Gökbilimciler şimdiye kadar görülen en uzak kara deliği keşfetti

Gökbilimciler şimdiye kadar görülen en uzak kara deliği keşfetti

Güneş kütlesinin 800 milyon katı kadar büyük bir kara delik 13 milyar ışıkyılı uzaklıkta keşfedildi. Bu, Evren şimdiki yaşının yalnızca yüzde 5’i olduğu zamandan beri  (Big Bang’den yaklaşık 690 milyon yıl sonra) tespit edilen en uzak kara delik.

Çalışmayı yöneten Carnegie Mellon Üniversitesinden  Eduardo Banados “Bütün bu kütlenin 690 milyon yıldan daha kısa bir sürede toplanması, süper ağır kara delik büyümesi teorileri için muazzam bir fırsattır.” dedi.

Daha önce bilinen en eski kara delik, Evren’in yaklaşık 800 milyon yıl yaşındaki zamanındandı. Söz konusu kara delik, J1342 + 0928, bir galaksinin merkezinde, kuasar olarak bilinen bir nesne oluşturan, galaksinin etrafında dönen gazların  süper-parlak diskinin ortasında oturuyor. Kuasarlar Evrendeki en parlak nesnelerdir ve bazıları büyük bir galaksiden binlerce kat daha fazla ışık yayarlar.

Elbette kara delikler ışık yaymazlar. Işık, kara deliğin etrafındaki yığın diskinden kaynaklanıyor. Gaz ve tozlar  merkezde beslenen karadeliğin kütle çekim kuvveti tarafından çekilirken çok büyük sürtünme üreten muazzam hızlarda döner.

Büyük parlaklıklarına rağmen bugüne kadar bulunan tüm kuasarlar o kadar uzakta ki çıplak gözle görülemiyorlar -sadece teleskoplarla gözlemlenebiliyorlar. Bununla birlikte, erken Evreni incelemek için gerçekten değerli araçlar, çünkü ışık, Dünya’ya yaptığı yolculuk boyunca yolculuk ettiği hidrojen hakkında bilgi ortaya çıkarmak için analiz edilebilir. J1342 + 0928 o kadar eski ki bize Evrenimizin tarihinde önemli bir nokta olan yeniden iyonlaşma çağı hakkında bilgiler verebilir.

Büyük Patlamadan hemen sonra, kozmik  ölçekte Evren hızla genişleyen, karanlık ve sıcak bir tür “ilkel çorba” idi. Evren genişledikçe soğudu, protonlar ve nötronların iyonize hidrojen atomları haline gelmesine neden oldu ve Big Bang’den yaklaşık 240.000-300.000 yıl sonra, bu hidrojen atomları nötr hidrojene kaynaşan elektronları çekti. Bu noktada, ışık artık Evrende serbestçe dolaşabilmeye başladı, çünkü artık serbest elektronlardan saçılmıyorlardı. Fakat bu durum kütleçekimi aracılığıyla oluşan  ilk  yıldızların ve galaksilerin  hidrojen dolu boşlukta ışıklarının oluşmasına  kadar sürdü.  Bu olaydan kısa bir süre sonra, mevcut kuramlara göre, nötr hidrojen, bu yeni doğan yıldızların, galaksilerin, kuasarların veya bunların birleşiminin ultraviyole ışığıyla uyarıldı. Bu etki evrenin hidrojeninin çoğunu reaktive ederek onu protonlara ve elektronlara ayırdı. Big Bang’den yaklaşık 1 milyar yıl sonra yeniden  iyonizasyon süreci tamamlandı. Fakat yine de tam olarak yeniden iyonizasyon (Reionization)  döneminin nezaman başladığını ve detaylı mekanizmasını  belirlemek  zordur.  Dr. Bañados  “Tekrar iyonizasyon Evrenin son büyük geçişiydi ve bu geçiş astrofizikte  şu anki sınırlardan biridir” dedi.  Bu J1342 + 0928’in geldği yerdir. Işıklarının analizi, Big Bang’ten 690,000 yıl sonra, çevresindeki alanın önemli bir kısmının halen nötr hidrojen olduğunu gösteriyor. Bu, yeniden iyonlaşmanın  evrenin ömrü boyunca nispeten tahmin edilenden daha  geç gerçekleşmiş olabileceği anlamına gelir.

Kaynak: sciencealert.com

5 Yorumlar

Yorum yap
  1. 1
    Refresh

    Evren içinde ki uzaklıklar akıllara durgunluk veriyor, insanoğlu bu uzaklıklara ulaşmak için bir yol bulmalı. Fiziki bir hızdan söz etmiyorum, anlık ışınlanma gibi (ışık hızı değil, başka bir enerji türü) bir enerjiyle bunu mümkün kılacak bir teknolojiden bahsediyorum, her neyse kendimi toparlasam iyi olacak! Herkese mutlu ve sağlıklı yıllar dilerim.

    • 2
      SS

      Yorumunuz değerli! Gerçekten okurken ben de onu düşünüyordum. Bu fizikötesi bir durum. Ancak farklı aleme geçiş olursa mümkün olabilir. Parapsikolojide astral seyahat gibi. Zannımda…

  2. 4
    Serkan

    Bence ışık hızına ulaşmak, insan DNA’sı tamamen çözülüp her manada kontrol edilebilir olduktan ve bunun artıları ile tüm hastalıklara çare bulunup yaşam süresi uzatıldıktan sonra ancak mümkün olabilir. Aksi halde ışık hızı teori olarak kalmaya devam eder. Uzağa değil çok yakına bakmak ve DNA ya odaklanmak gerek. DNA’ yı parçalayıp birleştirdikten sonra çorap söküğü gibi gelir ışınlanma.

  3. 5
    Hamdi Baydemir

    Kütlesi olan yapılar için bu evrende ışık hızına ulaşmak mümkün görünmüyor. Işık hızına yakın hızlara çıkmak ise, hız tutkunlarını tatmin etmenin dışında bir de güneş sistemi içinde seyahat imkanı sağlayabilir. Bunların dışında, insanlığın geleceğine çok büyük bir katkısı olmaz.
    Oysa bizim, gözlerimizle gördüğümüz veya ancak teleskoplarla görebildiğimiz yıldızları veya galaktik yapıları hedef almamız lazım.
    Oralara ışık hızıyla yolculuk yapmak ise tam bir macera olur. Düşünsenize; en yakın yıldız olan proksima centauri’ye bile ışık hızıyla gidiş-gelişimiz 8 yıldan fazla sürecek. Durum böyle olunca, insan ömrünü binlerce yıla çıkarmayı başarsak bile henüz samanyolu’ndan ayrılamayacağız demektir.
    Öyleyse ne yapmalıyız? Uzayda, cihazımıza koordinatlarını girdiğimiz bir noktaya, gezegene, yıldıza, galaksiye (hatta gönüllüsü varsa bir karadeliğe!) anında naklimizi sağlayacak bir yapı, sistem, alet, donanım, enerji v.s bir yol bulmak zorundayız.
    Bu yolculuğu yapabilmek için uzay-zaman’la epey bir mücadele verip onu dize getirmek lazım. Onda bir delik (kurt deliği), bir tünel (kuantum tüneli) açabilirsek veya onu
    (karadeliklerin yaptığı gibi) bir çarşaf gibi katlayabilirsek, ‘ver elini uzay’ deyip, buradan dalıp evrenin başka bir noktasından çıkabiliriz.
    Bunu yapabilecek imkanların ve bilimsel gelişmelerin henüz daha arefesinde değiliz.
    Öncelikle enerji bariyerini aşmamız lazım. Bu bariyer çok yüksek. Füzyonla belki aşılabilir. Ama, antimadde ile kesin aşabiliriz sanıyorum. Veya, N.Ş.A.da gerçekleştirebilmeyi başarırsak füzyon enerjisi bizi antimadde enerjisine taşıyabilir. Antimadde enerjisiyle de uzay-zamanı (en azından yerelde) zaptu-rapt altına alabiliriz. Uzay-zaman’la bu sayede oluşacak aşinalığımız, bizi önce karanlık maddeye, daha sonra da evrenin istediğimiz herhangi bir noktasına taşıyacaktır diye düşünüyorum.

+ Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.