Bilkent Moleküler Biyoloji ve Genetikte Yeni Ufuklar Konferansı’ndaydık

Bilkent Üniversitesi Genetik Topluluğu'nun 4. sünü düzenlediği “Horizons in Molecular Biology and Genetics” Moleküler Biyoloji ve Genetikte yeni ufuklar konferansını siz değerli Bilim.org takipçileri için izledik.

Bilkent Genetik Topluluğu organizasyon ekibi ve Konuşma veren Bilimsel heyet ile beraber

21-22 Nisan 2012 tarihlerinde düzenlenen konferansın birinci gününde bir birinden ilginç 5 konuşma dinledik. İlk konuşmayı ev sahibi olarak Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünden Yrd.Doç. Dr. Ali Osman Güre yaptı. Dr. Güre konuşmasında, günümüzde internet üzerinden ulaşılabilen geniş ölçekteki gen ekspresyonu bilgileri yani sıra ilaç inceleme testleri sonuçlarını istatiksel olarak inceleyerek ekspresyon modelleri ve ilgili genlerin keşfinin sağlanabilineceğini bu sayede başta kanser olmak üzere birçok hastalık hakkında daha sağlıklı bilgilere ulaşabileceğimizden bahsetti. Ardından sahneyi Barselona Moleküler Biyoloji Enstitüsü’nden (IBMB) Prof. Dr. Joseph Villardell Trech aldı. Prof. Trench, sunumun da DNA`dan mRNA yazılımı sırasında gerçekleşen intron splicing olayının arkasındaki moleküler mekanizmalar hakkında bilgiler verdi. Ayrıca, yaptıkları araştırmalarda splicing mekanizmasını kontrol ederek bu mekanizmanın kanser v.b hastalıklar üzerindeki etkilerini bizlerle paylaştı. Sorduğum bir soru üzerine Prof. Trech, DNA`daki intronların çoğunun destek fonksiyonu gördüğü geri kalanlarının ise eğer bir fonksiyonu var ise splicing mekanizmalarında bir takım değişimler yaparak gözlemleyebileceğimizden bahsetti. Günün 3.konuşmasını Karolinska Enstitüsü Moleküler ve Hücre Biyolojisi Bölümünden Yrd. Doç. Dr. Johan Holmberg verdi. Dr. Helmberg’in konuşması, “Chd5” olarak adlandırılan kromatin remodellerinin sinirsel farklılaşma ve tümör baskılama üzerindeki etkileri hakkında oldu. Birinci günün son konuşmasını Glasgow Üniversitesinden Dr. Helen Wheadon gerçekleştirdi. Dr. Wheadon myeloid tümör hücrelerinde kanser kök hücrelerinin belirlenmesi üzerine bilgilendirici bir konuşma yaptı.

Konferansın ikinci gününde de bir birinden ilginç ve etkileyici 5 konuşma daha dinledik. İkinci günün ilk konuşması Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünden Dr. Nesrin Özören’in, infilamasyona karşı etkili olan NLR proteinleri ve immünolojik tolerans hakkındaydı. Günün ikinci konuşmasını Southern Üniversitesi Moleküller Tıp ve Nöro-biyoloji bölümünden Doç. Dr. Asa Fex Svenningen verdi. Dr. Svenningen'nin konuşması sinir sistemlerinin yüzde 90`nını oluşturan glial hücresinin gelişiminden sorumlu iki protein olan adhezyon proteini ve neurotransmitter GABA`nın yardımcı etkileri üzerine oldu. Dr. Svenningen`den sonra sahneyi Doç. Dr. Eirikur Benediz Şizofrenin nöro-biyolojisi konulu sunumu ile aldı. Dr. Benediz, konuşması son zamanlarda şizofren ile ilişkisi olduğu belirlenen ilk gen olan “ZNF804A” üzerine yaptıkları etkileyici çalışmaları üzerine oldu.

Günün dördüncü konuşmasında ise sahnede Nottingham Üniversitesi Biyofizik enstitüsünden Prof. Paul O`Shea vardı. Prof. O`Shea hücre zarındaki moleküler yoğunluğu ve kompleksliğin biyofizik yaklaşımlar ile daha net tanımlama çalışmalarını anlattı. Ayrıca, Prof. O`Shea`nın sunumunda bazı bilinen gerçeklerin bir yanılgı olduğunu da öğrenmiş olduk. Konferansın son konuşmasını aynı açılış konuşmasında olduğu gibi ev sahibi okuldan geldi. Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünden Doç. Dr. İhsan Gürsel, başta kanser olmak üzere hastalıkların immünolojik tedavisini etkili bir iyileştirme yapan nükleik asit yüklü nano-taşıyıcılar üzerine bir konuşma verdi. Konferansın kapanış konuşmasını ise Bilkent Üniversitesi Genetik topluluğu başkanı Tülin Tatar arkadaşımız genel bir değerlendirme yaparak ‘Horizons in molecular biology and genetics IV’ü noktalandırmış oldu. Konferans sürecinde belki de göze en çarpan özellikse gerek katılımcılardan gerekse organizasyon ekibinden her konuşma sonrası gelen yoğun ve güzel sorulardı. O kadar ki bu özellik konferansa yurt dışından katılıp konuşma veren seçkin bilimsel heyetinden takdirini ve beğenisini aldı. Program bunla da sınırlı değildi akşamları bilimsel heyet ve katılımcılar arasındaki iletişimi artırmak için çeşitli etkinliklerde düzenlendi. Öyle görünüyor ki Bilkent HMBG serisi takip edilmesi gereken etkinlikler arasında kendine çok güçlü bir yer buluyor. Serinin 5.sini şimdiden sabırsızlıkla bekliyoruz.

Ayrıca bu güzel organizasyonu düzenleyen Bilkent Üniversitesi Genetik Topluluğu adına Başkan Tülin Tatar arkadaşımızla sizler için ayaküstü güzel bir söyleşi gerçekleştirdik. Sizleri bu söyleşimizle baş başa bırakıyorum.

Merhaba Tülin, kendinden bizlere biraz bahseder misin?

Öncelikle konferansımıza göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı teşekkür ederim. Ben Tülin Tatar. Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü 3.sınıf öğrencisiyim. Aynı zamanda bu sene Bilkent Genetik Topluluğu başkanlığını yapmaktayım.

Bilkent Genetik Topluluğu hakkında bizleri bilgilendirebilir misin? Ne zaman kuruldu? Neler yapıyorsunuz? Kimler topluluğunuza ilgi gösteriyor?

Özetlemek gerekirse; Bilkent Genetik Topluluğu 2003 yılında kuruldu. O tarihten bu yana aktivitelerini sürdüren bir topluluğuz. Genel olarak Moleküler Biyoloji ve Genetik lisans öğrencilerine hitap ediyoruz. Aslında biz daha geniş bir kitleyi hedefliyoruz ama genel olarak MBG öğrencilerinin ilgisini çekiyor. Ne tarz etkinlikler yaptığımıza gelince aslında her tarz etkinlik yapıyoruz. Bilimin doğal olarak bilim insanlarının sadece dersler, seminerler ve kongrelerden ibaret olmadığını düşünüyoruz. Ama ilk amacımız tabi ki bu tarz konferanslar ile alanında yetkin Bilim insanları ile geleceğin bilim insanları adaylarını bir araya getirip onların birbirleriyle olan bilgi paylaşımını sağlamak birazda öğrencilerin ön yargılarını daha doğrusu bazı tabularını ve korkularını yıkabilmeyi hedefliyoruz. Çünkü ne yazık ki ülkemizde hocalar ve öğrenciler arasında otoriter bir sistem işlediği için bu aktiviteler ile bunları yıkabilmek daha sıcak ve samimi bir ortam oluşturmak istiyoruz. Bunun yanında topluluk üyelerimizle sosyal aktiviteler de yapıyoruz. Örnek vermek gerekirse, film geceleri, yemekler ve geziler düzenliyoruz. Bu etkinliklerimizin hem biraz daha topluluğumuzun amacına hizmet eden hem de üyelerimizin eğlenebileceği tarzda olmasını istiyoruz. Mesela bu seneki aktivitelerimizde biraz daha içeriğimizi genişlettik. Özellikle her hafta düzenli olarak yaptığımız “Lunch Time” seminerlerimiz var. Bu seminerlerimizde bölümümüzde yer alan yüksek lisans, doktora ve doktora sonrası araştırmacılardan projelerini sunmaları konusunda taleplerde bulunuyoruz. Bizleri kırmayıp çalıştıkları projeler konusunda bizlere konuşma veriyorlar. Ayrıca, gelecekte akademik anlamda karşılaşacağımız problemler hakkında bizleri bilgilendirip yönlendiriyorlar.

Tülin, şu an Horizons in Molecular Biology and Genetics(HMBG) ‘in 4. Konferansındayız. Bizi bu etkinlik hakkında bilgilendirir misin? Bu işe nasıl başlanıldı? Gelmiş olduğunuz noktada neler gelişti eksiklikleriniz var mıdır? İleri ki serilerinde neler düşünülüyor?

Bu fikir ortaya ilk çıktığında ben yoktum ama yanlış hatırlamıyorsam ilki 2002 yılında düzenlendi. İkincisi ise Avrupa moleküler biyoloji organizasyonu(EMBO) destekli düzenlenen  geniş çaplı bir program oldu. Sonrasında bir süre ara verildi. Bunun en önemli nedeni bir takım maddi imkânsızlıklardı. Öğrenci konseyine bağlı bir topluluk olduğumuz için bütçemizi konsey vasıtasıyla sağlıyoruz ama maalesef buda yeterli ölçüde olamıyor. Açıkçası, Genetik bölümü olmamız açısından sponsor bulma noktasında biraz sıkıntılar yaşıyoruz. Çünkü, bu alanda çalışan zaten çok sayıda firmamız yok. Genelde distribütör firmalar mevcut. Onlarda öğrenci temelli etkinliklere çokta destek olmaya yanaşmıyorlar. Bu sebeplerden dolayı bir süre ara vermek durumunda kaldık. Oluşturduğumuz bu yeni ekibimizle tekrar bu organizasyonu hayata geçirmeye karar verdik. Bizim için ilk, HMBG içinse üçüncüsünü geçen yıl organize ettik. Tabi bizim ilk etkinliğimiz olması sebebi ile bazı tecrübesizlikler yaşadık.

Tülin, bu noktada merak ettiğim bir husus var. Daha önceki yönetimlerle bilgi alış-verişini sağlayabiliyor musunuz?

Evet, daha önceki yönetimler ile bilgi alış-verişimiz oluyor. Önceki başkanlarımızla sürekli iletişim halinde olmaya çalışıyoruz. Bürokratik işlemler konusunda sürekli yardımlarını alıyoruz. Onun haricinde yinede bir şeyi organize edebilme tecrübesi çok farklı. Biz bu sene bunu daha iyi anladık. Geçen sene bu eksiklerimizi daha iyi görebiliyor hale geldik. Bu bize önümüzdeki yıllarda düzenleyeceğimiz etkinlikleri daha bir güzelleştirme yönünde ışık oluyor.

Tülin, ülkemizdeki bir problemde özellikle kampüslerde kurulan kulüp ve topluluklar maalesef kampüs dışına pek çıkamıyor. Sizin farklı üniversitelerdeki Bilkent genetik topluluğuna benzer kulüp ve topluluklar ile ortak çalışma ve daha büyük çapta organizasyonlar düzenleme gibi bir misyonunuz var mı?

Bizim de bu sene amaçladığımız konulardan biride buydu. Öncelikle diğer üniversitelerin Biyoloji ve Genetik toplulukları ile iletişime geçmeye başladık. Şu anda Boğaziçi, ODTÜ ve Hacettepe ile biraz daha sıkı ilişkiler içerisindeyiz. Burada sizinle bir düşüncemizi de paylaşmak istiyorum; Farklı üniversitelerdeki bu kulüpler ve topluluklar ile bir ortak ağ kurmayı düşünüyoruz. Bu sayede etkinliklerimizin duyurulması çok daha rahat olacak ve çok geniş kitlelere ulaşabilecek. Ayrıca, bu ağ sayesinde sadece kongrelerde değil aynı zamanda sadece öğrencilerin toplanabileceği ve neler yapabileceğimizi tartışacağımız etkinliklerde düzenleyebiliriz. Hem daha samimi bir ortamda güzel ve ortak kararlar alabiliriz. 

Tülin, doğrusu bu fikriniz gerçekten ülkemiz adına bence geç kalınmış ve bir o kadarda önemli bir fikir. Zira gelişmiş ülkelerdeki durumlara baktığımızda çoktan kampüs sınırlarının tarih olduğunu ve farklı üniversitelerden öğrencilerin ortak çalışmalar yaptığını görebiliyoruz. Dilerim bir gün bu konuda ülkemizde de gıpta edilecek noktalara gelebiliriz. Ben vakit ayırdığın için çok teşekkür ederim. Bundan sonraki çalışmalarınız içinde başarılar dilerim.

Değerli Okurlar, Bilgent'in eski başkanlarından Özge Vargel'den almış olduğum bir bilgilendirme notunu bilgilerinize sunuyorum:"Bir kaç ufak hatayı düzeltmek isterim. Bilgent, Murat Iskar tarafından 2005'te kuruldu. İlk konferans da 1-2 Mayıs 2008'de düzenlendi. ikincisi 11-12 Mayıs 2009'da düzenlendi. Benim bildigim eski başkanlarda sırayla şöyle: Murat Iskar, Burcu Biterge, ben, Derya Soner, Burak Ozkan. Yani eksik kalan bilgi alışverişini de böylece tamamlamış olduk." Özge Vargel'e bu bilgilendirme için teşekkür ederim.

+ Yorum bulunmuyor

Yorum yap