Bu hap radyasyon zehirlenmesine çare olabilir!

Bu hap radyasyon zehirlenmesine çare olabilir!

İkinci Dünya Savaşı’nın bitimiyle Hiroşima ve Nagazaki kentlerine düşen atom bombaları 100 bin kişinin ölümüne sebep oldu. Bu ölümlerin birçoğu, radyosyana maruz kalınması suretiyle gerçekleşmişti.

Yüksek dozlarda radyasyon dokuların içine girerek DNA ipliklerini parçalar ve hücre bölünmesi ritimlerinin değişimine sebep olur. Bozulan dokular bulantı, ishal, ateş; ve devamında uyuşukluk, zayıflık ve saç dökülmelerini beraberinde getirir. Tüm bunlar zaman içerisinde kansere dönüşebilir.

Kısa bir zaman aralığında, nükleer silah ya da Çernobil çaplı bir nükleer santral patlaması gibi sebeplerle yüksek radyasyona maruz kalan insanlar için tedavi alternatifleri maalesef oldukça sınırlı; çünkü radyasyon vücuda girdiğinde vücuttan atılımı oldukça zor. Ve ne yazık ki akut doz, genellikle ölümcül.

Nükleer silah ve kazalar genellikle, Periyodik Tablo’nun alt sıralarında yer alan aktinit adındaki bir grup radyoaktif elementin açığa çıkmasına neden olurlar. Plütonyum, uranyum gibi aktinitler kemik ve organlara vücudumuzdan on yıllarca atılmayacak radyasonu kolaylıkla bağlarlar. Kimyacı Rebecca Abergel ve arkadaşları, Kaliforniya Lawrance Berkeley Ulusal Laboratuvarı’nda, vücut tarafından dışarı atılması daha kolay, büyük ve kararlı kompleksleri meydana getirmek üzere aktinitleri bağlayan yeni moleküller geliştirdiler. Şelatör (metal iyonlarını bağlama yeteneği olan heterosiklik bileşikler) adı verilen bu moleküller; demir, arsenik ve kurşun gibi ağır metaller sebebiyle oluşan zehirlenmelerin tedavisinde kullanılıyor. Abergel ve ekibi; yalnızca aktinitlere bağlanan ve vücudumuzdaki diğer gerekli metallere engel olmayan bir şelatör oluşturdular. Bu çalışma, aslında, 1950’lerde başlayan bir çalışmanın devamı niteliğinde.

Abergel ve ekibi, bu çalışmanın iskeleti niteliğinde; daha önceden bakterilerde demir tutucu özellikleri ile bilinen aşina molekül modelleri ile çalıştılar. 30 yıl boyunca, Abergel ve arkadaşları çok sayıda farklı yapı deneyimlediler. Bunlardan biri, yalnızca tek bir dozla, bir sıçana bulaşmış %80 oranındaki plütonyumu temizledi.

Abergel ve ekibinin çalışmaları, şelatörlerin insan hücreleri ve hayvanlarda güvenilirliği ve etkililiğini kanıtladı. Geçen yıl, insan hücrelerindeki tedavinin güvenilirliği hakkındaki klinik çalışma ile FDA onayını da aldılar. Araştırmacılar; insanlara radyoaktif madde bulaşımı gerekliliğinden, hiçbir zaman insanlar üzerinde kontrollü bir deney yapmadı. Bunun yerine, insanlarda güvenli ve etkili dozlar oluşturmak için hayvanlardan elde ettikleri bulguları kullandılar.

Bu şelatörleri enjeksiyon ya da hap yoluyla ulaştırmak mümkün; fakat Abergel hap konusunda daha pozitif bir yaklaşım sergiliyor; çünkü hapın yayılımı çok daha basit ve kullanışlı. Üstelik, çocuk ya da yaşlı hastalar için, kolayca toz haline getirilebilecekleri bir besinle (örneğin; yoğurt) karıştırılabilirler.

Bilim adamları, nükleer santral işçileri ve uranyum madencileri gibi her gün ufak miktarlarda radyasyona maruz kalan insanlar için ne kadar yararlı olduğu araştırılıyor.

Çalışmanın kanser tedavisinde uygulanıp uygulanamayacağı; ya da uygulanırsa ne kadar fayda sağlayacağı konusunda Abergel ve ekibi hummalı bir çalışma içerisinde.

Kaynak: ideas.ted.com

+ Yorum bulunmuyor

Yorum yap