Henry Walter Bates

Henry Walter Bates (Leicester, 8 Şubat 1825 – Londra, 16 Şubat 1892)

Henry Walter Bates 1825’te İngiltere’nin Leicester şehrinde dünyaya gözlerini açar. Dönemin çoğu bilim insanı gibi Bates’ in de düzenli bir okul hayatı olmamıştır. 12 yaşında maddi sebeplerle okulu bırakmak zorunda kalan Bates devrin önde gelen isimleri Wallace, Huxley, Herbert Spencer gibi kitap okuyarak kendi kendini yetiştirir (bknz autodidactisism). Bunda hiç şüphesiz okuma alışkanlığına sahip ailesinin etkisi oldukça büyük olmuştur. Okulu bıraktıktan sonra baba mesleği olan çorapçılıkta çıraklığa başlar. Okuldan ayrılıp iş hayatına girmiş olmasına rağmen, Bates eğitimini aksatmaz ve gündüzlerini çırak olarak harcarken gecelerini ise kitaplarla değerlendirir. Aynı zamanda o yıllarda henüz yaygınlaşmaya başlayan ve asıl amacı işçi sınıfı mensuplarının ve yetişkinlerin eğitimini sağlamak olan Mechanics’ Institue’ye kaydolur. Burası Bates için pek çok açıdan önemlidir. Özellikle geniş kütüphanesi genç araştırmacı için iş dışında vakit geçirilebilecek belki de en güzel yerdir. Teorik çalışmalarından ve tabii iş hayatından geri kalan neredeyse tüm zamanını çevresindeki canlıları, özellikle böcekleri inceleyerek geçiren Bates’ in daha o günlerden ciddi bir koleksiyonu olmuştur bile! Birçok insanın iğrenerek baktığı bu küçük ve çirkin canlılar onun gözünde çok değerli ve güzeldi. Diğer pek çok doğabilimci gibi Bates de bu özelliği yüzünden normal(!) insanlar tarafından anormal olarak nitelendirilmiştir. Onlarda diğer insanların göremediği yönleri rahatlıkla görebiliyordu ki hayatının ileriki dönemlerinde bu özelliği ona çok önemli kapılar açacaktı. 1843’te The Zoologist dergisinde böcekler üzerine ilk makalesini yayınladı.

Alfred Russel Wallace (8 Ocak 1823 – 7 Kasım 1913) ve Bates

Alfred Russel Wallace da Bates gibi bir doğabilimcidir. Akademik çalışmalarına bitkilerle başlamış olsa da sonraları hayvanları da içine alan çok geniş kapsamlı bir çalışma hayatına sahip olacaktır. Aynı zamanda ticaretle de ilgilenmiştir. 1843’te bir iş vesilesiyle Leicester’a gelir ve burada bulunan Collegiate School’a bir iş başvurusunda bulunur. Başvurusu kabul edildikten sonra Wallace burda ders vermeye başlar ve 1844’te Bates’le tanışırlar. Bates, Russel’dan 2 yaş küçük olmasına rağmen en az onun kadar yetenekli bir entomologtur ve bu Wallace’ı çok etkilemiştir. İkili kısa sürede dost olur ve doğa üzerine birlikte düşünmeye başlarlar. O yıllar doğa tarihi araştrımaları açısından çok hareketli geçmektedir. İlgili pek çok kitap yayınlanmıştır. Wallace ve Bates tabii aynı zamanda Darwin, Huxley gibi doğa bilimciler doğa tarihi üzerine kafa yormaktadırlar o dönemde. Malthus’un popülasyonlar, James Hutton ve Lyell’in Jeoloji üzerine olan makaleleri; Darwin’in “Voyage of the Beagle” ı ve hepsinden mühimi anonim olarak yayınlanan Vestiges of the Natural History of Creation adlı eserler canlıların ortaya çıkış ve çeşitlenmeleri konusunu gündemin merkezine oturtmuştur. Bu tartışmaların dönüp dolaşıp geldiği yer canlılardaki çeşitliliğin kaynağı, değişimden doğan çeşitlilik üzerine çevrenin etkileri ve bunun sonuçları olmuştur. Bates ve Wallace bu tartışmaların içinde önemli pozisyonları temsil eder. 1845’te Wallace Leicester’dan ayrılır ve Neath’e taşınır. Bu dönemde Bates ve Wallace yakın zamanlarda W.H. Edward’ın Amazon gezileriyle ilgiil kitabını ve anonim Vestiges of the Natural History of Creation’ı okur. Tüm bu hareketlilik ve ilham veren kitapların etkisiyle Wallace doğa tarihi üzerine daha çok yoğunlaşır ve 1848’de Bates’e türlerin kökenine ilişkin araştırma yapma amacıyla Brezilya’ya seyahat etmeleri tavsiyesinde bulunur. Gezinin ana amacı canlıların değişerek dönüştüğüne kanıt bulmak ve bunun  mekanizmalarını keşfetmektir. Bates kanadında ise işler hala aynıdır, gündüzleri çorap imalatında çalışmaya devam edip geceleri akademik çalışmalarını sürdürmeye çalışan Bates bu teklifi hemen kabul eder. Böylelikle iki genç doğabilimci (Bates 23, Wallace 25 yaşında) 26 Nisan 1848’de Liverpool’dan kalkan bir gemiyle Para’ya doğru hareket eder.

Wallace’ın Bates’e 1847 tarihli mektubu. Wallace mektubunda evrime olan ilgisinden bahsediyor: “Lokal araştırmalardan rahatsızlık duymaya başladım, öğrenilecek şeyler oldukça kısıtlı. Onun yerine bir familya seçip, üzerinde adamakıllı, global anlamda bir türleşme ve köken araştırması  yapsam çok daha iyi olacak. Daha net sonuçların elde edilebileceğini düşünüyorum.”

Amazon Gezileri Başlıyor!

Bates’in, Wallace ile birlikte başladığı ancak tek başına bitirdiği Amazon gezisi tam 11 yıl sürmüştür. Wallace 4 yıl sonra İngiltere’ye geri dönmüş; Bates ise yolculuğunu Amazon’ un derinlikleerine doğru devam ettirmiştir. 11. yılın sonunda Bates rahatsızlıkları nedeniyle İngiltere’ ye dönmek durumunda kalmış ve geldiği ilk birkaç yıl çalışmalarını değerlendirme fırsatı bulamamıştır. Ancak ilk baskısı 1863 yılında çıkan “The Naturalist on The River Amazons” (2 cilt) adlı eseriyle tüm serüvenini detaylı bir şekilde değerlendirip kaleme alabilmiştir.

1859’da İngiltere’ye dönen Bates 2 yıl sonra Sarah Ann Mason ile evlenmiştir. Amazon gezisi sonrasında tekrar normal hayata geri dönen Bates’ in çorap imalatından başka bir gelir kaynağı yoktur. Ancak 1863’te yayınladığı kitabının etkisi ile, Darwin ve diğer doğabilimci arkadaşlarının referanslarıyla 1864’te Royal Geographical Society’de yardımcı sekreterlik görevine getirilir. Aynı günlerde kişisel Lepidoptera koleksiyonunu Godman ve Salvin’e satar, artık bundan sonra çoğunlukla Coleopteran (özellikle cerambycidsler, carabidler, ve cicindelidsler) çalışacaktır. 1868-1878 yılları arasında “Entomological Society of London” un başkanlığını yapar. 1871’ de FLS ve 1881’de ise FRS seçilir.

“The Naturalist on The River Amazons”

İki cilt hailnde hazırlanan bu eserde bates Amazon  gezisine ilişkin detaylı anlatımlar yapmış, arazi defterlerinden notlara ve birçok çizime yer vermiştir.

Giriş kısmından bazı paragraflar:

“1847 sonbaharında; Darwin’in Doğal Seçilim Teorisi’ne olan katkılarıyla bugün dünya çapında ün kazanmış  A. R. Wallace, bana Amazon nehrine; bölgenin doğa tarihiyle ilgili araştırma yapma amaçlı bir geziye katılma teklifinde bulundu. Plan ana hatlarıyla: Bölgeden örnek toplamak, ardından toplanan örneklerin Londra’da değerlendirilmesi ve Wallace’ ın bir mektubunda söylediği gibi ‘…türlerin kökeni problemine ilişkin bilgiler sağlamak…’ idi.”

“Yol arkadaşım 4 yılın sonunda ülkeden ayrıldı ve İngiltere’ye vardığında yolculuk hikayesini ‘Travels on The Amazons and Rio Negro’ başlığıyla yayınladı. Ben 7 yıl daha kaldım. Yolculuğumuzun ikinci yılında araştırmalarımıza farklı rotalarda devam ettik…"

Bates tarafından toplanan örneklerin çeşitli sınıflara göre dağılımı,
“The Naturalist on the River Amazons, 1. Cilt, Önsöz, V”

Bates Amazon’ da geçirdiği 11 yıl içinde yaklaşık 15000 türe ait örnek toplamıştır. Bu türlerin 8000’i ise bilim dünyası için yeni türlerdir. Bates bunu şu şekilde ifade eder:

“Amazon’ da en çok vakit geçirdiğim yerler belki de doğabilimcilere en yabancı yerlerdi. Buralardan bilim için yaklaşık 8000 yeni tür kaydı yapıldı. Bunlar hala, Avrupa’nın çeşitli yerlerinde bilgili bazı doğabilimcileri meşgul etmeye devam ediyor. Birkaç memeli türü Dr. Gray, kuşlar Dr. Sclater, Zoofitler Dr. Boverbank tarafından isimlendirildi ve pek çok sürüngen ve balık türü ise Dr. Gunther tarafından yayınlanmak üzere…”

“The Naturalist on the River Amazons, 1. Cilt, Sayfa 161”

Bates’in çalışması sadece örnek toplama ve tanımlamayla sınırlı kalmamıştır. Başarıları arasında  geçmişte gözlenmiş; fakat doğruluğundan tam emin olunamayan türlerin doğrulamasını yapmak da vardır. Örneğin 1705’ te Maria Sibylla Merian, değerli kadın doğabilimci, ve bilim ressamı tarafından gözlenen ve resmedilen kuş-avlayan örümcek türlerinin varlığı Bates’ le doğrulanmıştır. 19. yüzyıl rasyonel (!) bilim anlayışında bu çizimlerin Merian’ın hayal ürünü olduğu, kuş-avlayan örümceklerin olamayacağı ileri sürülmüştür.

Tüm bu başarıların yanında Bates’ in hiç şüphesiz en büyük başarısı Amazon’ da yaptığı zoolojik gözlemler sonucu keşfettiği bir olgu olan “mimikri” dir.

Henry Walter Bates mimikri olayını Amazon’da yaptığı kelebek gözlemleri sonucu keşfetmişti: “Batesian Mimicry” adını verdiği bu olayın temel prensibi: Lezzetli ve dolayısıyla yemek için sıkça tercih edilen türlerin doğal seçilim araclığıyla zamanla görünüş ve davranışta lezzetsiz ve hoş olmayan türlere benzemesi, onları “taklit etmesi”dir.

Mimikri kavramını bilime kazandıran Bates, o dönemde yaptığı çalışmalarla Darwin’in doğal seçilim teorisine  kanıt sağlayan bir grup doğabilimci arasında yer alır. Bunlardan bazıları: Thomas Huxley, Joseph Dalton Hooker, Alfred Russel Wallace ve farklı bir mimikri çeşidini keşfeden Fritz Müller’dir.

Kendine has, cesur bir insan olarak yaşayan Henry Walter; pek çok başarılara imza atmış, nadide bir doğabilimcidir. 1892’ de emfisemadan hayatını kaybetmiştir. Koleksiyonunun büyük bir kısmı Natural History Museum’a ve bazı koleksiyonculara verilmiştir.

Kaynakça:

1.    http://en.wikipedia.org/wiki/Henry_Walter_Bates
2.    Bates H.W. 1863. The naturalist on the river Amazons. 2 vols, Murray, London.
3.    Bates H.W. 1843. Notes on Coleopterous insects frequenting damp places. The Zoologist 1, 114-5
4.    http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bdergi/yildiztakimi/pdf/eylul09/yildiz_takimi_eylul_32sf.pdf
5.    http://www.ekolojidergisi.com.tr/resimler/14-13.pdf
6.    http://archive.org/stream/zoologist01lond#page/n3/mode/2up
7.    http://users.telenet.be/vogelspin/Avicularia/Caroline_Fukushima_english.pdf
8.    http://biodiversitylibrary.org/item/98761#page/5/mode/1up

+ Yorum bulunmuyor

Yorum yap