İdrar testiyle bipolar bozukluk ve depresyon ayırt edilebilecek

İdrar testiyle bipolar bozukluk ve depresyon ayırt edilebilecek

Bipolar bozukluk ile majör depresif bozukluğun birbirinden kolay ve güvenilir bir yöntemle ayırt edilebilmesi on binlerce hayat kurtarabilir ve milyonları rahat ettirebilir. Chongqing Tıp Üniversitesi’nde (Çin) çalışan araştırmacılar, idrarda biyoişaretleyicilere dayalı bir çalışmada bunu bulduklarını iddia ediyor.

Bipolar bozukluktan muzdarip ünlü bir kişi arandığında Robin Williams akla geliyor – ağır depresyonda iken şiddetli bir mani geçirmişti. Gerçekte, bunu fark etmek çok kolay değil; Williams bile resmi olarak hiç teşhis edilmediğinden bahsetmişti. Bunun dışında, bir bilimsel çalışmada gösterildiği gibi çoklu depresif epizodlar pek çok bipolar hastada genellikle ilk manik epizoddan önce ortaya çıkıyor.

Bu durumlarda, bipolar bozukluk belirtilerinin majör depresif bozukluktan (MDD) ayırt edilmesi çok zor olabiliyor. MDD daha yaygın olduğundan, klinisyenler çoğunlukla MDD teşhisi koyuyor; pek çoğu bipolar bozukluk olasılığını araştırmayı aklına bile getirmiyor. Çalışmalara göre MDD teşhisi almış hastaların %39’u anlaşılmamış bipolar bozukluk hastası.

Çalışmada şu ifadelere de yer veriliyor: “Büyük bir yüzdede bipolar bozukluk hastaları klinik pratikte yanlış bir şekilde antidepresanlar ile tedavi ediliyor”. Sonuçlar ölümcül olabilir. Prozac ve Celexa gibi seçici seratonin geri alım inhibitörleri (SSRI) bipolar bozukluk hastalarına muhtemelen yardımcı olmayacaktır. SSRI’ların bipolar bozukluk hastaları arasında intihar riskini artırdığı düşünülüyor, bu büyük bir kaygı kaynağı, çünkü bipolar bozukluktan muzdarip insanların intihar oranı bütün toplumdan 20 kat daha fazla.

Doktorlar bu tür yanlış teşhislerin tehlkeleri konusunda uyarılıyorsa da, yalnızca çoklu küçük işaretlere güvenmeye devam ettiğimiz sürece sorun yaşamaya devam edeceğiz.

Chongquing grubu bu soruna bir çözüm bulduğunu düşünüyor, bipolar bozukluk veya MDD hastası kişilerde derişimlerinin farklı olduğunu tespit ettikleri bazı biyoişaretleyiciler var.

Yazarlar, bu biyoişaretleyicilerin bir kısmının daha önceden incelendiğini söylüyor, ancak teşhis için yeterli derecede güvenilir bir yöntem ortaya konmamış. Tecrübeli yazar Dr. Peng Xie, teker teker düşünüldüğünde başarısız olan işaretleyicilerin bir kombinasyon şeklinde düşünüldüğünde işe yarayabileceğini öne sürüyor.

Çalışmada, tecrübeli psikiyatri uzmanları bipolar bozukluğa sahip 71 kişi, güvenilir MDD teşhisi almış 126 kişi ve 126 da “sağlıklı kontrol grubu” üyeleri ile çalışmış. Her grup bir eğitim seti ve test seti olmak üzere ikiye ayrılmış. Eğitim setinde, araştırmacılar deneğin durumunu önceden biliyor ve bunu ilgili işaretleyicileri tanımlamak için kullanıyor, diğer taraftan öteki sette bu işaretleyicilerin tahmin edici kapasitelerini onaylamak için kör test yapılıyor. Araştırmacılar, eğitim setindeki kişilerin idrarını inceleyerek MDD veya bipolar bozukluk ile ilişkilendirilen 20 metaboliti aradı.

Test setindeki ilk deneylere göre grubun %76’sı MDD ve %79’u bipolar tanısı aldı, klinik olarak gereken detaylar bundan daha fazla. Ancak, sonuçlar yeniden analiz edildiğinde altı metabolitin geriye kaldığı görüldü.

Bu altı metabolitin idrardaki kreatinin derişimine normalleştirilmesi sonucu yazarlar iki hastalık arasında %90 güvenirlikle ayırım yapabileceklerini buldular.

Yazarların ifadelerine göre, çalışmadaki denekler ortak bir etnik kökene sahip ve aynı hastanede işlem görmüşler, bu da sonuçların genelleştirilebilmesi için daha fazla çalışma gerektiğini ortaya koyuyor. Ancak, çalışmada atıf yapılan, geçen yıl yayınlanmış bir makalede biyoişaretleyicilerin depresyon teşhisinde büyük bir rol oynayabileceği belirtilmiş.

Kaynak: iflscience.com

+ Yorum bulunmuyor

Yorum yap