The Corporation

Dünya düzenini ve ABD'yi sorgulama konusunda Amerikalılardan daha başarılıları yoktur heralde diye düşünürken Kanadalıların da bu konuda hayli başarılı olduğunu gördük. Zira Amerikan düzeni belli ölçülerde Kanada'yı da etkiliyor.

2003 Kanada yapımı 145 dakikalık bu belgeselde temel olarak şirketlerin dünya üzerinde yarattığı yıkım, eşitsizlik ve sonuçları konu alınıyor. Bu temel konuya paralel olarak bir çok alt konu da işleniyor. Ama özünde anlatılmak istenen, paraya dayalı acımasız düzenin dünya üzerinde yarattığı adaletsizlik ve üretimin yarattığı ekolojik felaketler.

Belgesel boyunca şirketlerin iç yüzünü anlatan 40 kadar kişiyle yapılan röportajlar yer alıyor.

Zeitgeist: Addendum, Zeitgeist: Moving Forward, The Obama Deception veya Michael Moore belgeselleri ilginizi çektiyse, The Corporation da ilginizi çekecektir. Bu belgesel, az önce saydıklarımızın bir öncülü olarak da kabul edilebilir aslında. Ayrıca bu belgeselde de Michael Moore'un konuşmalarına yer veriliyor ki bu da süpriz olmasa gerek.

Bu belgeseldeki ilginç detaylardan biri de, II. Dünya Savaşı'ndan önce (1937) Adolf Hitler ile IBM başkanı Watson'ın görüşmesi. Naziler toplama kamplarındaki yahudilerin imha kayıtlarını, IBM ürettiği delikli kart teknolojisi sayesinde tutuyorlardı.

Hayli olumlu tepkiler alan belgesel, çeşitli festivallerde de belgesel dalında ödüle layık görüldü.

http://www.thecorporation.com/

1 yorum

Yorum yap
  1. 1
    Duygu Pelister

    Çok çok çok etkileyici, şirketlerin para kazanmak için nasıl tüm biyosfere zarar verdiklerini, onu nasıl tıpkı bir canavar gibi hiçe saydıklarını anlatan, iki buçuk saat süren, birçok yöneticinin ve ekonomistin katıldığı, bilgi dolu bir belgesel.

    Şirketler, zamanla ”kölelerin haklarının korunması” başlığı altında, bazı yasaları değiştirmeye başlamışlar. Daha sonra kendilerin de yasalar önünde bir ”kişi” olarak belirtilmesini sağlamışlar. Bunun sonucunda köleler ile ilgili olarak değiştirdikeri yasalar doğrultusunda 1890 ile 1910 yılları arasında, açılan 307 davanın, 288 tanesinin şirketler tarafından açıldığı belirlenmiş.

    Belgeselde, şirketlerin, çalışanlarına ne kadar duyarsız olduğundan da bahsediliyor. Örneğin belgeselin bir bölümünde NIKE’ın kurucusu ve CEO’su ile görüşülüyor ve Endonezya’daki NIKE fabrikalarını gezme teklif ediliyor. Ve CEO, orayı daha önce hiç görmediğini, gezmediğini söylüyor. Bunun üzerine onunla konuşan kişi şok oluyor.

    Ayrıca, şirketlerin nasıl çocukları da hedef aldığından da bahsediliyor. Reklamlarla nasıl çocukların körpe beyinlerini yıkadıklarını, sırf bunun için senede 12 milyar dolar harcadıkları da anlatılıyor.

    Ancak belgeselin sonunda, hala dünyada insanların kandırılmasına duyarlı kalmış insanlar olduğundan bahsediliyor. Bu da dünya için bir umut ışığı…

+ Leave a Comment