Avustralyalı astronom Alister Graham ile röportaj

Daha önce Kara delikler sanılandan daha çabuk büyüyor adıyla yayınladığımız haberde adı geçen astronom Prof. Alister Graham'le Bilim.org için özel bir röportaj yaptık. Son dönemdeki çalışmalarını özellikle kara delikler üzerinde yoğunlaştıran Graham'e hem çalışmaları hem de astronomi dünyası ile ilgili genel sorular sorduk. 

Sayın Graham, bize kısaca kendinizden ve yaptığınız araştırmalardan bahsedebilir misiniz?

Swinburne Teknoloji Üniversitesi’nde uzman bir gökbilimciyim. Avustralya Ulusal Üniversitesi’nde Astronomi ve Astrofizik alanında doktoramı yaptım ve 3 yıl boyunca İspanya’nın Kanarya Adaları'nda ve Florida Üniversitesi’nde de 3 yıl süre ile bir gözlemevinde çalıştım. Galaksileri birçok yönü ile -ki bunlardan biri de büyük kara deliklerdir- inceledim.” 

 

Bir insanın iyi bir gökbilimci ve kara delik araştırmacısı olması için neler yapması gerekir?

“Genel olarak, çoğu gökbilimci doktorasını yapmadan önce, matematik ya da fizik alanında eğitim alıyor. Bazı gökbilimciler, gaz bulutu ve yıldızların kimyasal bileşimini incelediklerinden dolayı kısmen kimyacı da sayılıyorlar. Bazıları galaksi çarpışmaları, yıldızların iç kısımları, gaz akışları ve evrenimizin büyük hacimli yapısının bilgisayarda görüntüsünü tasarlamayı öğreten bilgisayar ile alakalı bölümlerden mezun olarak bu mesleğe atılıyor.  Bazı mühendislik bölümleri de bizim araç gereçlerimizi, teleskoplarımızı ve uyduları tasarlayıp yapıyor.

Başarılı bir gökbilimci olabilmek için, yazıları iyi bir İngilizce (bilim insanları tarafından kullanılan uluslar arası dil) ile yazabilmek, araştırma ve keşiflerini tanıtabilmek adına kişinin iyi bir iletişimci de olması gerekiyor. Tüm gökbilimcilerin sahip olması gereken bir başka özellik ise yaratıcı bir beyindir.”

kara delikKara delikler ile ilgilenmenizin özel bir nedeni var mı?

“Galaksilerin ortasındaki büyük kara delikler, son on yılda galaksinin sadece olağan bir parçası olarak tanınıyor. Güneşin hacminden, bir milyondan bir milyar kata kadar daha büyük hacimde olabiliyorlar, bu da onları evrendeki en büyük tek varlık haline getiriyor ve aynı zamanda belki de en küçük; en ilginç ve en az anlaşılabilen oluşum olduklarından bahsetmiyorum bile.”

Kara delikleri gözlemlerken hangi yöntemleri kullanıyorsunuz?

“Kara delikleri doğrudan göremiyoruz; ancak etraflarındaki güçlü yerçekimi alanı, yörünge ve yakınındaki gaz ve yıldızları etki altına alarak kara deliklerin görülmesini sağlıyor. Hubble Uzay Teleskobu gibi teleskoplar, farklı yarıçapta dönen maddenin “Doppler” etkisini ölçmek için kullanılıyor; bu da kara deliğin hacmini ölçmek için kullanılabilir.”

Astronomiye merakı olan insanlar genelde kara deliklerle yakından ilgileniyor. Bunun arkasındaki neden, kara deliklerin sırrının hala çözülememiş olması olabilir mi?

“Öyle sanıyorum. On yıldır kara delikler ile ilgileniyorum, onları hala gizemli buluyorum.

Etraflarındaki çekimsel alan o kadar güçlü ki, ışık bile onların çekiminden kaçamıyor. Muhtemelen sonsuz ‘delik’ değiller, daha çok yoğun cisimlerdir. Bununla birlikte, sonu gelmeyen ve gizemli cisimleri kaplayan bu kütlenin içerisinde tam olarak ne bulunduğu halen tartışma konusu. ‘Spaghettification’ gibi kavramlar –kara deliğe düşen nesnelerin uzaması- daha da korkunç yankılar uyandırıyor.”

Hangi gözlemevlerini kullanıyorsunuz? Diğer gökbilimci ve ilgili kurumlarla işbirliği yapıyor musunuz?

“Geçen hafta Hawaii’deki Keck Teleskobu’nda idim. Ne yazık ki, bize ayrılan zaman süresince kar yağdı ve Avustralya’ya döndüğümüzde elimizde hiçbir veri yoktu. Dünyada birçok teleskop kullanılıyor ve verilerin çoğu Hubble Uzay Teleskobu’ndan geliyor; orası kötü hava şartlarından etkilenmediğinden dolayı. Böyle fırsatların olması uluslararası ilişkileri artırıyor ve ben de daha önce Avrupa ve ABD’deki bazı gökbilimciler ile çalıştım.”

Kara delikler dışında farklı bir alana yönelmeyi düşünüyor musunuz?

“Gökbilimci olmanın en güzel yanlarından biri de sizin kendi araştırma projelerinizi seçebiliyor olmanızdır.

Birkaç yıl önce meslektaşlarım ve ben yıldız ışığının yıldızlararası toz ile ne kadar engellendiğini ölçtük ve ışığın galaksisinden kaçamadığını gördük. Evrenimizin, aslında toz olmasaydı iki kat daha parlak (optik dalga boyutunda) olacağını tahmin ettik.”

Işık kirliliği hakkında ne düşünüyorsunuz? Yer teleskopları ışık kirliliği ve diğer etkenlerden dolayı gözlem yeteneklerini kaybetmekte

“Birçok gözlemevi, sönük cisimleri gözlemleme yeteneğini kaybetti ve birçoğu da küçük şehirlerin yakınında olduğundan dolayı yıllar önce kapandı. Bununla birlikte, Hawaii ve Kanarya Adaları gibi birçok yerde, şehir ışıklarının üzerinde, yukarıya doğru yükselmelerini engelleyen koruyucu bir tabaka var ve düşük basınçlı sodyum lambaları kullanılıyor. Bu, astronomi adına iyi bir şey; yeteri kadar aydınlık sağlıyor ve ayrıca yerel hükümeti milyonlarca dolar elektrik faturası ödemekten kurtarıyor. Bu gibi şeyler, mevkinin yakında gözlemevi olmasa bile yapılmalı; çünkü bu güç kullanımı azaltmak için dünyamız adına önemli bir durum.”

Sizce uzayı verimli bir biçimde ne kadar süre boyunca dünya teleskopları aracılığıyla izleyeceğiz?

“Uzay adına gelişmeler devam etmekte, maliyeti de gelişirken yükseliyor. Gelecekteki dev teleskoplar, 20-40 metre arası ve yer tabanlı olacak. Bununla birlikte, bunlar insanların yaşadığı yerlerden uzak yerlere kurulacak, örneğin Güney Amerika’daki Şili çölü gibi.”

Avustralyalıların astronomiye bakışı nasıl?

“Bu dev araçların maliyeti hala yüksek. Bu yüzden uluslar, evrenimizi keşfetmek için bilimsel araçlar kurmak amacıyla ortaklık kuruyorlar. Avustralya Şili’de Büyük Magellan Teleskobu’nu ABD ve Güney Kore ile kuruyor. Uzak mesafelerdeki ve farklı hacimlerdeki kara delikleri keşfedebilmenin yanı sıra ‘karanlık madde’ ve ‘karanlık enerji’ hakkında da bilgi edinmeyi umuyoruz ve hatta diğer yıldızların çevresindeki gezegenlerde hayat belirtileri bile saptayabiliriz. Teleskopların yapılıp düzenli şekilde kullanılması neredeyse 2020 yılını bulacak. Bu da şu anki öğrencilerin katkıda bulunacakları ve keşifleri onların yapacakları anlamına geliyor.”

1 yorum

Yorum yap

+ Leave a Comment