Biyolojik bilgisayar keşfedildi, sırada biyolojik internet var

Biyolojik bilgisayar keşfedildi, sırada biyolojik internet var

Stanford’dan bir araştırma grubu, yaşayan bir hücrenin içinde çalışabilecek, hastalıkları teşhis edip toksik tehlikelere karşı alarm verebilecek biyolojik bir bilgisayar geliştirdi. Bu bilgisayar yeri gelince tehlikeli veya işe yaramayan hücreleri yok edebilme özelliğine de sahip.

Tıp bilimi için çığır açacak bu keşif için araştırmacılardan Drew Endy şöyle diyor : “ Herhangi bir canlı hücreye bilgisayar yerleştirebileceğiz; biraz mantık, biraz hesaplama, biraz hafıza istediğiniz herhangi bir yere.

10 yıllık bir çalışmanın sonucu olarak doğan biyolojik bilgisayar, sentetik biyolojinin (synbio)  geldiği son noktayı yansıtıyor. Mühendisler doğadaki canlı yapılara benzemeyen bu bilgisayarı dizayn edebilmek için gen gen çalışarak sonuca ulaştılar.

Bu nano bilgisayarlar, hücre içinde gerçekleşebilecek herhangi bir olay için evet-hayır şeklinde cevaplar oluşturabiliyor. Siz sorun, biyo-bilgisayar biyo-dijital olarak cevaplasın. Örneğin “Yediğimiz bitkisel ve hayvansal gıdalarda toksik civa var mı?” sorusunun cevabı artık o kadar da zor değil. Bilim adamları hücreye yerleştridikleri nöbetçi bir organizmadan,  civa molekülüne rastlanması durumunda alarm alabilecek.

Hücresel bilgisayarlar diğer hücrelerde koku, renk gibi basit değişiklikler yaratarak iletişim sağlayabiliyorlar. Sayabilme özellikleri ise kanser gibi hastalıkların teşhisinde anahtar rol oynuyor. Hücreler kontrolden çıkmış şekilde bölündüklerinde, hücre içindeki sayacımız tüm bölünmeleri sayıyor ve programlanmışın dışında bir sayıya ulaşırsa bir intihar bombacısı gibi hücreyi içten parçalıyor.

Eğer elektronik mühendisliği ile analoji kurmak istersek, biyo-bilgisayarları transistörlerlere benzetebiliriz. Transistörler iletkenden geçen elektron sayısını sayıp kontrol edebiliyorken, hücresel transkriptörler ise önemli bir proteinin DNA sarmalındaki yolculuğunu takip edebiliyor. Transkriptörler elektronik mühendislerinin dijital elektronikte kullandıkları temel yapıtaşı olan mantık kapılarına (logic gate) çok benziyor. Bu kapılardan sinyaller 0 ve 1 şeklinde gönderilip alınabiliyor.

Biyo bilgisayarın geliştirilmesine giden yolda iki önemli mihenk taşı geçen sene aşılmıştı. Birincisi DNA bünyesinde yeniden yazılabilir dijital veri saklama teknolojisinin geliştirilmesiydi. Bu yöntem ile bilgiler, DNA dizilerini 0 ve 1 dijital bitlerini oluşturmak üzere ileri-geri kaydırarak hücreler içinde depolanabiliyor. Diğer önemli gelişme ise genetik verilerin hücreler arası taşınabilmesini mümkün kılacak biyolojik internetin ilk adımlarının atılmasıydı.

Canlı bilgisayarlar şu an kullandığımız laptopların, akıllı telefonların işlemcilerine sahip değiller, şimdilik milihertz frekans bandında çalışıyorlar. Fakat şu ana kadar düşünmediğimiz yerlere girerek hayal bile edemediğimiz hesaplamaları yapabilme kaabileyetine sahipler. Enerjinin akıllı şebekelerde eşyaların interneti (internet of things) konuşulurken, canlı organizmaların akıllı şebekeleri de yakın geleceğe damga vuracağa benziyor.

 

Referans kaynak: contracostatimes.com

http://www.contracostatimes.com/breaking-news/ci_22891433/biological-computer-created-at-stanford

+ Yorum bulunmuyor

Yorum yap