Gıda Bağımlılığı ve Obezite

Aşırı kilolu yada obez olmak uzun zamandır doktorlar başta olmak üzere tüm sağlık çalışanlarının temel endişelerindendir. Burada elbette sadece insanların istenmeyen dış görünüşleri nedeniyle tehlikeye girdiklerini düşündükleri sosyal hayatlarından bahsetmiyoruz. Aşırı kilolu veya obez olmak (ikisi birbirinden farklı kavramlardır) günümüzde bilimsel çalışmalarla ispatlanmış, beden ve akıl sağlığı için en tehlikeli sağlık sorunlarından biridir.

Sağlık konusunda dünyadaki politikalara yön veren başlıca kuruluş olan Dünya Sağlık Örgütü’ne göre şu anda aşırı kilolu olan 1 milyar, obez olan ise en az 300 milyon yetişkin bulunmaktadır.1 Kalorisi fazla ancak besin değeri düşük olan çok şekerli ve doymuş yağ barındıran yiyecekler ve azalmış fiziksel aktivite nedeniyle 1980’den günümüze Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Doğu Avrupa Ülkeleri, Orta Doğu ve Çin gibi ülkelerde obez kişi sayısı 3 kat artmıştır.1

Obezite; kendisi yaygın olduğu kadar, pek çok temel sağlık probleminin de başlıca sebebidir. Kalp ve damar hastalıkları, tip 2 şeker hastalığı, hipertansiyon ve belirli bazı kanser türleri (yemek borusu, pankreas, kolon ve rektum, böbrek, tiroid ve safra kesesi kanserleri gibi2) için obezite temel risk faktörlerindendir. Kalp ve damar hastalıkları hala dünyadaki ölümlerin en sık nedenidir.3 Öte yandan, 2009 yılında ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, sadece Kuzey Amerika’da obezitenin sağlık hizmetlerine yıllık maliyeti 147 milyar dolardır4;yani obezite, sadece sağlığı değil, ülke bütçelerini de tehdit eder.

Peki obezitenin temel nedeni nedir?

Bize genellikle fütüristik gelen moleküler ve genetik çalışmalar her konuda olduğu gibi obezitenin de genetik özelliklerini en ince ayrıntısına kadar araştırmış ve aslında pek çok ipuçları yakalanmıştır. Örneğin melanokortin 4 reseptör adı verilen bir proteinde varolan bir bozukluğun, sadece İngiltere’de on binlerce obezli hastada obezitenin nedeni olabileceği gösterilmiştir.5 Asya toplumlarında Beta 3 adrenerjik reseptör proteininde var olan bir bozukluk yine obezite ile ilişkiliyken, başka toplumlarda bu ilişki bulunamamıştır.5 Yine bazı kromozomal bozuklukların özellikle Hispanik ırka mensup olanlarda obeziteyle ilişkili olduğu saptanmıştır.5 Bilimadamları daha da ileri giderek, “İnsanda Obezite Gen Haritası” (Human Obesity Gen Map) adlı bir proje altında obezite ile ilişkili olabilecek genleri ve bu genlerin toplumun çeşitli alt gruplarıyla olası ilişkilerini de sorgulamıştır.(Bu gen haritasına internetten de ulaşabilirsiniz: http://obesitygene.pbrc.edu/ )5

Ancak ne yazık ki sadece genetik nedenler obezitenin temel nedenini açıklamaya yetmez. Kimi toplumlarda-Özellikle Asya toplumlarında- obezite yüzdeleri gelişmiş Batılı ülkelerine kıyasla oldukça azdır. Ancak Asya toplumlarından Batı ülkelerine göç eden ailelerin ikinci nesillerinde, obezite oranı köken aldıkları toplumdan çok daha yüksek ancak göç ettikleri batı toplumundan da düşüktür. Yani obezite konusunda çevresel faktörlerin etkinliği tartışılamaz boyuttadır. Yüksek kalorili diyet, sedanter yaşam ve benzeri klasik öğelerin ardında, aslında genel toplum tarafından çok da anlaşılamayan ve hiç de azımsanmayan bir faktör daha vardır: Yemek yeme bağımlılığı.

Obezitenin tedavisinde ve artan hızını düşürmede zorluklar bilimadamlarını daha geniş çapta düşünmeye sevk etmiş ve ortaya “acaba obezite, bir beslenme bağımlılığından ötürü mü meydana gelmektedir?” sorusunu akla getirmiştir. Gerçekten de, yapılan hayvan çalışmalarında, “yüksek yağ ve şeker” içeren diyetlerin farelerde “bazı madde bağımlılıklarında” görülen birtakım davranış değişikliklerine neden olduğunu göstermiştir.6,7 Ayrıca, obez farelerin beyinlerinde yapılan araştırmalarda, bu farelerde aynı bazı madde bağımlılıklarında olduğu gibi, D1 ve D2 dopamin reseptörlerinin az üretildiği tespit edilmiştir.8 Obez farelere verilen aşırı yağlı ve şekerli gıda miktarı azaltıldığında, aşırı gıda arama ve aynı zamanda endişe oluşmaya başlamıştır.9

Gıda bağımlılığı hakkında insanlar üzerinde de kimi çalışmalar vardır ve bu çalışmalardan bazıları 1970lere kadar uzanmaktadır, daha bu yıllarda şekerli yiyeceklerin morfin bağımlılığına benzer bir bağımlılık oluşturabileceği belirtilmiştir.10 Günümüzde, Yale Üniversitesi araştırmacılarından Gearhardt ve ekibi, gıda bağımlılığı ile ilgili bir skala bile oluşturmuşlardıryfas Bu skala, madde bağımlılığı ölçüm yöntemlerindeki kriterlere çok benzer kriterlerle hazırlanmıştır. Yale Üniversitesi Gıda Bağımlılığı Skalası (Yale Food Addiction Scale-YFAS), bir çalışmada da kullanılmış,11Bu çalışmada, katılımcıların bir kısmına çikolatalı milkshake, diğer gruba ise “tastsız bir solüsyon” verilip bu iki grubun YFAS skorları ve beynin “doyumdan” sorumlu bazı bölgelerindeki aktiviteler incelenmiştir. Sonuçta, milkshake grubunun daha yüksek YFAS skoruna sahip oldukları, ayrıca beynin amigdala, anterior singulat korteks ve orbital frontal korteks gibi bölgelerinde, alınan besine karşı daha büyük bir aktivite gösterilmiştir.11 Yine bir çalışmada da, beynin doyumdan sorumlu başlıca hormonlarından biri olan dopamine cevabın, obez insanların beyinlerinde obez olmayanlara göre daha az olduğu saptanmıştır.12

Özetlemek gerekirse, beslenmek yaşamın idamesi için zorunlu bir ihtiyaçtır ancak bu aktivitenin düzgün yapılmaması nedeniyle günümüzün en tehlikeli sağlık sorunlarından biri baş göstermiştir. Obezitenin genetik temelleri vardır ancak kişinin beslenme davranışları da bu sürece en az genetik kadar etki etmektedir. Yapılan hayvan ve insan çalışmalarına göre yüksek düzeyde yağlı ve şekerli yiyecekler barındıran diyetler sadece obez değil, aynı zamanda bağımlı da yapmaktadır; bunun tam tersi de doğrudur; yani obezlerde aslında belli yiyeceklere karşı geliştirilmiş bir bağımlılık söz konusudur. Obez hastaların yaşam tarzı değişikliklerine giderken yaşadığı sorunları aşmada, obezitenin temelinde bir bağımlılığın da olabileceğini unutmamalı ve obez kişiler motivasyonlarını bu farkındalıkla tazelemelidir.

Mahmut Akgül

 

 Referanslar

1-WORLD HEALTH ORGANIZATION GLOBAL STRATEGY ON DIET, PHYSICAL ACTIVITY AND HEALTH

2-http://www.cancer.gov/cancertopics/factsheet/Risk/obesity

3-"Annual Medical Spending Attributable To Obesity: Payer- And Service-Specific Estimates."Eric A. Finkelstein, Justin G. Trogdon, Joel W. Cohen, and William Dietz. Health Affairs , Web Exclusive, July 27, 2009

4-3.referansta adı geçen yayın.

5-Genetic factors in human obesity I. S. Farooqi and S. O’Rahilly, obesity reviews (2007) 8 (Suppl. 1)

6-Avena NM, Rada P, Hoebel BG. Evidence for sugar addiction: behavioral and neurochemical effects of intermittent, excessive sugar intake. Neurosci Biobehav Rev 2008;32:20–39.

7-Bocarsly ME, Berner LA, Hoebel BG, Avena NM. Rats that binge eat fat-rich food do not show somatic signs or anxiety associated with opiate-like withdrawal: implications for nutrient-specific food addiction behaviors. Physiol Behav 2011;105:865–72.

8-Alsio J, Olszewski PK, Norback AH, Gunnarsson ZE, Levine AS, Pickering C, et al. Dopamine D1 receptor gene expression decreases in the nucleus accumbens upon long-term exposure to palatable food and differs depending on diet-induced obesity phenotype in rats. Neuroscience 2010;171:779–87.

9-Pickering C, Alsio J, Hulting AL, Schioth HB. Withdrawal from free-choice high-fat high-sugar diet induces craving only in obesity-prone animals. Psychopharmacology 2009;204:431–43

10-9.referansta adı geçen makale. 11-Preliminary validation of the Yale Food Addiction Scale Ashley N. Gearhardt , William R. Corbin, Kelly D. Brownell, Appetite 52 (2009) 430–436 12-Gearhardt AN, Yokum S, Orr PT, Stice E, Corbin WR, Brownell KD. Neural correlates of food addiction. Arch Gen Psychiatry 2011;68:808–16

+ Yorum bulunmuyor

Yorum yap