2011 yılındaki bütün yayınların yarısı açık erişimli

Çevirenin notu: Türkiye'de henüz yeterli olgunluğa ve farkındalık düzeyine sahip olduğunu düşünmediğimiz “açık erişim” (open access) kavramını iyi bir şekilde tanıtacağını düşündüğümüz bu çalışmayı beğeneceğinizi umuyoruz.

Açık erişimli yayınlama hareketi Avrupa komisyonu için hazırlanan yeni bir rapora göre düşünülenden çok daha hızlı ilerliyor. 2011 yılında basılan yayınların yarısı artık çevrimiçi ortamda serbestçe bulunabiliyor, bu durum, önceki tahminlerin neredeyse iki katı daha fazla.

Araştırma Kanada kökenli bir araştırma değerlendirme şirketi olan Science-Metrix firması tarafından yürütülmüş, Araştırma ve Yenilik birimi için Genel Müdürlük seviyesinde yürütülen daha büyük bir araştırmanın bir parçası olarak sunuldu.

Science-Metrix firmasının yönetim kurulu başkanı (CEO) olan Éric Archambault şöyle diyor: “çeşitli veritabanlarından 320 bin örneği içeren bir literatür üzerinde çalışma yaptık ve bir “hasat” yazılımı geliştirerek yayının bulunabilirliğini araştırdık. Bir yayını serbestçe indirebiliyorsanız, açık erişimlı bir yayın olarak sınıflandırılıyor”.

Yazılım farklı disiplinlerden, 2001-2011 yılları arasında Avrupa, Brezilya, Kanada, Japonya ve ABD kaynaklı yayınları incelemiş. Örnekler arasında çevrimiçi veritabanlarındaki malzemeler (örneğin Scopus ve PubMed gibi) ve yayıncı kuruluş, başka kuruluşlar ve araştırmacıların sağladığı malzemeler bulunuyor. “Ciddi gözden geçirme” olarak Türkçe'ye tercüme edebileceğimiz “peer review” kavramının uygulandığı yayınların %40'ından fazlası, 10 yıllık süre zarfında serbestçe indirilebiliyor ve 2011 yılı tek başına incelendiğinde %50'lik bir oran elde ediliyor.

Raporun tahminleri benzer çalışmalar tarafından üretilenlere göre oldukça yüksek, bu çalışmalar açık erişimli olan basılı yayınların oranını %20-30 civarında tutuyor.

Archambault, tahminler arasındaki bu farkın açık erişim kavramının nasıl tanımlandığı ile anlaşılabileceği görüşünde. Science-Metrix firması çevrimiçi olarak serbestçe erişilebilir olan her tür yayını açık erişimlı olarak kabul etmiştir, bu sebeple üniversiteler ve kişiler tarafından web sitelerine yüklenen yayınlar da hesaba katılmıştır. Daha önceki çalışmalar yalnızca açık erişimli dergiler veya kaynaklarda bulunan yayınları kabul etmiştir.

Peter Murray-Rust, Cambridge Üniversitesi'nde çalışan bir kimyager ve açık erişim kavramının sıkı bir savunucusu olarak şöyle diyor:

“Açık erişimli yayınların sayısının artmasından çok hoşnutum”. Ancak “Açık erişim” kavramının bulanık bir şekilde tanımlanması bunun gibi çalışmaların sonuçlarını olumsuz etkileyebilir. Murray-Rust, şöyle devam ediyor: “Bazı dergiler yayınlarını işaretlemiyor, bu yüzden onların açık erişimli olup olmadığını anlamak mümkün değil. Yalnızca web alanında olması bir çözüm olmuyor”.

Archambault, Science-Metrix firmasının yaptığı çalışmanın telif hakkı ihlalerini görmediğini veya farklı açık erişim türleri arasında bir ayırım yapmadığını kabul ediyor. Ancak araştırmanın daha çok erişilebilir bir hale geldiğini gösteren diğer unsurların da olduğunu söylüyor. “Açık erişim hareketi bir tür kritik kütle unsuru haline gelmiştir” diyen Archambault, “Bu hareket hızlanacak. Arkasında çok sayıda insan var: hükümetler, akademi, ve hattâ bir dereceye kadar basımevleri de var. Bu hareket burada, ve burada kalmaya devam edecek” şeklinde sözlerini tamamlıyor.

 

Kaynak: rsc.org

+ Yorum bulunmuyor

Yorum yap