Hepimiz Sinestetiğiz

Sinestezi farklı algıların beyinde ortak bir paydada buluşmasına denir. Sinestetik insanlar örneğin bir harfe bakıp onu belli bir renk olarak görürler ya da belli bir sesle bağlarlar. Koku, ses ve renklerin bir şekilde bağlantılı olmasıyla oluşan bu durum, sinestezi kalıtımsaldır. Ünlü nörobiyolog Ramachandran yaptığı bir TED konuşmasında bu konunun derinliklerinden bahsediyor. Örneğin yaratıcıkla ilgisinden, ya da insanlara özgü olmasından.

Gelişim sürecimizin başlarında henüz tüm algı mekanizmaları birbirine bağlıdır, yani koku, ses, görüntü, tat. Fakat zaman içinde bu bağlantılar bir şekilde budanır ve geriye algıları normal bir şekilde ayırt edebilme yeteneğine sahip bir beyin kalır. Sinestetik insanlarda bazı genetik mutasyonlar sonucu bazı algılar arasındaki bağlar kalır.

Aslında sinesteziyi algıları birbirine bağlama yeteneği olarak da düşünebiliriz. Peki algıları nerede birbirine bağlarız? Örneğin Ahmet Haşim ne demişti:

Sular sarardı, yüzün perde perde solmakta.

Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta.

Mecazlar, benzetmeler edebiyatın olmazsa olmaz söz sanatlarından. Peki mecazı mecaz yapan nedir? Onun çeşitli algıları bir araya getirmesidir. Sararan su değildir elbet, ya da yüz perde olup solmaz. İşte yaratıcılığın, sanatın ve soyut düşüncenin bir boyutu da budur. Herhalde sinestezinin sanatçılar arasında çok daha yaygın olması şaşırtıcı gelmez artık.

Ancak Ramachandran sinestezi ile ilişkimizi bir adım ileri taşıyor ve tüm insanların aslında bir noktaya kadar sinestetik olduğunu söylüyor. Bunu göstermek için de çok basit bir test düşünüyor. Test sorusu şöyle: Resimde gördüğünüz şekillerin aslında bir adı var. Birinin adı Kiki, diğerinin Buba. Sizce hangisinin ismi hangisi?

Sizce de Buba soldaki, Kiki sağdaki, değil mi? İşte sinestetik olduğunuzun kanıtı. Çünkü cevabı verirken bilmeden şekillerle, sesleri bağladınız: sert köşeli şekil ile sert ve kısa sesler, yuvarlak köşeli şekil ile yumuşak sesler. Bu tarz bağları hepimiz gündelik hayatta, hiç düşünmeden kuruyoruz. İlginç olansa hayvanların bu yeteneğinin yok denecek kadar az olması. Demek ki insanı insan yapan özelliklerden olan sanat ve soyut düşüncede sinestezinin de payı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Nereden nereye?

8 Comments

Yorum yap
  1. 1
    nuray

    Hayali organ ve hayali felç ile ilgili yazınız çok güzel .Bedensel engelli eşimin bu konuyla ilgili yaşamış olduklarını doğruluyor.Ayrıca yıllarca sanatla içiçe olan ben, sinestetik olduğumu öğrenmenin heyecanı içersindeyim.Teşekkürler…

  2. 2
    brf brf

    keske asiri derecede sinestetik olan bilim insalarida olsaydi belki ozaman bilimin farkli dallari arasinda baglantilar kururup insanligi daha ileriye tasiyabilirlerdi.ne biliyim herhangi bir dalda bildigimizi zannettigimiz bazi kavramlari kökten degistirebilirlerdi

  3. 3
    Ahmet Ümit Yılmaz

    Öncelikle “sinestezi” dediğimiz şey, anestezi (hissizlik) kaynaklıdır. Elbette yola çıkış noktası burası ama durum farklı… Sinestesi, bir nevi duyuların karışması, yada aynı anda çeşitli duyu organlarınca algılanması diyebiliriz. Yani aynı anda bir nesneyi hem görürken, ondan tat alabilme durumu… Yada bir müzik dinlerken, müziği görebilme durumudur.

    Fazla tıbbi terimlere boğmak istemediğimden, oldukça sade anlatmaya çalışıyorum. Umarım doğru sözcükleri ve örnekleri seçebiliyorumdur.

    Peki sinestezi en çok kimlerde görülür derseniz. Çift el kullananlarda veya solaklarda ve kadınlarda daha sık rastlanır.

    Neden diye soracak olursanız; çünkü sinestezinin beynin sol yarım küresinde bulunan, hippocampus bezine bağlı olduğu iddia edilmektedir.

    Bu bölge beynin hafıza ve yön bulma bölgesidir ve daha çok kısa süreli hafızaya yön vermektedir. Alzheimer’da ilk bu bölge hasar görür ve kuduz ilk bu bölgede başlar. Yani bu bölge zarar gördüğünde yakın zamanda yaşadıklarınız hatırlamamanız muhtemel… (Örneğin, dün ne yediniz?) Neyse bunlar ek bilgi olsun.

    Sinestezi neden kadınlarda daha sık görülür, kadınlar duygularını daha sık ve kolay dışa vurduklarından sanırım, daha duygusal varlıklar…

    Sonuçta sinestezinin, hippocampus bezine bağlı olarak geliştirdiği bir fonksiyon olduğu tezinden yola çıkarsak. Aslında herkeste gerçekleşen bu durumun, bazı kişilerce biliç yüzeyine çıkarıldığını söyleyebiliriz. Eh haliyle kadınlar daha yatkınlar.

    Peki bu durumun yararı nedir? Zararı nedir? Bu kişilerin hafızası güçlenirken, matematiksel ve mekansal algı seviyeleri düşer.

    Neyse, kısaca “sinestezi” duyuların birbirine karışması, yada birlikte algılanmasıdır diyelim kapatalım, dallanırda dallanır yoksa…

    Bu durumda “Ayna Dokunuşu Sinestezisi” adını verdiğiniz olayın gerçekleşmeside şu şekildedir.

    -A kişisi, B kişisinin eline iğne battığını görür (görme duyusu), fakat A kişisi iğneninin acısını hisseder (dokunma duyusu).

    Yani bir duyu karışıklığı söz konusudur. Görme duyusu ile dokunma duyusu birbirine karışmıştır. Her ikisini de birlikte algılamaktadır.

    Bu durumda olmak istermiyim? Zannetmiyorum. Ama işin kötü tarafı hem sağlak, hem solağım… Olma ihtimalim yüksek, erkeğim oradan yırttım.

    Şaka bir yana hastalık hastalıktır, iyisi kötüsü yok bu meretin…

      • 5
        Hakan Özen

        birşeyi araştırma konusu olarak ele alabilmen için en azından o konunun giriş kısmını kabaca bilmen lazım. daha zerre kadar olayla ilgili birşey bilmeden, misal; psikolojik bir hastalığı hobi kategorisine koyarak incelemek nasıl bir mantıktır onuda çözebilmiş değilim, bodoslama atlayıp bende onlardan biri olacağım, benide listeye ekleyin şeklinde konuya yaklaşmak bilim çerçevesinde değil.

    • 6
      ebu

      bize ayna dokunuşu sitestezi ile ilgili daha ayrıntılı bilgi mail adresimize yollar mısınız.sunum yapacagız.teşekkürler

  4. 7
    Hakan Özen

    sinestezi, misal küflenmiş bir tahta kokusu aldığımızda eski bir anıyı, mekanı hatırlamamız değildir. bu ilerleyen dönemlerinde travmaya dönüşebilen bir hastalıktır. örnek verecek olursak, arkadaşınızın dağınık odasına girdiğinizi hayal edin. halının, perdenin, duvarların, yerdeki giysilerin üzerindeki renklerin aniden kafanızda harflere veya sembollere dönüştüğünü hayal edin. odanın içindeki boğuk nemin size hatırlatacağı sesin, hatırladığınız harfe veya sembole olan yansıması sonucu oluşan yeni anlam, sizi 15 belki daha fazla sene once kulak misafiri olduğunuz an a, veya önceki gün bir alışveriş merkezinde denediğiniz şişesinin üstünde “bilmemne after shave” yazan losyonun esansının derinliklerine götürecek. olay şu, hayatınızda renkler, sesler, kokular, tatlar hepsi bir arada, belki hiçbiri yok.

  5. 8
    Atakan Özkan

    Bu kişilere “hasta” değilde özel kişiler demek daha iyi olur bence. Smile Mantıken düşündüğümüz zaman, bir insanın bir şeyi tek duyusu ile değil de 5 duyusu ile algılaması, hafızasının 5 kat daha fazla olduğunu göstermez mi? Genellikle de bu tür kişiler çok zeki olurlar; hafızaları da çok kuvvetlidir.

    İlgilenenler için: April Yayıncılık’ın “Sinestezya” aslı kitabı var; tavsiye ederim.

+ Leave a Comment