Endüstri mühendisliğinin tarihçesi

Endüstri mühendisliğinin tarihçesi

Zamanında ihtiyaçtan bir çok meslek doğmuştur. Peki ya endüstri mühendisliği? Nasıl ortaya çıktı, neden çıktı, ne zaman çıktı, nasıl gelişti, kim öncü oldu, hangi süreçlerden geçti? Yazımızda bunlara değineceğiz.

Öncelikle diğer mühendisliklerle birlikte bir karşılaştıralım;

Mühendisliğin bir kimliğe kavuşması ile birlikte belirli bir standart ve koşullara uyması 19. yüzyılda gerçekleşmiş olarak bilinse de mühendislik faaliyetleri hemen hemen medeniyet ile birlikte başlamıştır. Meslek olabilme koşulları göz önüne alındığı zaman ilk mühendislik mesleğinin makine mühendisliği olduğu görülmüştür. Bunun görüldüğü tarih ise ABD Makine Mühendisleri Odası’nın kuruluş tarihi olan 1880’dir. Böylece dünya da ilk mühendislik makine mühendisliği olmuştur. Makine Mühendisliğinin kurulmasının ardından onu izleyen mühendislikler ise şöyle; elektrik mühendisliği 1884’de, kimya mühendisliği 1908’de kurulmuştur. ABD’de Endüstri Mühendisliği Odası’nın kuruluşu ise 1948’de gerçekleşmiştir. Bugün diğer mühendislik disiplinleri tarafından bir mühendislik olarak kabul edilmeyen Endüstri Mühendisliği, dünyanın en eski mühendisliklerinden biri olduğu görülmektedir.

Peki endüstri mühendisliği nasıl doğdu?

  • Sanayi devrimiyle birlikte ülkeler tarım ekonomisinden daha karmaşık bir yapıya sahip endüstriyel ekonomiye geçmeye başladı.
  • Teknolojideki gelişmelerle birlikte imalat süreçlerinin karmaşıklığı çok hızlı bir şekilde arttı.
  • Seri imalat Standart ürünlerden yüksek miktarlarda üretmek İş bölümü/emeğin uzmanlaşması
  • Karmaşıklaşan imalat/üretim yapıları için daha iyi yönetim sistemlerine ihtiyaç duyulmaya başlandı
  • Büyük ve karmaşık sistemlerin tasarımında,
  • Operasyonları planlayıp yönetebilecek düzeyde teknik bilgi/eğitime sahip insan gücü ihtiyacı
  • Verimliliği ve etkinliği arttırmaya yönelik ihtiyaç endüstri mühendisliği’ni doğurdu.

Endüstri mühendisliğinin temelleri

1750 ve 1850 yılları arasında özellikle işbölümü kavramı ile ortaya atılmıştır. 1750 yılına kadar aynı kişi işi planlar, malzeme ve takımını, tertibatını seçer, temin eder, işlemini ve kontrolünü yapardı.

1776 yılında İngiltere’de Adam Smith yayınladığı ‘The Wealth Of Nations’ adlı kitabında üretimde iş bölümünün ekonomik yararlarından söz ederek fabrika sistemine yönelik bir model önermiştir. İskoçya’da bir tekstil imalatçısı olan A. Robert Owen (1771-1858) 1813 yılında yayınlanan “Fabrika Yöneticilerine Sesleniş” adlı kitabında da işçilere de en az makinalar kadar önem verilmesi gerektiğini belirtmiştir. İngiltere’de Cambridge Üniversitesi’nde matematik profesörü olan Charles W. Babbage’ın “Economy of Machinery and Manifacturers” isimli kitabında iş öncesi eğitimin gerekliliği, iş analizi ve iş bölümü, standardizasyon, ücret sistemleri ve işçi-işveren ilişkilerinin geliştirilmesi konularından bahsetmiştir. Ayrıca günümüz bilgisayarlarının geliştirilmesine önemli katkıda bulunan Fark Makinası (Difference Engine) adını verdiği dört aritmetik işlemi grçekleştirebilecek bir makine geliştirmiştir. ABD’de bir askeri tersanenin yöneticisi olan yüzbaşı Henry Metcalfe (1847-1917) tarafından yazılan “İmalat Maliyeti ve Kamu ve Özel Atölyelerin  Yönetimi” isimli kitapta gözlem ve deneylerin kaydedilmesini ve bunu yöneticilerin bir rehber olarak kullanmalarını önermiştir. Bir yıl sonra Henry Robinson Towne (1844-1924) trafından Amerikan Makine Mühendisleri Derneği’ne (ASME) daha kapsamlı bir öneride bulunulmuştur. Çeşitli şirketlerin yöneticileri arasında bilgi ve deneyim alışverişi sağlayacak bir organizasyonun ASME gerçekleştirilmesini istemiştir. Yale ve Towne Manufacturing şirketinin kurucusu olan Towne teşvikli ücret (prim) sistemleri üzerinde çalışmalar yapmıştır. Henry Ford ise otomobil montajında konveyor kullanımı ve üretim hattı konularında çalışmıştır.

19. yüzyılda endüstri devriminin oluşumuyla planlama, örgütleme ve yönlendirilmesi daha zor olan ve yönetimi için özel beceriler gerektiren üretim sistemleri geliştirilmeye başlanmıştır. İnsan, makine, malzeme ve paradan oluşan sistemlerin tasarım, geliştirme ve kuruluşuyla ilgilenecek ve özellikle sistemin insan boyutuna da önem verecek bir mühendislik dalına ihtiyaç doğmuştur. Bunun sonucunda endüstri mühendisliği konusunda çalışmalar başlamıştır.

Endüstri mühendisliğinin babası

Endüstri mühendisliği konusunda ilk disiplinli çalışmalar 1856-1915 yılları arasında yaşayan ve çoğunlukla endüstri mühendisliğinin kurucusu olarak kabul edilen bir Amerikalı makine mühendisi olan Frederick W. Taylor ile olmuştur. Taylor, fabrikada bizzat çalışan, sürekli gözlem ve analiz yapan, düşündüklerini uygulayan ve geliştiren bir kişidir. Taylor’ın çalışmaları 1881’de metal kesimi konusuyla başlamış, ve 25 sene devam etmiştir. 1907 yılında 200 sayfalık bir makale yayınlamıştır. Bu çalışmanın yapılmasından önce kesici şekli hızları ve ilerleme miktarları deneyimlere göre belirleniyordu. Bu çalışma sayesinde Taylor ve yardımcıları söz konusu belirleme işine bilimsel bir nitelik kazandırmışlardır. Taylor’ın;

  • İşlerin daha kolay, daha etkin ve verimli yapılabilmesi için yeni iş metodları bulunmasına yönelik Metod Etüdü,
  • İşlerin işlem sürelerinin belirlenmesine yönelik Zaman Etüdü,
  • İş bölümü, işçilerin yapacakları işe göre seçimi ve eğitilmesi, işçi-işveren ilişkileri, planlama ve kontrol fonksiyonlarının işçiler tarafından değil yönetim tarafından gerçekleştirilmesi konularına çok önemli katkıları olmuş ve bilgi ve deneyimlerini “Shop Management and The Principles of Scientific Management” isimli kitabında toplamıştır.

II. Dünya Savaşı süresi ve sonrasında gelişen endüstri mühendisliği konuları;

  • Zaman etüdü
  • İş basitleştirilmesi
  • Kalite kontrol
  • Ücret yönetimi
  • İş değerlendirme
  • Teşvikli ücret (prim) sistemleri
  • İş yeri düzenleme ve malzeme taşıma sistemleri
  • Üretim planlama ve kontrol

Endüstri mühendisliği alanındaki çok önemli bir diğer gelişme matematiğin bilimsel yönteme uygulanmasıdır. Her ne kadar F. W.  Taylor ekonomik takım (takım tezgahlarında kullanılan) ömürlerinin belirlenmesinde, F. H. Harris (1914) ekonomik imalat miktarlarının saptanmasında, F. E. Raymont (1931) envanter kontrolü modellerinde ve E. L. Grannt ve G. W. Ireson (1930) mühendislik ekonomisi formüllerinde matematikten yararlanmışlarsa da en yoğun gelişme 2. Dünya Savaşı sırasında olmuştur. Matematik, fizik, olasılık ve diğer sayısal analizle ilgili bilimlerin, savaş yönetimindeki kararların alınmasına yardımcı olarak kullanıldığı ilk savaştır. İngiltere’de 1940’ta yöneylem araştırması askeri problemlerin çözümünde uygulanmıştır. Aynı yaklaşım 1942’de ABD silahlı kuvvetlerinde de uygulanmıştır.

Yöneylem araştırması yaklaşımının savaş sırasında başarılı olması savaş sonrası ABD ve İngiltere öncülüğünde olmak üzere işletme yönetimi problemlerinde kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde yaygın olarak kullanılan doğrusal programlama,doğrusal olmayan programlama, dinamik programlama teknikleri bu yaklaşımın oluşturduğu tekniklerdir.

1947 yılında Norbert Wiener tarafından ortaya konan sibernetik biliminin de endüstri mühendisliğine önemli katkıları olmuştur.

1951 yılında L. Von Bertalenffy sibernetiğin tüm sistemlerin ortak bir özelliği olduğunu göstermiştir. 1962 yılında J. Forrester’in geliştirdiği “Endüstri Dinamiği” adlı modelde yöneticilere değişen şartlara göre seçebilecekleri uygun karar ve politikalar üretilmektedir.

Endüstri mühendisliğinin gelişiminde en büyük katkıyı elektronik bilgisayarlar sağlamıştır. Bilgisayarların işletme yönetiminde kullanılması, yönetim bilişim sistemi konusu olmuştur. 1954 yılında piyasaya çıkan ilk ticari amaçlı bilgisayarları günümüze kadar çeşitli konularda gelişmiş yenileri takip etmektedir.

Endüstri mühendisliği konusunda 1950-1980 yılları arasındaki gelişme daha ziyade çalışanların motivasyonu üzerine olmuştur. Genellikle Japonya’da gelişen bu yaklaşımlardan bazıları Kalite Kontrol Çemberleri  (geliştirme ve iyileştirme grupları olarak da adlandırılmaktadır), Toplam Kalite Yönetimi (Total Quality Management), Çalışma Hayatı Kalitesinin İyileştirilmesi (Quality Of Work Life), Toplam Üretken Bakım (Total Productive Maintenance) dır. Ayrıca Tam Zamanında Üretim (Just İn Time Production), Üretim Kaynakları Planlaması (Manufacturing Resource Planning MRP-2 ), Sıfır Hata (Zero Defects) programları yine endüstri mühendisliği ile ilgili gelişmelerdir.

Kaynakça:

+ Yorum bulunmuyor

Yorum yap