İklim değişikliği ve biyolojik organizmaların ilişkisi: Düello mu düet mi?

İklim değişikliği, on yıllar ile milyon yıllar arasında hava olaylarında meydana gelen anlamlı istatistiksel değişimleri tanımlamak için kullanılan bir deyimdir. İklim değişikliğinin etkilerini her yerde görebiliriz; buzullar eriyor, deniz seviyeleri yükseliyor, bulut ormanları gitgide kuruyor ve yaban hayatı bütün bu değişikliklere ayak uydurmaya çalışıyor. ABD’yi etkisi altına almış Sandy kasırgası, geçen on yıllarda Teksas, Avustralya, Rusya, Doğu Afrika’yı hâkimiyetine almış kuraklık, Avrupa’yı sarmış sıcak hava dalgaları iklim değişikliğinin çarpıcı sonuçlarından sadece birkaçı. İklim değişikliği ayrıca organizmaları da etkileyebiliyor, doğrudan fizyolojik stres yaratarak veya dolaylı olarak türler arası ilişkilerde değişim yaratarak.

20. yüzyılda iklim değişiminin küresel sonuçlarına bakmak gerekirse1:

  • Küresel olarak deniz seviyesi 10-20 cm arttı
  • İsviçre’deki toplam buzul hacmi 2/3 oranında azaldı2
  • Kutuplardaki yaz sonu ve sonbahar başında biriken buz kalınlığı %40 azaldı
  • Kenya Dağı’nda buz kütlesinin %92’si, Klimanjaro Dağı’nda ise %82’si kaybedildi

Bütün bu olanlar, neyin sonuçları? İnsan kaynaklı tehlikeli bir değişimden mi bahsediyoruz dünya genelinde, yoksa doğanın döngüleri mi kendini tekrar eden? Aslında ikisi de. Doğal iklim döngüleri olan El Niño ve La Niña’yı adres gösterebiliriz3. Bilim insanlarının öğrendiği bir gerçek var, ekvatoryal Pasifik’te meydana gelen hava değişimleri (ing. seesaw effect) aslında Kuzey Atlantik ve Pasifik’te buzulların erimesi sırasında meydana gelen iklimsel dalgalanmaları açıklayabiliyor4. El Niño sırasında, normalde Pasifik merkezde bulunan ılık su Güney Amerika’ya doğru ilerliyor, La Niña’da ise ılık su azalıyor ve batı Pasifik’e doğru geri çekiliyor. Ilık suyun yarattığı ısı ve su buharı, güçlü kasırgaların oluşmasında ve onların tropik kuşaktan orta enlemlere yayılmasında oldukça etkili. Ilık su Ekvator’dan yayıldıkça, akıntılar da Kuzey ve Güney’de öteleniyor, bu durum da bizi kıtalardaki fırtınalara getiriyor. El Niño döneminde, ABD’nin güneylerinde şiddetli fırtınalar ve Avustralya’da kuraklık ve yangınlar görülürken, La Niña ile Avustralya’da aşırı yağmurdan kaynaklı sel gözleniyor. Doğadaki döngüler karşılaşılan felaketleri açıklamada tek başına yeterli değil; çünkü Dünya gitgide artan bir hızla ısınıyor, atmosferdeki nem de artıyor. On yılların uydu, derin okyanus, hava istasyonları çalışmalarına bakılırsa, atmosferde uzun süreli sera gazı birikimi ve buna bağlı olarak ısının tutulması söz konusu. Bu da okyanus, kara ve atmosferi ısıtıyor.

Nüfus artışına bağlı olarak ağaçlık bölgelerin insanlar için yaşam alanlarına dönüştürülmesi ile yangınların insanları daha çok etkilemesi ya da kıyılarda evlerin artmasının ardından fırtınalar kıyı kesimlerini vurduğunda insanlar üzerindeki zararının artması muhtemel görünüyor5. Asya ve Afrika’daki gelişmekte olan ülkelerde de şehirleşmenin artışına bağlı olarak ısı dalgaları ve sellerin birçok insanı etkilediği biliniyor. Bu da bizi insanın doğayla barışık yaşamak yerine hem kendine hem de doğaya zarar verdiği bir kısırdöngüye getiriyor.

İklim değişikliğine bağlı olarak türlerin yaşam alanlarının ve ekolojik dengelerin değişiminden bahsetmek de mümkün. Hızla artan iklim ve buna bağlı çevresel değişiklikler, türlerin coğrafi dağılımını, görünüşlerini, yabani türlerin popülasyon dinamiklerini etkiliyor. Popülasyon miktarı ve dağılımları değişiklik gösteriyor.

Çevresel değişikliklere popülasyonlar da cevap veriyor. Bunların çeşitli nedenleri olabilir. Örneğin, kalıtılabilir özelliklerde yönlendirilmiş seçilim sonucu genetik değişimden ya da seçilim baskılarının değişiminden yahut nüfus hızı değişimine bağlı olarak popülasyon büyüklüğünün değişiminden bahsedebiliriz. Canlılar ölçeğinde, örneğin sarı karınlı marmotları (ing. yellow-bellied marmots, lat. Marmota flaviventris) ele alalım.

Marmotlar, ABD’nin kuzeybatısında, subalpin iklimde (kışlar uzun, yazlar kısa) yaşayan, kış uykusuna yatan ve uyanır uyanmaz üremeye başlayan hayvanlar.  Özgül ve diğerlerinin 2010 yılında Nature’da yayımlanan uzun-dönem verili (33 yıllık gözlemler sonucu) çalışmasında, marmotlarda çevre değişiminin, popülasyon dinamiği ve fenotipik (dış görünüşsel) özelliklerdeki etkileri irdelenmiş6. Makaleye göre, marmotlar çevre değişimine bağlı olarak kış uykusundan daha erken uyanıyor, yıllar içinde üreme dönemi daha çabuk başlıyor ve böylece bir dahaki kış uykusuna kadar büyümek için daha fazla zamanları oluyor. Marmotların hayatta kalmalarının artışı, uzayan büyüme sezonuna verdikleri kısa dönemli bir cevap olabilir. Uzun dönemde ise kurak geçen yazların sıklaşması ile büyüme hızları azalabilir ve ölüm hızları artabilir.  Bu çalışmadan ve başka model organizmalarla yapılan uzun dönemli çalışmalardan elde edilen veriler, iklim değişikliğinin getirdiği çevresel değişikliklerin biyolojik sonuçlarını anlamamızda bize ışık tutuyor.

 

Referanslar

  1. McCarthy, J. J., O. F. Canziani, N. A. Leary, D. J. Dokken and K. S. White. 2001. Climate Change 2001: Impacts, Adaptation, and Vulnerability. IPCC, Cambridge University Press, UK.
  2. UNFCCC. Feeling the Heat
  3. Miller, P., Extreme weather, (2012). NatGeo makalesi
  4. Saenko, O.A., Schmitner, A., Weaver, A.J. (2004). The Atlantic–Pacific Seesaw, Journal of Climate,  Vol. 17, No. 11, syf. 2033-38.
  5. MacNevin, S., Rapid climate change (2008)
  6. Ozgul, A.,  Childs, D.A., vd. (2010). Coupled dynamics of body mass and population growth in response to environmental change, Nature 466, syf.482-5.

 

Seragazı etkisi: Dünyadan yansıyan güneş ışınlarının karbondioksit, metan ve su buharı gibi atmosferde bulunan gazlar tarafından tutulması sonucu dünya ısınır. Işınların gazlar tarafından tutulmasına sera gazı etkisi denir.

Popülasyon: Aynı gruba ya da türe ait olan ve aynı coğrafi alanda yaşayan canlılar topluluğu.

Fenoloji: Bitki ve hayvan yaşam döngülerinin ve bu döngülerin iklimdeki mevsimsel ve yıllık değişimlerden ve habitat faktörlerinin değişiminden nasıl etkilendiğinin çalışılması.

Subalpin ekosistem: Alplere yakın ya da benzer iklimlere sahip, yaklaşık 2700-3000 metre yükseklikteki ekosistemler.

2 Comments

Yorum yap
  1. 1
    İklim Değişikliği Canlıları Zorluyor « AGÜ Hayalim Projesi

    Dünya artık eskisi kadar buzula sahip olmadığı bir döneme girdi. Buna sebep olan en önemli etkenlerin başında ise küresel ısınma geliyor. Yaşanan gelişmelerin sadece küresel ısınmaya bağlı olmadığı buna sera etkisini, insanın doğaya verdiği zararları da eklemek gerekiyor.

    http://www.bilim.org sitesi yazarlarından Bilgenur Baloğlu’nun konu ile ilgili yazdığı yazıda belirtildiği üzere buzulların azaldığı, orman alanlarının kuruyup çoraklaştığı, doğadaki canlıların bu yeni ortama uyum sağlamakta zorlandıkları son dönemde dile getirilen bir acı gerçek.

    http://aguhayalim.net/2012/11/04/iklim-degisikligi-canlilari-zorluyor/

  2. 2
    Uygur KINAY

    iklim değişikliği konusunda bilimsel gerçekler aşikardır. Fakat dünyanın oluşumu ve mevcut düzene alıştığımız için bize değişiklik olarak gelmesin. Zamanında dinozorların ölmesi de buna benzer sebeplerle açıklanmaktaydı.
    Karbonu okyanuslardaki alglerin tuttuğu ve deniz seviyesiyle birlikte bunların arttığı ayrı bir yaklaşım.

+ Leave a Comment