2012 kehanetlerinde son gelişme

Yıllarca arkeologlar Maya el yazmaları diye bilinen antik bir dizi metni, antik uygarlıkların astronomi ve zamanı nasıl ilişkilendirdiğini anlamak için inceliyordu. Ancak yakın zamanda bir grup arkeolog, Guatemala yağmur ormanlarının diplerinde, bilinen metinlerin yüzlerce yıl öncesine ait duvar resimleri, hiyeroglif ve astronomik takvimler buldu.

Dünyanın sonu mu geliyor?

Ha, bu arada 2012’nin zamanın sonu olduğu ile ilgili komplo teorilerinin doğru olup olmadığını düşünerek zaman kaybetmeyin sakın! Yeni bulunan bu çizelgelere göre Mayalar bundan sonrasında da yaşam olduğunu düşünüyormuş.

Maya astronomisi ile ilgili bildiğimiz her şeyi — Güneş’in grafiğini çizişleri, gezegenlerin ve Ay’ın takip edişlerini — Maya el yazmalarından elde ettik. Bu formüller içinde şekiller olan incir ağacı kabuğundan elde edilen sağlam bir bez ciltten yapılmış üç kitaptan oluşuyordu.

El yazmaları

Her el yazması, Madrid, Dresden ve Paris el yazmaları, hiyeroglif yazılarıyla ve resimlerde görülen astronomik tablolarla dolu. Yazıdaki fotoğraflarda görülen cilt Dresden yazması. Bu şekilleri yapan insanların Colomb’un Amerika’ya gelişinden bir ya da iki yüzyıl önce yaşadığı iddia ediliyor. Amerika kıtasındaki bilinen en eski kitap bu kitap; ancak şu andan itibaren en eski Maya astronomik takvimi olarak geçmiyor.

Birkaç gün önce Science dergisinde yayınlanan bir yazıda Boston Üniversitesi arkeoloğu William Satumo, yeni keşfettikleri bazı metinlerden bahsetti. Bu metinler 9.yüzyıla ait Maya’lara ait duvar resimleri, hiyeroglif ve astronomik hesapları içeriyor.  Bunlar sadece Dresden el yazmalarından önceki bir yüzyıla ait olmakla kalmıyor; ayrıca Klasik Dönem Maya astronomik metodolojisine ait de bir kanıt sunmuş oluyor.

Tesadüfi bir buluş

Kefiş dünyadaki en büyük Maya arkeolojik yerleşkelerinden olan Xultún, Guatemala’ da yapıldı. "Xultún yaklaşık 16 kilometrelik bir alana yayılmış bir şehir”, diyor Saturno yapılan bir basın toplantısında. Bazı Maya yapılarının kimisi 35 metre boyunda ve yağmur ormanının zemininden başlayıp göğe doğru uzanıyor. 

1915’te keşfedilen bu yerleşkenin bu kadar büyük olmasına karşın hakkında oldukça az sayıda resmi arkeolojik araştırma yapılmış. En büyük ilgiyi de yağmalanmaktan almış. Bu resmi olmayan araştırmaların yerleşke üzerinde büyük bir olumsuz etkisi olmuş ve Xultún ‘ün arkeolojik zenginliği ağır iklim şartlarıyla da zaman içinde hasar görmüştür.

Bunların hepsi resmi araştırmalar veya keşifler olmadığı anlamına gelmiyor tabii. Satumo’nun kendisi 2010 yılında bir grup bilim adamıyla birlikte bölgeye gelmiş ve Maxwell Chamberlain, aralarından bir bilim adamı, solda fotoğrafı görülen duvar yazısına rastlamış.

Eğitilmemiş bir göz için bu tarz kayalar diğerlerinden pek farklı değildir; ancak bu grup orada bir şey olduğundan emin bir şekilde araştırmış ve duvar yazısını bulmuş. Satumo’nun dediğine göre Maya resimlerine ulaşmak son derece zor. Zorluk Maya’ların resim yapmamasında değil, Guatemala ikliminin bu resimleri saklamak için uygun bir iklim olmamasında.

Araştırmacılar zaman zaman resim izlerine rastlıyor; ancak bu resimlerin büyük bir sanatsal içeriği olmadığı görülüyor. Yılmayan araştırmacılar yollarına devam ederek bir şeyleri keşfetmeye çalışıyor.

Satumo’nun dediğine göre odanın ne kadar büyüklükte olduğuna bakmaya karar verildi. Grup arka duvarı bulmak için Kuzey yönüne hareket etti. Duvarın boyundan odanın büyüklüğünü tahmin eden grup kısa zamanda odayı buldu ve oraya ulaştıklarında hiçbirinin tahmin dahi edemeyeceği bir şeyle karşılaştı. Buldukları şey Maya Kralı’nın bir resmiyd,. Resimde kral bir tahtın üzerinde oturuyordu. Bu yazıda, bulunan resim ile birlikte ilüstratör Heather Hurst’ün yeniden yapılandırdığı bir örnek görülüyor. Satumo’nun dediğine göre resim orijinal ressamının kullandığı renk pigmentleriyle yapıldı (kimyasal florasan yöntemi kullanılarak) ve böylelikle yüzyıllar boyu kalıcı olan renk de elde edilmiş oldu.

“Bu kadar iyi korunmuş bir duvar resmi bulmak bizim için şok ediciydi” dedi Satumo. "Resmi bir evin içinde bulmak ve bunun özellikle Xultún’ün kralını resmetmesi şok ediciydi.”

Bilinen en eski Maya takvimi

Tüm bu keşifler içinde en hayret verici olanı ise doğu duvarında bulunan bir dizi hiyeroglif metni ve sayılarıydı. Texas, Austin Üniversitesi’nden hiyeroglifler üzerine uzman olan David Stuart bu çizgi ve noktaları şu şekilde açıklıyor:

Bu çizgi ve noktalar bize tarihi vermekten çok zaman dilimlerini veriyor. Arkada kalan bu yazılar farklı sütunlar arasındaki zaman farkını bulabileceğimiz kadar çok. İki sütun arasında tahmin ettiğimze göre 177 veya 178 gün olduğu görülüyor. Bu rakamlar Maya’ların tuttuğu Ay takvimine göre çok önemli rakamlar. Bu bulduğumuz şeyin bir Ay takvimi olduğunu söylemek kuvvetle muhtemel.

Başka bir sütun dizisindeki her sütun gelecekteki 300milyon ile 2.5milyon arasındaki bir zamana işaret ediyor. Uzmanlara göre bu zamanlar Mars, Venüs ve Ay’ın tutulma zamanlarına işaret ediyor. Bulunan figürler, Maya öğrencilerinin uzun süreden beri bildiği ve toplumun 2012 yılında dünyanın sonunun geleceği saplantısının aksine, sadece 13-Baktun’un bittiğini ve başka bir takvim sayfasının açıldığını gösteriyor. Stuart Baktun 14, Baktun 15 ve Baktun 16’nın geleceğini söylüyor. Maya takviminin milyarlar, trilyonlar, kentrilyonlar ve hatta bizim bilmediğimiz yıllar boyunca devam edeceğini de sözlerine ekliyor.

Saturno :

"Antik Mayalar dünyanın devam edeceğini ve bundan 7000 yıl sonra da işlerin bugünkü gibi yürüyor olacağını öngördü.”

"bizler sonlara odaklanmışız; ancak Mayalar hiçbir şeyin değişmeyeceğini teyit etmek için uğraşmış. Bu zihniyet bizimkinden tamamen farklı."

 

Kaynak: http://www.sciencemag.org/content/336/6082/714

+ Yorum bulunmuyor

Yorum yap