Heather Williams: “Bilim herkes içindir”

Heather Williams, pozitron emisyon tomografisi (PET) üzerine uzmanlaşmış ve Merkezi Manchester Üniversitesi Hastanelerinde çalışan tıbbi fizik uzmanı bir bilim kadın. Aynı zamanda bilimde kadınların ilerlemesi için gayret gösteren ve çok başarılı olan Science Grrl girişiminin oluşturulmasına yardımcı olmuş. Şimdi onunla yapılan söyleşiye yer vereceğiz.

Bir bilim insanı olmaya ne zaman karar verdiniz?

Ben tabiattan her zaman etkilenmişimdir. Babam bir ambalaj mühendisi, bu yüzden aletlerin nasıl çalıştığını açıklamayı çok sever ve Pazar öğleden sonralarımızı mutfakta modeller yaparak geçirirdik. Dünyayı keşfetme fikri bu alanda kalmaya ve herşeyin nasıl bir araya getirildiğini görmeye teşvik etti.

Aletleri çalıştırma arzusu sizi tıbbi teşhis alanına mı yönlendirdi?

Evet, sanırım bu yüzden ben uygulamalı bir alan seçtim.

Tıbbi fizik hakkında ilk kez okulda birşeyler öğrendim: Yaklaşık 15 yaşındaydım, fizik öğretmenimiz bir derste insanlara radyoaktiflik enjekte edebileceğimizi ve nereye gittiğini görebileceğimizi, böylece vücuttaki süreçler hakkında fikir sahibi olabileceğimizi söylemişti – bu fikrin muazzam olduğunu düşünmüştüm. Eve döndüm ve anneme bunu anlattım, o da babamın bir arkadaşımın meslek olarak bu işi yaptığını söyledi, o kişi bir tıbbi fizikçiydi ve onunla bir müddet vakit geçirdim ve bu işi çok sevdim.

16 yaşında bu garip insanlardan biri oldum ve ne yapmak istediğimi artık tam olarak biliyordum. Bir tıbbi fizikçi olmak için derslerden A notu almak ve diplomayı elde etmek tek amacım olmuştu. Aletlerin nasıl çalıştığını hayranlıkla izliyordum, ama bunu bir tıbbi ortamda kullanmak en başından beri bana çok cazip geliyordu.

Yani, şu anda her zaman yapmak istediğiniz şeyi mi yapıyorsunuz?

Evet, bizden çok fazla yok, ama biz buradayız.

Çalışmalarınızı anlatır mısınız?

Ben bir görüntüleme fizikçisiyim, bu yüzden temel ilgi alanım özel bir sürece bakarken görüntü yakalama işlemini en iyi hale getirmek ve bu teste yönlendirilen hastalara yardımcı olmak ve böylelikle en iyi kaliteye sahip resimleri üreterek en kesin sonuçları elde etmek. Bu resim alma işleminde oldukça fazla sayıda değişken ve işlem zinciri var ve bunları değiştirerek ve düzenleyerek en iyi sonucu elde etmeye çalışıyorsunuz.

Radyo-izleyicilerin ne yaptığını, nereye gittiğini, normal hastalarda ve bazı hastalıklara sahip kişilerde alınma biçimlerini iyi bilmem gerekiyor, bu testi yaparak çok sayıda hastalığı tespit edebiliyoruz.

Günlük olarak düşünüldüğünde benim işim bu görevlerin son derece iyi yapılmasını gerektiriyor, böylece hekimlerimiz bizden aldığı görüntüleri incelediklerinde çok açık ve net olarak neler olduğunu anlayabilmeli.

Görüntülemeyi sıfırdan kurduğum araştırmalara da katıldım. Bu durumda nasıl sonuç alacağınızı tam olarak bilmiyorsunuz, bu yüzden işlem çok esnek olarak başlıyor ve birşeyi yapmanın en iyi yolundan ve neden böyle yapıldığından kesinlikle eminseniz bazı parametreleri daha kolay ayarlayabiliyorsunuz.

Dolayısı ile iki tür çalışma biçimi var: Birincisinde bir şeyi nasıl yapacağınızı biliyorsunuz ve bazı hastalar ve bazı cihazlar için minik ayarlamalar yapıyorsunuz, bu rutin çalışmalarda oluyor. İkinci yöntemde ne beklediğinizi bilmediğiniz ve bazı parametreleri ciddi ölçüde değiştirerek sonuçları elde etmeniz gereken belirsiz bir alan bulunuyor.

Bize bir örnek verebilir misiniz?

Bir böbrek taramasında iz maddenin kan akımından böbreğe gitmesini, idrar yolları üzerinden mesaneye gidişini izleyebilirsiniz. Bu işlem, çok kısa resimler alarak iz maddenin sistemde nasıl hareket ettiğini gösteren bir film hazırlamak şeklinde bakılabilir.

Kemiklerde birikmesi gereken birşeye bakıyorsak, birkaç saat bekleyerek birikme işleminin tamamlanmasını sağlıyoruz, ancak bu sabit dağılım zamanında gerçekten çok iyi görüntüler almayı umuyoruz.

Bu iki yöntem için kameralarımızı ayarlama şeklimiz çok farklı, birincisinde hızla değişen bir dağılımı kesin olarak izlememiz gerekirken ikincisinde daha sonra gerçekten yüksek çözünürlüğe sahip ve ayrıntılı görüntüler elde etmeye çalışıyoruz. Bu yüzden iz maddenin vücutta nasıl işlendiğini bilmek zorundasınız, böylece en iyi görüntüleme sistemini kurabilirsiniz ve bu süreçte güvenilir resimler alabilirsiniz.

Radyo-izleme maddeleri için gelecekte bizi neler bekliyor?

Şu anda devam eden pek çok yol var. Birisi, teknesyuma alternatifler bulmak: 99mTc nükleer tıbbın 30 yıla yakın bir süredir lokomotifi olmuş durumda, ancak bu ürün reaktörlerin yan ürünü ve önümüzdeki 10 veya 20 yılda bu reaktörlerin çoğu ya kapatılacak, ya da tamirata girecek, bu yüzden bu izotopun bulunabilirliği gerçek bir sorun haline gelecek. Kullanabildiğimiz bütün testler bu 99mTc kıtlığı tarafından baltalanma tehlikesi altında.

Büyük bir başka gelişim alanı da PET için yeni iz maddeler aramak şeklinde, bu alan giderek daha fazla gelişecek. Beş veya altı yıl önce, merkezi NHS (Ulusal Sağlık Hizmetleri) tarafından PET tarayıcılarının kurulması için fon sağlandı ve bütün ülkede 10 tarayıcıdan çok kısa sürede 30 ve 40 tarayıcı bulunan bir duruma gelmiş olduk. Artık oldukça fazla PET işlemi yapılıyor, bu da çok iyi bir gelişme. İşlemlerin pek çoğunda 18F-fluorodeoksiglukoz (FDG) kullanılıyor, bu madde kanser taramasında yoğun bir şekilde kullanılan bir glukoz türevidir. Ticari siklotron ağı, FDG’ye duyulan ve giderek artan ihtiyacı karşılamak için kuruldu, ülkedeki hastanelere bu şekilde tedarik edildi ve daha az kullanılan birkaç iz madde de üretildi. Pek çok merkez, bölgede siklotron sistemine sahip değil, bu sebeple sadece FDG onkoloji görüntülemesi yapabiliyor; iz maddelerin mevcut olabilirliği PET’in uygulamalarını sınırlıyor. FDG için kendi siklotronlarına sahip olmayan merkezlere ulaştırılabilecek iz maddeleri bulabilirsek, ya da ticari olarak sağlanan radyoizotoplardan bölgede geniş bir iz madde yelpazesini üretme yolu keşfedebilirsek, PET’in kullanılacağı alanlar hızla artabilir.

Bahsetmek istediğim üçüncü uygulama da tedavi amaçları ile radyo-izleyici maddelerin geliştirilmesi hakkında olacak. Bu alan benim büyük ölçüde uğraştığım bir şey değil, ben temelde teşhis alanındayım, ancak teşhis için kullandığımız gamma yayıcılara alternatif olarak beta yayıcı radyo-iz maddelerini kullanarak tümörlere radyasyon dozlarının aktarılmasını düzenlemek için çok sayıda çalışma yapılıyor. Beta parçacıkları yerelleşmiş bir radyasyon veriyor, özel tümör türlerini hedefleyen iz maddelerle beraber en son radyoterapi veya kemoterapi ile karşılaştırıldığında çok daha kesin bir şekilde tümörü öldürebilecek seviyede radyasyonun oluşturulması mümkün olabilecek.

Sevdiğiniz bir cihaz var mı?

Evet, hepimizin sevdiği cihazlar var. Benimki de Siemens Biograph mCT PET tarayıcısı. Bu cihazı almak için, ekibe katıldıktan sonra üç veya dört yıl bekledim. Benim işe girmemin sebeplerinden biri PET üzerine bir doktora derecemin olmasıydı ve o zamanlarda bir PET tarayıcısının üretilme ümidi vardı; ancak gerçeğe dönüşmesi biraz zaman aldı. Sonunda zaman geldiğinde Almanya’dan gelen büyük kamyonu Manchester’in ayazında donarak bekledim. Güzel bir cihaz, ve ciddi bir mühendisliğe sahip; kurulumu yapılırken ve ambalajları sökülürken, iç çalışmanın ne kadar girift olduğunu gördüğümde adeta aşık oldum. PET ile gamma ışını çiftlerini yüzlerce pikosaniye mertebesinde olmasa bile nanosaniyeler içinde tespit edebiliyorsunuz. Cihaz son derece hızlı ve çok kısa sürede çok fazla veri işleyebiliyor. Gerçekten olağanüstü bir cihaz ve her zaman ondan etkilenmişimdir. Kurumda gerçekten böyle bir yeteneğe sahip bir cihazın olmasından çok memnunum ve böyle olumlu bir iş yapabilmemiz çok sevindirici.

Bilimde kadınları desteklemek konusunda çok hırslı görünüyorsunuz, bu işe nasıl başladınız (bir kadın olmanız dışında)?

Üniversitede iken, sınıfta her 10 erkek öğrenciye karşılık muhtemelen bir kadın öğrenci vardı. Çok özel olarak dikkat etmedim ve bir şekilde ayrımcılığa uğramış hissetmedim. İki çocuğum var; NHS aile yapısına oldukça fazla saygılı olan bir kurum ve esnek çalışmayı destekliyor, bu yüzden yeni bir anne olarak bana uygun kariyer olanaklarını sağlayabildi. Fizik alanında olup da başka konularda çalışan, bunu yapamayan ve bu esnekliğe sahip olmayan diğer insanlarla konuşmaya başladım. Fizik derecesi almayı düşünen kızların şu andaki durumuna baktım ve durum iyileşmiş değil, mezun olduktan sonra bunun birazcık daha kötü hale geldiğini gördüm, o yüzden kadınların neler yapması veya yapmaması gerekenlerin, en üst düzeyde bilimsel kariyer sahibi kadınların yoksunluğu ile bu beklentilerin nasıl ilişkilendirilebileceği konularını merak etmeye başladım.

Fizik Enstitüsü’ndeki fizikçi kadınlar grubuna katıldım. Daha sonra Twitter’e katıldım ve bu konular hakkında çok sayıda bilim kadını ile yazışmaya başladım, ve “birşeyler yapalım” fikri oluştu. Bizim gibi insanların daha görünür olması gerekiyordu ve Science Grrl oluşumu dünyaya geldi. Bilimde kadınların varlığını kutlama ve destekleme işine girdik ve bilim yapan, kötü saçlı, orta yaşlı beyaz adam tipini değiştirmek için çok sayıda bilim kadını ile ortak hareket ettik. İnsanlar bizle karşılaştığında, bilimin herkes için olduğunu görecektir.

Science Grrl web sayfasından kesinlikle çok olumlu bir izlenim aldım.

Olumluluk tamamen hissel bir durum. “Bir şeylerin değişmesi için, bir şeyler hakkında atıp tutmak ve bağırmak gerekir” biçiminde bir efsane vardır. Gazete başlıklarına çıkmak için bu bir yöntem olabilir, ama bulunulan çevre çok iyi değildir ve benim iş yapma biçimim kesinlikle bu değil. Bilimde kadınlar için zorluklar olduğu mesajını kuvvetlendirebilirsek, işte bu daha çok insanı bu davaya dahil eder.

Ailevi sorumlulukları cinsinden yapması gerekenleri yapamadığı ve kariyerlerine devam edemediği için sevdiği kariyeri bırakmak zorunda kalan bir kısım insan olduğunu, bazılarının da yalnızca kadın olduğu için ayrımcılığa uğradığını inkâr etmeyeceğim. Ancak, olumsuza odaklanmaktan ziyade neyin mümkün olduğu konusunu göstermek ve mesajı yükseltmek istiyorum. Bu harika insanlar tarafından yapılan mükemmel çalışmalar var. Her hafta, çok etkileyici bilim kadınları ile tanışıyorum. Onlar daha görünür olursa o zaman daha normal olur, herkesin beklentilerini değiştirir ve bu yolları bizden sonra gelecek nesillere daha erişilebilir hale getirir.

Bilimde bir kariyer hedeflemeyi düşünen insanlara bir tavsiyeniz var mı?

Bir fizikçi olarak başlamama rağmen, teknoloji, bilişim, kimya, biyoloji, anatomi ve fizyolojiyi kapsayan bir tecrübeye sahip olduğumu söylemek ilginç olur sanırım. Sorunlara bir “fizikçi” düşünce biçimi ile yaklaşıyorum, sistem modellerini oluşturmak ve onları bileşenlerine ayırmak, verilerimi gerçek yapan kapsayıcı kavramlar ve yasaları araştırmak beni çok etkiliyor, ancak gerçekten büyük bir anlayışa ihtiyacım var. Bilimde bir kariyer yapmayı düşünenlere tavsiyem şudur: “Biyolojiyi seçerseniz yalnızca biyoloji yapacaksınız diye düşünmeyin”. En çok sevdiğiniz disiplini seçin, ancak esnek olun; kariyerin bilimin her alanında hareket edebileceğini ve tecrübenizi beklenmeyen yerlerde uygulayacağınızı unutmayın.

Kaynak: http://www.rsc.org/chemistryworld/2014/01/interview-heather-williams

+ Yorum bulunmuyor

Yorum yap