Duygu ve Düşünce arasındaki bilinçsel etkileşim

Bangor Üniversitesinden psikologlar, yüksek düzeyde zihinsel süreçler ile etkileşimde olan esas tepkilerin beynimizde bilinç dışı işlemlendiğine inanıyorlar. Negatif bir üslubun ise bilinçdışı işlemlenmediğini belirten makaleleri “Journal of Neuroscience” da yayımlandı.

Yüzyılın son çeyreğinde psikologların farkına vardıkları ve büyülendikleri gerçekte; beynin birçok yüksek seviye de bilgi içeren süreçlere bilinçdışı anlam verebilme özelliğiydi. Bangor Üniversitenden psikologlar ise beynin bilinçsiz olarak bazı bilgileri saklaması ile bu bilgilerin belirli biçimlerine erişilmesini engellediği keşif ettiler.

 Beynin negatif terimleri bilinçdışı işleyemediği ortaya çıktı.

Psikologlar, bu konuda iki dil bilen insanlar üzerinde çalışarak en son bulguları tahmin etmeye çalıştılar. Önceki keşiflerini iki dil bilen kişiler üzerinde gözlemleyen psikologlar, kişilerin ikinci dilde konuşurken, bilinçaltlarında ana dillerine ulaştıklarını gözlemlediler.  Şaşırtıcı olan ise iki dilliliğin; bilinçsizce ana dildeki savaş, talihsizlik, rahatsızlık v.b gibi bir takım negatif kelimeleri beynimizin bilinç dışı engellemesine neden olmasıdır.

Bu gelişmenin beyinin ispatlanamamış yüksek zihinsel süreçlerde bilinçdışı nasıl olurda bilgilerin engellendiğine ışık tutmak açısından ilk kanıt olduğu düşünülüyor.

Bu bulgular, bilinçsel olarak duygu ve düşünce arasındaki ilişkilerin anlaşılmasında yeni bir çığır açıyor. Bundan önceki çalışmalarda duyguların dikkat, hafıza, hareket kontrolü gibi bir takım beyinsel fonksiyonları etkilediğinden bahsediliyordu. Fakat şu ana kadar duyguların aynı zamanda yüksek zihinsel faaliyetleri, dili ve anlayışı da etkilediğinden bahsedilmiyordu.

Aslında bu gerçeği, yabancı bir ülkede olan veya ikinci bir dili akıcıcı şekilde konuşabilen kişilerin çocukları ile ana dillerinde iletişime geçmeye çalışmalarında da görebiliriz. Çünkü duygu yükleyebilecek sözcüklerin bireylerde oluşturabileceği tepki her zaman daha etkili olmuştur. Her ne kadar ikinci dili etkili konuşuyor olursa olsun, kişiler ana dilleri ile konuşurken oluşturacağı duygusal etkiyi yabancı dilde yeteri kadar oluşturamazlar. 

Psikoloji Bölümünden Dr. Yan Jing Wu, bu çalışmalarını bilinçdışının duygusal süreçteki etkileşimlerini aydınlatabilmek için tasarladıklarını belirtiyor. Sonuç olarak, duyguların temel bazı düşünceleri bilinçdışı kontrol ettiğini ilk kez belirlediklerini bildiriyor. Ayrıca, bunu belki de daha önce hiç değinilmemiş bir çeşit zihinsel baskılama teorilerinden biri de olabileceğine değiniyor.

Peki, nasıl oluyor da beyin bilinçsizce ana dilimize erişimi engelleyebiliyor?

Profesör Guillaume Thierry bu soruya cevaben; bunun bir koruyucu mekanizma olduğunu düşündüklerini belirtiyor. Travmada insanlar farklı davranışlar gösteriyor. Yüzeysel bilinçli süreçlerin beyinde daha derin bir duygusal sistem üzerinden yönlendirildiğini ve belki de bu beyinsel mekanizmanın düşüncelerdeki negatif duygu etkisini minimize edebilmek ve bireyin endişe halinden çıkabilmesi için bir şekilde beyin tarafından engellendiğini söylüyor. Bu bulgunun kendileri içinde beklenmedik olduğunu ve aslında bu tür durumlarda etki değeri yüksek bazı duygusal kelimelerin daha fazla kullanılacağını beklediklerini belirtiyor.

Bu çalışma ayrıca İngilizce konuşabilen Çinliler üzerinde de denenmiş. Deneklerin beyinlerindeki elektriksel aktiviteyi ölçen araştırmacılar, Onların birçok İngilizce kelimeyi bilinçdışı tercüme edebilirken negatif anlam taşıyan İngilizce kelimeleri beyinlerinde bilinçdışı tercüme edebilme aktivitesini esrarengiz bir şekilde gösteremediklerini ortaya çıkarmışlar.

Kategoriler

+ Yorum bulunmuyor

Yorum yap