Biyolojik saatlerimizi sıfırlamak ya da yeniden kurmak mümkün mü?

Biyolojik saatlerimizi sıfırlamak ya da yeniden kurmak mümkün mü?

Şüphesiz hepimiz, gece mesaisi ya da  jetlag gibi günümüzü zorlaştıran tüm rahatsızlık ve problemlerin üstesinden kolaylıkla gelebilmek isteriz. Bilim, henüz bu noktaya varmadı. Ancak Douglas Mental Sağlık Üniversitesi Enstitüsü ve McGill Üniversiteleri’nden Marc Cuesta, Nicolas Cermakian ve Diane B. Boivin yaptıkları çalışmalarda; vücudun farklı biyolojik saatlerinin eşzamanlama sistemlerini geliştirmek için yeni tedavi yolları açtılar.

Kimi insanlardan, sabahları alarm kurmadan hep doğru saatinde kalktıklarını, ya da sürekli aynı saatlerde uykularının geldiğini duyarız. Biyolojik saat, uzmanların da deyişiyle, canlıların vücudundaki günlük, aylık hatta mevsimsel metabolik etkileri belirleyen bir tür ‘doğal zamanlayıcı’. Kronobiyolojide Sirkadyen ritm olarak tanımlanan bu 24 saatlik döngü, halk arasında biyolojik saat olarak biliniyor. Beynin orta alt bölgesinde bulunan ve 20 bin sinir hücresinden oluşan bir merkezin, biyolojik saati düzenlediği uzun çalışmalar sonucu anlaşılmış; ancak bu temel merkezin yanısıra, vücutta, kendi biyolojik saati olan yüzlerce sistem bulunuyor.

Merkez ve çevresel biyolojik saatlerin eşzamanlanmasıyla ilgili çalışma, FASEB (Amerikan Deneysel Biyoloji Dernekleri Federeasyonu) gazetesinde yayımlanmış; 16 gönüllü katılımcıdan oluşuyor ve katılımcılar, geçici izolasyon odalarında bulunduruluyor. Araştırma sonucunda, beyaz kan hücrelerinde konumlanan periferik (çevresel) biyolojik saatlerin, glukokortikoid tabletlerinin (adrenal bezlerden günlük ritmde veya stres durumunda salgılanan steroid hormonlar; vücutta salgılanabilir ya da sentetik olarak üretilebilirler) katılımıyla eşzamanlanabildiğini ilk olarak görülmüş.

Belirgin Aksamalar

İnsanlar, temellerinde ‘günlük’ yaradılışlı olduklarından; geceleri uyanık olmak vücudun merkez ve çevresel biyolojik saatlerinde belirgin aksamalar yaratabiliyor. Bu aksamalar; ilerleyen dönemlerde metabolik hastalıklar, kardiyovasküler sistem hastalıkları ya da belli başlı bazı kanser türleri gibi çeşitli tehlikeli sağlık problemlerine neden olabililiyor.

Tüm toplum için alışılmadık çalışma saatlerinin önemli bir konu olduğuna değinen Dr. Diane B. Boivin, son çalışmalarında açıkça görülenin; gece mesaisinde çalışan kişilerde, düzensizleşen sirkadyen ritmin; uyku, performans ve kardiyak değişkenleri gibi pekçok sisteme hasar verebildiğini belirtiyor. Bununla birlikte, tek bir tedavi yöntemiyle vücuttaki tüm biyolojik saatlerin aksamalarını çözemeyeceklerini de sözlerine ekliyor. Örneğin; yanlış kullanıldığında, ışık terapisinin bu durumu daha da tetikleyebileceğini önemle ifade ediyor.

Karmaşık Mekanizmalar

Henüz hala tam olarak periferik biyolojik saatlerin insanlarda gece çalışmaya nasıl uyum sağladığı anlaşılabilmiş değil;  ancak bunların merkez saate bağlı olarak geliştikleri düşünülüyor. Dr. Nicolas Cermakian, biyolojik saatlerimizi yönlendirenin, clock isimli genler olduğunu ve bu genlerin tüm organlarımızda aktif bir rol oynadığını belirtiyor. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda, beynimizdeki merkezi biyolojik saatin, diğer organlardaki biyolojik saatlere sinyaller gönderdiği ve glukokortikoidlerin de; sinyal iletiminde görev aldığı belirlenmiş. Yine de, glukokortikoidlerin  bu rolü insanlarda  üstlenip üstlenmediğinin henüz kanıtlanmadığını belirtmiş.

Dr. Mark Cuesta ise;  clock genlerinin beyaz kan hücrelerinde glukokortoidlere nasıl cevap verdiğiyle ilgili ritmik tanımlamalar üzerinde çalıştıklarını belirtmiş.  Bu hücrelerin, birçok patojenden korunabilmemiz için vücut reaksiyon mekanizmamızda yer aldığını; dolayısıyla bu çalışmayla, biyolojik ritmin; gece mesaisi ile çalışan kişilerde  bağışıklık sistemi kontrolünde rol alabileceğini savunuyor.

Dr. Boivin ve ekibinin son çalışması, işçileri geceleri parlak ışığa maruz bırakmanıın, merkezi biyolojik saatin eşzamanlanarak tersine dönmüş çalışma saatlerine uyum sağlamasında yararlı olabileceğini gösterdi. Bu bilimsel keşif de, sirkadiyen sistemin farklı bölgelerinde görev alabilecek yeni tedavi yaklaşımlarına kapı açmış oldu.

Bu çalışmalar, seyahat edenler, uyku bozukluğu çeken gece çalışanları ve sirkadyan ritm bozuklukları yaşayan, aynı zamanda çeşitli psikiyatrik sorunlar yaşayan diğer insanlar için bir umut vaadediyor.

Dr. Boivin, şu aşamada, glukokortikoidlerin kullanımını önermediklerini, çünkü tıbbi açıdan bir risk taşıyabileceğini düşündüklerinin altını çiziyor. Yine de, bu sonuçlara göre,  bir gün hem merkezi hem de periferik biyolojik saatleri kombine bir şekilde tedavi ederek eşitleyebileceklerine dair umutlular.

Kaynak: sciencedaily.com

+ Yorum bulunmuyor

Yorum yap