Algoritmalar gelecekteki işlerin yerini alamaz

Algoritmalar gelecekteki işlerin yerini alamaz

Bilgisayarların, programları hızlı öğrenmesi  ve uyarlamaya başlamasıyla makinelerin hızlı yükselişi ortaya çıktı. Bu durum son zamanlarda büyük oranda işsizlik oluşacağı düşüncesini ortaya çıkarıp, geleceğe dair bir kaygı yaratmaya başladı.

2013 senesindeki Oxford Üniversitesi araştırmalarına göre; önümüzdeki  10-20 sene içinde ABD’de de ki işlerin %47’sinin bilgisayarlar ve algoritmalar tarafından yürütüleceği riskini ortaya koydu.

Melbourne Üniversitesi İşyeri Liderliği Merkezi’nden Josh Healy : “Bilgisayarlar, artık yalnızca kodlanmış görevleri yapmak için programlanabilecek cihazların çok ötesine geçtiler.  Şimdi bir haber yazabiliyor, veya sağlık durumlarının teşhisi olsun, otomatikleştiremeyeceğimizi düşündüğümüz, çoğu şeyi yapabiliyor, ve örneklerini bulabiliyoruz. ” dedi.

Fakat Josh Healy, gelecekteki işlerin kasvetli durumda olmadığı görüşünde, insanın eşsiz becerileri her zaman çok değerli. Oluşabilecek işsizlik sorunu için, insanların bu gelecekteki duruma karşı eşit derecede donanımlı hale getirilmesinden yana.

Ve Healy: “Sanayi devriminden itibaren 200 senedir olan teknolojik gelişmeler her zaman iş imhasına neden olmuştur, ancak daha yeni işler her zaman çıkmıştır. Bu aşamada, bunun, daha önce süregelenden farklı olacağına dair açık bir kanıt bulunmamaktadır. İşi ortadan kaldırmıyoruz, işsizlik oranları patlamıyor, işler kaybolmuyor.”  dedi.

İnsan Becerilerinin Değeri

Fakat işler değişiyor. Gelişmiş ekonomilerde, rutin manuel işin payı yıllardır kademeli olarak düşmekte. Ve aynı zamanda rutin algısal işlerinde payı düşüşe başladı.

Artık bilgisayarlar, veri girişi, belge araması ve formülsel rapor yazımı gibi işlerin yerini alıyor. Programlar şimdi adım adım yasal ve finansal tavsiyeler bile sağlayabilir durumda. Buna karşılık, çocuk ve yaşlı bakımı gibi alışagelmiş olmayan çalışmalarda bile ilerleme göstermeye başladı.  Bu, büyük kazanan durumunda rutin olmayan algısal bir çalışmadır. Bu kategori, sağlık ve sosyal yardım sektöründeki işleri, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetleri ile eğitim ve öğretimini içeriyor.

Genç Avustralyalılar Vakfı, 2012-2015 yılları arasında 4,2 milyon erken meslek ilanı reklamı analiz etti ve dijital becerilere olan talebin %212 oranında arttığını tespit etti. Eleştirel düşünme becerileri talebi %158 arttı ve yaratıcılık talebi %65 oranında arttığı görüldü.

Eğilimler belirsizdir. ancak Healy, kitlesel insan fazlalığını önermektense, insanların yapacağı işlerde değişiklik olabileceğini düşünüyor.

” Bu teknolojik gelişimler çoğumuzu etkileyecek olsa da, çoğu işin üzerindeki etkisi ,kenarda olacak. ” diye belirtiyor Henry, ayrıca ona göre: “Giderek daha yetenekli makinelerin yaptığı işler göreceğiz, ancak bu makinelerin yaptığı rutin işlerden çıkacak ve bu durumda da insani özellikler olan; takdir yetkisi, yargıyı ve yaratıcılığı, nerede işbirliği yapmaları gibi birçok faktör gerektirecek.”

Ayrıca, “İnsanlar hala teknolojinin teknik yönlerini ve nasıl çalıştığını bilmeye ihtiyaç duyacak ve bir disiplinde bir topraklama teçhizatına sahip olmaları gerekecek” ve “Ancak, teknolojinin çıktısını almak ve bunu kullanmak, örneğin belirli bir müşteri kısa metni oluşturmak ya da bunu bir mahkeme salonunda kullanmak, bir şeyler tasarlamak ya da insanlarla etkileşime geçmek için onu kullanmak için yeni bir değer olacak; meslektaşları, müşterileri veya hastaları için olsun.” diye ekliyor.

Okur Yazarlık 4.0

Fakat bu rutin olmayan becerilerin hepsi,  dile, özellikle de eğitim araştırmacısı olan profesör Lesley Farrell’in yeni okur yazarlık türünün yaratılmasına yol açtığını söylediği; dijital metin iletişimleri. Yeni dijital teknolojilere dördüncü endüstriyel devrim denildiği gibi, araştırmacılar yeni  iletişimi Literacy (okur yazarlık)  4.0 olarak adlandırıyorlar.

Melbourne Üniversitesi Eğitim Fakültesi Enstitüsü dekanı Farrell: “Akıllı fabrikalar ve ortaya çıkan çalışma alanları otomasyona ve yapay zekaya dayanıyor ve insan görevleri yeni bilgi, problem çözme ve işbirliğine odaklanmaya çalışıyor” dedi.

Bazı iş yerleri, sorunları çözmek ve serbest çalışanlar da dahil olmak üzere işçileri belirli mikro görevlerde angaje etmek için çevrimiçi kitle kaynaklı çalışma platformları kullanıyor. Bütün bu çalışmalar, yazma, okuma, konuşma ve dinleme gibi metin temelli bir uygulamadır. Ancak konuşma ve ilişki yaratma odaklı yeni bir okuma yazma türüdür ve bu sadece insanları eğitmediğimiz bir okuryazarlıktır.” diye ekledi.

Farrell,  Arizona’da özelleştirilmiş araçlar üretmek üzere olan akıllı bir fabrika modeli işleten ABD merkezli  “Local Motors” ‘un, olan sorunları çözmek için ödüller sunan bir çözümü içeren açık kalabalık kaynaklı bir platform kullandığını belirtti.

“Böyle bir platforma girmek ve “Local Motors”  gibi bir yerde çalışmak sadece mükemmel bir metal işçisi olmak için yeterli olmayacaktır. Bu sohbetlerle meşgul olmanız, kitlenizi anlamanız ve yetkinliği,  güveni  ifade eden bir kimlik sunmanız gerekecek. Bunların hepsi çok sofistike beceriler  gerektiriyor. “ dedi  Farrell.

Geride Kalma

Healy, insanların geride kalmamalarını sağlamanın “büyük bir sosyo-ekonomik sorun” olacağını söyledi. Ve ona göre:

Bir dereceye kadar işin geleceği, yetenekli bir meslek sınıfı için ve belki de bakım çalışanları ve insan etkileşimine ihtiyaç duyan işler için güven verici görünse de,  diğer işler için kaybedilen sıradan işçiler ve rutin işçiler için gelecek biraz daha sıkıntılı durumda“.

Healy: “Devletin; halkın ihtiyaç duyduğu zaman, insanlara daha fazla yer yardımı sağlayabilmesi, gelir desteği ve yeniden eğitim gibi işler arasındaki geçişleri için köprü kurmalarına yardımcı olmaya daha fazla düşünmek zorundayız” ve “yaşlı işçilere karşı işverenin önyargılarına da karşı koymalıyız ve genel olarak işçileri, yeteneklerini kullanma fırsatları için daha geniş fırsatlar sağlamalıyız.” diyor.

Öyleyse, gençlere ne anlatmalıyız?

Onlara merak etmelerini ve onlara bir probleme odaklanmalarını ve çözmenin bir yolunu bulmalarını anlatıyorum ”  diyor Farrell.

Çalışmamızdaki bu değişiklikler, ilişkilerimizi, entelektüel yaşamımızı, çalışma hayat dengesi fikirlerimizi ve vatandaşlarımızın, çalışmalarımızdan ayrı olarak kamusal alanda nasıl, ne şekilde çalıştığımızı etkileyecektir. Dolayısıyla insanlar bir bakıma, işin değişmekte olduğunu ve yaşamları boyunca değişmeye devam edeceklerinin farkına varmalı, ve böyle bir dünyada nasıl bir insan olabileceğimizi öğrenmelidirler. ” diyerek de ekliyor.

Kaynak: futurity.org

+ Yorum bulunmuyor

Yorum yap