarak gelişmemiş, daha ziyade birçok çatışan görüş açılarının bileşiminden oluşmuş bir yapıya sahip olmuştur.

Ivanhoe

Bazı görüşlere göre, Ivanhoe, İskoç Sör Walter Scott’un ilk defa 1819 yılında yayınlanmış çok satan bir kurgu romandır. Ivanhoe’nun ulusal kültürel kimliği temsil eden görüntü ve davranışları popüler hayal gücünü de bu yönde beslemiş ve birçok resim, tiyatro oyunu, çizgi roman, film ve televizyon dizisine ilham vermiştir. Risk alma ve cinsellik öğeleriyle vahşi kökenleri ve İngiliz ulusunun limitlerini vurgulamıştır.

V. Henry: Eşitlikçi Lider

Shakespeare’in de hakkında oyun yazdığı 5. Henry eşitlikçiliğiyle ön plana çıkmıştır. Ordusunu “kardeşler takımı” olarak tanımlayan kral, çeşitli çevrelerce “tüm Hıristiyan kralların aynası” olarak nitelendirmiştir. Allmand (1993) tarihi incelemesinde kendisinden, hedef odaklı iş planlayıcı, eşitlikçi politik stratejist, yorulmak bilmeyen akdemiysen, acımasız savaşçı ve Tanrı korkusuna sahip bir Hristiyan olarak söz etmiştir.

Sir Francis Drake

Sir Francis Drake

İspanyol deniz birliklerine karşı kazandığı zafer sonrasında ulusal kahraman olan lider, aynı zamanda I. Elizabeth’in gizli sevgilisidir. Esprili ve cesur tavrı İngiliz ulusunun gururunu temsil eder niteliktedir. Mant’ın (1977) belirttiği gibi Sör Francis Drake, İngiltere’de yönetimsel liderlik özelliklerinin temsilcisi olarak görülebilmektedir.

İngiliz Liderliğine Genel Bakış

İngiltere’nin kültürel mirası ve mitolojisi, liderlerin nasıl davranması gerektiğini ortaya koyan bir algı geliştirmiştir. Bu bağlamda, İngiliz liderliğinin öne çıkan özellikleri; adaletsizliğe karşı ayakta durmak, kahramanca savunmak, halkın katılımının önemi ve cinsiyet konusudur.

İngiltere tarihinde ve mitlerinde güçsüzü koruyan, hak sahiplerinin haklarını güçlere karşı koruyan, kraliyete, orduya ve benzeri kuvvetli kişi ve kurumlara karşı durabilen kişilere rastlamak mümkündür. Belirgin bir liderlik özelliği olan bu duruma St. George’un fakir ve savunmasızları orduya karşı koruma cesareti örnek gösterilebilir. Aynı şekilde, Robin Hood’un yanlış kullanılan otoriteye ve adaletsizliğe karşı duruşu, zenginden çalıp fakire dağıtması halkın onun tarafında olmasını sağlamıştır. Amiral Lord Horation Nelson’un popülerliği de insanlara ve askerlere yaklaşırken hiyerarşik yapıyı önemsememesinden kaynaklanmaktadır. Bu şekilde çok büyük bir kesimin desteğini alması başarılı liderliğinin doğal bir sonucu olarak görülmektedir.

İngiltere’de rolleri oldukça büyük olan kadın liderler genelde erkek karakterini taklit etmişlerdir. Boudica[4] ve I. Elizabeth bu kadın liderlere örnek gösterilebilir. Bir kadına göre çok güçlü olan I. Elizabeth, aynı zamanda çok becerikli ve kurnaz bir liderdi. Günümüzde, kraliçe olan II. Elizabeth’in gerçek gücü çok fazla temsil etmediği, onun yerine kendini hizmetkar lider olarak gördüğü söylenebilir.

Britanya İmparatorluğu

İngiliz İş Liderliği

Hofstede (2001) ve Hoppe (1990)’un değerlendirmelerine göre İngiltere, düşük güç mesafesine sahip, orta derecede belirsizlikten kaçınmaya eğilimli, bireyselciliğin ön planda olduğu ve maskülen bir yapıya sahiptir.

Düşük güç mesafesi, eşitsizliğin bir sorun olarak görülmediği, liderlerin daha yaklaşılabilir ve kararların daha sorgulanabilir olduğu bir ortamı ifade etmektedir. Bireyselciliğin yüksek olması, kişinin öncelikle kendisini ve yakın çevresini düşündüğü, bir başka deyişle kolektif düşünce ve hareketin sınırlı olduğu yapıya işaret etmektedir. Kültürel bir boyut olarak maskülenlik, toplumdaki rollerin cinsiyetler arası dağıtımını ifade etmektedir. Maskülen toplumlarda erkekler kadar olmasa da kadınlar arası iddia ve rekabet dikkat çekicidir. Belirsizlikten kaçınmaya eğilim oranı bir toplumun belirsizliğe yaklaşımını temsil etmektedir. Kurallar ve yasalar, dinsel ve politik sınırlamalar bu faktörü kontrol altına almaya yönelik uygulamalardır.

Littrell ve Valentin’in (2005) araştırmasına göre, İngiliz iş adamları en çok işbirlikçi ve takım odaklı liderlerle çalışmak istemektedirler.

İngiliz iş liderliğine ışık tutacak bir başka çalışma da GLOBE’dur. Bütünlüğün İngiltere’de arzu edilen 21 liderlik özelliğinden üçüncüsü olduğu bu çalışmada House ve diğerleri (2004) liderliğin 6 boyutunu tanımlamışlardır. İngiltere, yapılan araştırmada en yüksek değerli sonucu ilham verici karizmatik liderlik boyutunda almıştır. Diğer boyutlara da aşağıda kısaca değinilmektedir.

Kendini korumacı Liderlik, evrensel olarak kabul edilebilen bu boyut, ağırlıklı olarak formalite ve prosedürlere bağlıdır, liderlik etkisini arttırmaya yöneliktir.

Takım odaklı Liderlik, kültürler arası farklılık gösteren bu boyut, takım odaklıdır ve takımı oluşturan kişiler arasındaki ilişkilere önem vermektedir.

İnsancıl Liderlik, kültürler arası farklılık gösteren bir boyut olarak sabır, şefkat ve cömertlik gibi insancıl değerleri kapsamaktadır.

Katılımcı Liderlik, kültürler arası farklılık gösteren bir başka boyuttur. Diğer insanlarla çalışma kabiliyetine, verilen görevi yerine getirebilme ve aktif katılım gibi değerleri ifade etmektedir.

Özerk liderlik ise liderin kendine özgü özelliklerini ve diğer liderlerden farkını temsil etmektedir.

Hong Kong'un Britanya'dan Çin'e devir teslim töreni

Küresel Etkiler ve Pratik Uygulamalar

Bu bilgiler ışığında, İngiliz liderlik mitleri ile akademik araştırma sonuçlarının son derece uyumlu oldukları görülmektedir. Yüksek derecede kendilerine güvenleri, onurlu ve şövalye benzeri davranışlarıyla İngiliz liderler uzun zamandır küresel iş alanlarında kendilerini göstermektedirler. Becerikliliği ve hizmetkar liderliği önemseyen İngiliz liderler özellikle gelişim ve destek konularında aranan profesyonellerdir.  Cesaret, cömertlik ve erdem  gibi özellikleriyle aktif biçimde küreselleşme sürecini ve bu dönemin belirsizlik, hız ve iletişim gibi dinamiklerini yönetmektedirler.

İngiliz lider, asalete olan ilgisi ve hatta tutkusu nedeniyle, yardımsever olmaya çalışırken bile farklı kültürler tarafından emperyalist ve kibirli olarak algılanabilmektedir. İngiliz tarihinin ve dolayısıyla liderliğinin eski zamanlara dayanması ve uzun süredir İngiltere’nin küresel bir güç olarak iş dünyasında bulunması, farklı kültürler tarafından kolay anlaşılabilir ve ulaşılabilir olmasını sağlamıştır. Ancak İngiliz liderlerin değişmekte olan dünya güç merkezlerinin farkına varmaları ve kendilerini daha geri planda tutarak hareket etmelerinin doğru anlaşılmaları ve sağlam ilişkiler kurmaları açısından yararlı olacağı söylenebilir.

Sonuç

İngiltere’de geçmişten günümüze ideal liderlik, ulusalcılığın ön planda tutulduğu din, onur, diplomatiklik, asillik ve ilham verici karizma çerçevesinde şekillenmiş bir kavramdır. Adalet arayışı ve zafer tutkusu liderlerin diğer ortak özellikleridir. Bu çalışmada da görüldüğü gibi, GLOBE çalışması da göz önünde tutularak İngiltere mitolojisindeki idealize edilmiş lider tipiyle modern zamanların lider tipi arasında belli bir uyum ve benzerlik mevcuttur.

 

Notlar:

[1] Anglosaksonluk, Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda, Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri ve İngilizce konuşan Güney Afrika’yı temsil eden genel bir kavramdır.

[2] Yunan mitolojisinde Apollo’ya karşılık gelmektedir.

[3] Thomas Malory’nin yazdığı “Le morte d’Arthur” adlı eserde Arthur’un karısı Guenevere ile yuvarlak masa şövalyelerinden Lancelot’un yaşadığı aşk da işlenmiştir. Ayrıca baş şövalyelerin hayatlarıyla ilgili hikayelere de yer vererek saray perspektifini genişletmiş ve yuvarlak masa şövalyelerinin dağılmasını trajik bir şekilde ele alınarak altın çağın noktalandığına işaret etmiştir.

[4] Boudica (Boudicca ya da eski adıyla Boadicea olarak da bilinir), M.S. 60 yılında Romalıların Britanya'daki işgalci güçlerine karşı bir isyan başlatan, Kuzey Britanyanın Norfolk bölgesinde yaşayan Iceni kabilesinin kraliçesi.

1 yorum

Yorum yap

+ Leave a Comment