Hayali Organ ve Hayali Felç

Diyelim ki ağır kaza sonucu kolunuz öyle kötü yaralandı ki bir süre felçli kaldıktan sonra kesilmesi gerekti. İşte bu hastaların çoğunluğuna yakınında felç hissi ve kol ağrısı kol kesildikten sonra bile gitmiyor. Düşünün kol yerinde değil ama varmış gibi ağrısı, felçi devam ediyor. Bu duruma azımsanmayacak kadar çok insanda rastlanıyor ve ünlü nörolog Ramachandran, bir TED konuşmasında da anlattığı tedavi yöntemini önerene kadar, doktorların bu vakaları nasıl çözecekleri ve hatta ciddiye alıp almamaları gerektiğine dair hiçbir fikirleri yoktu.

İnsanlar bir organlarını kaybettiklerinde genelde sanki organ hala yerindeymiş gibi hissederler, sanki hayali bir kol, bir bacak hala oradadır. Tabi onların ağrıları da var olmaya devam eder. Örneğin Ramachandran’ın hastalarından olan bir kadın yumurtalığı alındığı halde hala düzenli olarak regli ağrıları çekiyormuş. Kol ve bacak gibi hareketi bol organlarda daha da hissedilebilir boyutlarda oluyor bu hayali organ hissi. Ve eğer bu organlar alınmadan önce felçliyse o felçlilik hissi de devam ediyor. Hasta sürekli hayali organını hareket ettirmek istiyor ve beyin de sürekli hayır bu organ felçli diye sinyal gönderiyor. Halbuki doğru sinyal "böyle bir organ yok" olmalıydı, değil mi?

Ramachandran’a göre doğru yaklaşım felçin öğrenilen bir süreç olduğunu kabul etmekten geçiyor. Yani hasta felçliyken beyin defalarca hareket komutu verip o organdan defalarca hayır yanıtını aldığı için beyin artık o organın felçli olduğunu öğrendi. Şimdi yapılması gereken beyne yeni doğruyu öğretmek. Ama nasıl? Ramachandran hastanın hayali organına her hareket komutu verdiğinde kendini hayali organını oynatırken gördüğü bir düzenek hayal ediyor. Milyonlarca dolarlık sanal aletlere yatırım yapmaktansa Ramachandran çok zekice ve hınzırca bir fikirle geliyor.
 
Yukarıda şeklini gördüğünüz düzenek gayet ucuza mal edilmiş. Sadece bir aynadan oluşuyor. Hayali organın önüne koyacağınız bir aynayla bir nevi alınmış organınızı yeniden diriltiyorsunuz. Evet, aslında sadece diğer elin aynadan yansıması. Ama beyne göre hayali organ işte yine orada duruyor. Ayna konduktan sonra hasta sağlam elini sanki felçliymiş gibi sıkıyor ve sonra yavaşça hayali elini açtığını düşünerek açıyor. Ve bingo. Hastanın beyni hastanın hayali elinin artık felçli olmadığını sanıyor. Buraya kadar çok güzel bir fikir ama asıl dahiyane kısım Ramachandran’ın bu etkiyi nasıl kalıcı hale getirdiğinde, çünkü ayna aradan çıkınca hasta yine hayali felçli haline geri dönüyor. Hasta da sürekli aynayla gezemeyeceğine göre bir şekilde bu etki kalıcı hale getirilmeli.

Ramachandran bu deneyden felcin sadece nörolojik değil aynı zamanda psikolojik yani öğrenilmiş bir tarafa da sahip olduğunu öğreniyor. Çünkü hasta ayna karşısında yeteri kadar elini açıp kapama egzersizi yapınca artık hayali bir felce sahip olmuyor. Bu yolla felçli hastaların ağrıları da azaltılıyor artık. Ne kadar basit ve yine de ne kadar dahiyane bir fikir. Bilimin aslında büyük projeler, prestij ve ego savaşlarından ibaret olmadığını hatırlatan, insanı basit, yaratıcı fikirlerin güzelliğini düşünmeye davet eden bir buluş.

+ Yorum bulunmuyor

Yorum yap